Aprilia Caponord 1200

Aprilia Caponord 1200

“Çıktı, çıkıyor, geldi, geliyor” derken geçen sene sonunda EICMA’da tanıtılan yeni Caponord 1200, sonunda satışa hazır hale geldi

25 Ekim 2013 Yazı:Sanço Panço, Fotoğraflar:Özdem Erdem

Ferco tarafından ithal edilen Aprilia Caponord Türkiye’ye getirilmeye başlandı. Firma tarafından teste açıldığını duyunca, koşa koşa gidip aldık, üzerine de 500 kilometre yaptık. Motorun ilk fotoğrafları bir basın gününden alınmıştı. Kırmızı-siyah renkleri, RSV4’ten alınan ön yüzü, aşağılarda yer alan egzozuyla garip bir alet olarak görünüyordu. Sonra Milano’da fuarda siyah ve beyazını gördük. Özellikle beyaz olanı henüz bitmemiş gibiydi, üzerine de oturulamıyordu. Sonra ne oldu? Motor kanlı canlı İstinye’ye geldi, 3 farklı renkte üretim yapar hale gelmişler. Mat gri, aşağıdaki takımlar; jantlar, motor bloğunu geneli siyah, geri kalanı mat enfes bir gri renk. Kırmızı renklisi fotoğraflarda çiğ duruyordu, o başka bir güzel. Beyaz olanın Milano’da gördüğümüz o bitmemiş gibi olanla alakası yok, enfes… Egzoz çirkin, ama bir ses çıkartıyor, senfoni gibi. Sonra anladık ki, yine acayip bir iş yapılmış, egzozun iki farklı konumu var, çanta takmıyorsanız iki vida gevşeterek üst konuma alıyorsunuz, hoop, arka kuyruk ile egzozun çizgisi birbirini tutuyor. Çata takacağınız zaman ise alt konuma alıyorsunuz, açılan yere kocaman, kask bile alan çanta takılıyor.

 

Aprilia Caponord 1200 

 

Aprilia, Caponord’un geometrisini önce Dorsoduro modeli üzerinde çalıştı. Dorsoduro güzel bir motor, ancak supermotoyu andıran çizgisi ve sert yapısı ile kullanıcılar arasında yaygın olarak tercih edilebilen bir motosiklet değil. Dorsoduro’nun motoru ve temeli kullanılarak geliştirilen Caponord ise yumuşak bir Dorso değil, bambaşka bir motosiklet olmuş.

 

GENEL BAKIŞ

 

Oldukça uzun görünen motorun siyah-beyaz uyumu göz alıcı. İki parçalı, kırmızı dikişli sele daha oturmadan bile konforlu görünüyor, test ederken de insanı yanıltmadığını gördük. Aprilia’nın son dönemde kullandığı üzere, ön yüz RSV4 veya SRV850’den alınma. RSV4’te daha aşağıda kalan farlar, motor mimarisi sebebiyle bunda daha yukarıda ve kısa huzmeler enfes bir aydınlatmaya sahip. Uzun huzmeye geçildiğinde ortadaki far yanıyor, uzağı aydınlatıyor ancak aydınlatma gücü düşüyor. Kuyruktaki plakalık ve stop lambası da yine RSV4’ten alınma.

 

Aprilia Caponord 1200 

 

Yeni baştan tasarlanan tamamı dijital gösterge tam uzun yol meraklılarının arzu ettiği cinsten; ortalama hız, 2 tripmetre, motorun çalıştığı zaman, saat, vites göstergesi, devir ve hız göstergesi, yük ve süspansiyon durumu, hararet ve benzin göstergeleri, çekiş kontrol kademesi, ateşleme haritasının Yağmur (R), Tur (T), yoksa Spor(S)’da mı olduğunu gösteren bölüm, hep bu göstergenin içine sığdırılmış. Gösterge her türlü ışıkta kolay okunuyor.

 

Göstergenin kullanımı biraz karmaşık, sol gidondaki “Mode” düğmesi göstergedeki pek az bilgiyi değiştiriyor. Motor çalıştıktan sonra marş düğmesinden ateşleme haritası değişikliği bir Aprilia klasiği. ABS açma kapama, çekiş kontrol seviye, açma-kapama ayarları ve süspansiyonun otomatik hale getirilmesi özellikleri ise sadece motor olduğu yerde durur iken gösterge üzerindeki iki farklı düğmeden ayarlanıyor. Bunların hepsi sol elcikteki “Mode” düğmesinden olabilirdi. Ayrıca sağ gidonda Travel Pack modeline özgü elcik ısıtma ve cruise kontrol düğmeleri bulunuyor. Yan çantalar özel olarak bu motora uygun tasarlandığı için, oldukça uyumlu ve güzel görünüyorlar. Takıp çıkartması biraz beceri ve alışkanlık istiyor, ama zor değil. Çıkartırken anahtar ile takılma kilidini açmak gerekiyor. Kapakları sağa ve sola soğru açılıyor, içinde yükü sabit tutabileceğiniz lastikli şeritler mevcut.

