Bu şekilde başlar Franz Kafka’nın “Değişim” isimli dev eseri.
Romanda Gregor’un böceğe dönüşmesiyle birlikte başta ev halkı ve iş arkadaşları olmak üzere tüm toplumda bu genç adama karşı bir nefret başlar. Toplum bu istenmeyen değişime direnmektedir. Gregor’a karşı sevgi ve saygı yerini tiksintiye bırakır. Nihayetinde Gregor babasının sırtına attığı elmanın yapışıp çürümesiyle birlikte hastalanır ve bir gün ölür. Ailesi o güne kadar çalışarak kendilerine bakan oğullarına şefkatle bakmak şöyle dursun, ölümüne sevinip kutlamaya bile çıkarlar.
Kafka usta bize tek bir eserle birden çok ders vermektedir. Değişim kimsenin hoşuna gitmez. Çünkü değişim, var olanın inkârı ve daha iyi bir alternatif mevcut olduğunun iddiasıdır.
Motosiklete başladığınız ilk zamanları düşünün. İçinizdeki Gregor Samsa’nın böceğe dönüştüğü o sabahı. Sizi motosiklet kıyafetleri içinde, motor üzerinde gören yakınlarınız belki tepkilerini ölçülü tuttular, ancak toplumdaki motorcuya genel negatif bakıştan kaçabildiniz mi bugüne kadar?
Değişim doğanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Yalnızca insanoğlu değil, yeryüzündeki tüm canlılar gelişimlerini değişimlere borçludur. Genler çiftleşmelerle ve bozulmalarla (mutasyon) değiştikçe, ortaya farklı bireyler çıkması mümkün olur. Bu farklı bireylerin arasından yaşadıkları ortama daha iyi uyum sağlayanlar doğal seleksiyon kuralına göre ayakta kalır ve ürerler. Eğer genler değişmeseydi türler de ileri doğru değişmez, yerinde sayardı.
Değişim devamlıdır. İlk motosikletinizi aldıktan sonra her şey bitti mi? Başka hiçbir motosiklete binmediniz mi? Arkadaş çevreniz değişmedi mi? Peki ya hayata bakışınız? Bir arkadaş cenazesinden eve gelip de kafanızda ölümü sorgulamadınız mı hiç? Sizi motorcu yapan şey zaten değişime açık ruhunuzdu. Eğer motosiklete başladığınızdan beri biraz bile olsun değişmediyseniz, o asi ruhunuzu kaybetmiş ve değişime direniyor olabilirsiniz.
Değişime direnmek anlamsızdır. Çünkü yaşamın derinlerinde gömülü bir mekanizmadır bu. Etikte, ahlakta ya da ruhta bir değişim değil bahsettiğim. Biçimde, anlayışta, düşünme şeklinde değişim, farklı ve daha gelişmiş bakış açılarını bulabilmenin tek yoludur. Nasıl gelişmeyen her canlı evrim sürecinde ölüme mahkûmsa, değişmeyen her zihniyet de gelişemediği için tarihin mahzenlerinde çürüyüp ilkelleşmeye mahkumdur.
Kafka’nın bize verdiği en büyük ders ise Gregor Samsa’nın böcekleşmesiyle asıl vurgulanmak istenendir. Böcekleşmek aslında her gün aynı işe gidip, her gün aynı şeyleri yaparak kendi istemediği, toplum tarafından dayatılan bir hayatı yaşamayı bırakmaktır. Çünkü modern toplum kendisine biçilen rolü uygulamayanı böcek gibi iğrenç bulur. Böcekleşmenin asıl simgelediği toplumun rutinlerine isyandır.
Motosiklet yalnızca bir spor değildir.
Motosiklet bir hobiden ibaret de değildir.
Motosikletli hayat tarzı, hayatın dayatılmış rutinlerine itiraz ederek kendi tercihlerini ilan etme yöntemlerinden biridir.
Motosiklet, hayatı gerçekten yaşamanın bir yoludur. Ve eğer bu satırları okuyorsanız siz de benimle aynı yolun yolcususunuz.
Siz Gregor Samsa’sınız. Ve bir sabah uyandığınızda kendinizi dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldunuz. Farkında mısınız?
Motoron Haziran 2008
Murat Z. Özbilgi