 

Aprilia Caponord 1200   Aprilia Caponord 1200   Aprilia Caponord 1200

 

Motorun ergonomisini çok beğendik. Herşey yerli yerinde, sürüş rahat ve hiç yorucu değil. Multistrada ve yeni 1200GS’te sürücünün sol ayağının motorun orta sehpasının topuzuna oturması gibi bir detay, bundaki orta sehapada yok. Orta sehpa deyince, 2000 senesinde ilk Caponord’larda bu sehpa opsiyonel olarak satılıyordu ve oldukça pahalıydı. Neyse ki, bu yeni modelde orta sehpa artık standart. Arka çantalar takılı ise sehpaya alma işi biraz zorlaşıyor.

 

Aprilia Caponord 1200

 

SÜRÜŞ İZLENİMLERİ

Caponord 1200 son dönemde iyice kızışan ve derginin son sayısında ayrıntılı olarak incelenen hızlı ve konforlu sportif yol endurosu sınıfına katılan en son üye. Aprilia, Dorsoduro ve RSV4’te iyice geliştirdiği ve pozitif deneyimler elde ettiği 3 kademeli çekiş kontrolünü bu araca da koymuş. Sistem gerçekten iyi çalışıyor, arka lastiğin patinaja düşerek yanınıza gelmesini önlüyor. Hoş, şayet aşırı bir hızlı dönme varsa, gazı da hissedilir biçimde kesiyor, motor neredeyse olduğu yerde duruyor. Ancak bu durum aslında sürücüye bağlı, şayet kesiklikleri böyle hissediyorsanız; ya sürüş tarzınız biraz fazla hızlıdır ama çekiş kontrol ayarını çok yükseltmişsinizdir, ya da yolun tutuculuğunu çok azaltan mazot-su gibi bir dış etken ile karşı karşıyasınızdır. Aprilia bunları gidermek için güvenliğinizden ödün vermeksizin ayar imkanı sunmuş, beğendik.

 

ATC ve ABS istenirse kapatılabiliyor. ABS’nin kaptılması genellikle toprakta tercih edilen bir durum. Her ne kadar enduro görünümlü olsa da, Caponord’un 17 inçlik ön jantı ve üzerindeki Dunlop Sportmax lastikler, toprağa girmeye tabii ki çok uygun değil. Biz bunu pek önemsemeyerek toprakta da sürdük, stabilize ve bastırılmış düz yolda bir problem yaşamadık.

 

Motorun standart donanımında gelen Dunlop Sportmax lastikler Türkiye yolları ile pek uyum gösteremiyor diye düşünürken, izlediğimiz yabancı basında da Sportmax’lerle ilgili şikayetler olduğunu görünce çok da yanılmadığımızı anladık. Torklu ve kuvvetli motor sebebiyle arka taraf kolayca patinaja düşme eğiliminde iken, ön lastiğin tutuşundaki kararsızlık da virajda tam güven sağlayamıyor. Standart lastikler Dunlop ise, bunları bir an evvel uzun yolda bitirip Pirelli Angel GT kılıklı bir lastiğe geçilmesini tavsiye edebiliriz.

 

Aprilia Caponord 1200 

 

Lastiklerin bu zaafiyetine rağmen, Caponord hem virajlı, hem de düz yolda keyif verici bir yol motosikleti olmuş. Hele o egzozun çıkarttığı muhteşem senfoni, insanı sürekli gazlamaya zorluyor. RSV4’te de yer alan belli bir devirden sonra elektronik olarak devreye girerek egzoz üzerinde bir takım kapakları açan Exup sistemi bunda da var; belli bir devirden sonra duyulan homurtunun kaynağı bu. Vites yükselttikçe ve devir düştükçe egzozun sesi giderek azalıyor. Bu sesi duyabilmek için sürekli düşük viteste gitmek yakıt tüketiminizi arttırabilir. Motosikletin benzin deposunun tasarımı kendisini pek belli etmese de motorda 24 litrelik bir depo var, bunun 5 litresi rezerv.; ışık yanana kadar; yani depoda 5-6 litre kalana kadar 250 kilometre yaptık. Düşük viteslerde hızlı sürdüğümüzü düşünürsek, bu menzil oldukça iyi. Ortalama tüketimimiz 7 litre/100km civarında oldu.

 

Motorun üzerindeki sürücü yerleşimini beğendik, ön cam küçükmüş gibi görünse de sürücüyü korumayı başarıyor. Camın üst kısmında yer alan ve elle gevşetilen iki adet ayarlı vidayı gevşetip sıkarak cam seviyesi kolayca ayarlanıyor. Elcik korumalar motorun standart donanımında var ve oldukça işe yarıyorlar. Yaz sıcağında motorun en büyük problemi çok ısınması ve bu sıcağı sürücüye hissettirmesi. Bununla ilgili olarak yapacak pek bir şey yok, nitekim motoru bu konumdaki pek çok motosiklet benzer probleme sahip.

 

Alt devirlerdeki muhteşem böğürtü ve çekiş, vitesler yükseldikçe ve orta devirlere gelinince biraz kendisini kaybettiriyor. Orta devirlerde gaz kapalı ve devir düşük ise, hızlanmada isteksizlik gösterebiliyor. Gazı açıldığında uçan halı gibi uçuşa geçmesini, geniş gidonun motorun sürücüye verdiği güven hissini çok beğendik. Yoğun trafikte yüksek gidon sayesinde aralardan geçmek sorun olmuyor. Bir vites düşürüp motoru homurdatarak ilerletmek trafikte “ne geliyor yahu?!” biçiminde bakışları üzerinize çekmenize sebep oluyor. Önde Brembo radyal kaliperler kullanılmış. Ani frenlemede oldukça iyi duruyor, bu sırada da aşırı dalma olmuyor, motoru rahatlıkla çizgiden sapmadan durdurabiliyorsunuz. Arka fren pek çok motorda çok iyi olmuyor; örneğin Multistrada’da pek tutmadığını biliyoruz. Bundaki arka frenin çalışmasını ve dozajını beğendik.

 

DONANIM

 

1200cc. hacminde 90 derece açılı V2 motorlu yeni Caponord’un 2 donanımı var. Bir tanesi 15.500 euro fiyat etiketli baz versiyon. Bu fiyatla, rakipleri arasında fiyat/performans oranı en yüksek ürün. Bu donanımda bile kapatılabilir ABS, çekiş kontrol ve ateşleme haritaları standart olarak bulunuyor.

 

İkinci donanım ise, entegre yan çantalar, kendi kendisini otomatik olarak ayarlayabilen süspansiyon sistemi (ADD-Aprilia Dynamic Damping), cruise control (ACC), elcik ısıtma ve daha karmaşık bir arka amortisörün fiyata dahil olduğu “Travel Pack” ismini taşıyan versiyon; bunun da fiyatı 18.500 euro.

 

Aprilia Caponord 1200   

Aprilia Caponord 1200  Aprilia Caponord 1200

 

Aksesuar olarak Aprilia elini korkak alıştırmamış ve epeyce uğraşarak bir seri ek donanım hazırlamış. Baz modeli alanlar için yan çantalar, ayarlanabilir fren ve debriyaj kolları, jel sele grubu (yolcu ve sürücü selesi ayrı olduğu için bunlar da ayrı ayrı alınabiliyor), yine baz model için ısıtmalı elcikler, alçak sele gibi bir dizi ürünü Ferco’dan sipariş edebiliyorsunuz.

 

Aprilia Caponord 1200

 

Ferco’dan test için verilen motorun donanımı Travel Pack idi, dolayısıyla çantaları da vardı. Çatları söküp takmak zor değil ancak alışkanlık gerektiren bir yöntemi var. Çantalar takılı olduğunda da yolcu rahatça inip-binebiliyor, sürüş esnasında da çok rahatsız edici olmuyor. Çantaların en önemli özelliği Schubert gibi büyük kalıplı kaskları alacak denli büyük olmalarına rağmen, çantalar takılı halde iken motorun arka genişliğinin rakipleri arasında en dar mesafeye sahip ürünler olmaları. Çantalar takılı iken ölçülen 915 milimetrelik genişlik, motorun gidon genişliğinden daha dar.

 

Dolayısıyla yoğun tarfikte gidonun geçtiği her yerden çantalar da geçiyor. Çantalar çok aerodinamik gibi dursa da, üzerinde 130km/ s’ten fazla hızlı gidilmemesi yönünde bir uyarı var. Açılıp kilitlenmesi kontak anahtarı ile yapılıyor ve rahat.

 

Aprilia Caponord 1200

 

SONUÇ

 

Yurtdışı testlerini takip ediyorsanız, pek çok test sürücüsünün kafasının karıştığını göreceksiniz. Piyasaya bir anda çıkan pek çok benzer ürün haklı olarak herkesin kafasını karıştırdı. Aprilia’nın yurtdışındaki testlerinde henüz motorun özellikleri ve sürüş konforu tam olarak anlaşılabilmiş ve ortaya çıkmış değil. Özellikle yarı-aktif akıllı süspansiyonun davranışını hemen anlamak açıkçası kolay değil, ama hem tek kişi, hem de 2 kişi motorun dengesinin ve konforunun çok iyi olduğunu içtenlikle söyleyebiliriz.

 

En üst fiyat seviyesindeki KTM 1190’ın 22 bin euro, BMW GS’in benzer donanımının 24 bin, Ducati Multistrada’nın ise 26 bin euro olduğu düşünüldüğünde, Caponord’un 18.500 euroluk fiyatı gerçekten çok rekabetçi.

 

Bir alt fiyat sınıfında ise çantasız ve elektronik süspansiyonsuz baz fiyatı olan 15.500 euro (39 bin TL) ile Caponord kendisine Honda Crosstourer (38 bin TL) ve Yamaha Super Tenere(40 bin TL) arasında yer buluyor. Şayet siz de kendi deneyiminizi yaratmak isterseniz Ferco’yu bir ziyaret edin. Kışkırtıcı egzoz sesi, rahat bir koltuk, heyecan verici bir deneyim bu ziyarette bedava. Kaçmaz!

 

 

İlk Nesil Caponord ETV1000,

İkinci El Rehberi

 

Aprilia Caponord 1200

Caponord 2001-2003

 

1999 yılında büyük hacimli yarış motorları dünyasına RSV Mille ile girdi. Bu spor aracın motorunu daha ehlileştirerek, enfes bir şasi içine koyan Aprilia, o güne kadar eşine ender rastlanır rijitlikte, Caponord (Norveç’teki Kuzey Burnu) adını verdiği bir macera motosikleti üretti. Rahatlığı, yolcu selesinin konforu, entegre yan çantaları ve de çekici tasarımı sayesinde, sıfırdan üretilmesine rağmen kısa sürede macera motorları dünyasında kendisine saygın bir yer edindi. Türkiye’ye 2001 yılında ithal edilmeye başlanan motosiklet, çekici fiyatı sayesinde sınıfın lideri BMW 1150GS kadar olmasa da hatırı sayılır miktarlarda satıldı.

 

Alüminyum rijit şasi harika bir fikirdi, ancak bu rijitlik Türkiye’ye de gelen bir seri motosiklette şasinin ön boğazdan kırılması gibi bir probleme yol açtı. O dönemdeki distribütörün problemi üstlenmemesi motosiklet forumlarında “Capo kırılıyor abiiii” gibi uzun süreli tartışmalara neden olmuştu.

 

Aprilia Caponord 1200

Caponord Rally Raid

 

2001-2003 arasındaki modellerde ön sinyaller öndeki karenaja entegre edilmişti. Sürücüyü iyi koruyan devasa ön karenaj, çatık kaşlı ve yakışıklı ön farlar, dev ön karenajın arkasındaki mavi ışıkla aydınlatılan devasa analog-dijital karışımı gösterge grubu gibi özellikleri vardı. Rotax tarafından üretilen 60 derecelik V2 motorun kaydırmalı, kilitlenme önleyicili debriyajı o dönem için neredeyse para verseniz alamayacağınız çok önemli bir yenilikti ve standart olarak her modelde bulunuyordu. Jantları telli olmasına rağmen tubeless lastik takılabiliyordu ve bu yine o dönemde sadece GS’te görülebilen bir özellikti.

 

Aprilia Caponord 1200

Caponord 2004-2007

 

2004-2007 arasındaki modellerde ise ön sinyaller karenajdan ayrı biçimde tasarlanmıştı. Aprilia ve Caponord yazısının daha küçük oluşu gibi kozmetik değişiklikler haricinde bu iki dönemde motorlarda büyük bir farklılık olmamıştı. 2004-2007 arası dönemde üretilen modellerde opsiyonel olarak ABS bulunuyordu.

Çöl renklerinde üretilen özel model Rally Raid’de, standart modele ek olarak önde motoru koruyan plastik bir aksam, alüminyum sert çantalar ve standart orta ayak bulunuyordu, bu model de GS Adventure’a rakip olarak çıkartılmıştı. İlk nesil Caponord’un üretimi 2007 yılında bitti.

 

Detaylı bilgi ve çeşitli kullanıcı çözümleri için: www.caporider.com