Bir Başkadır Toroslar

Bir Başkadır Toroslar

Motoron olarak 2006 yılında Akdeniz’e büyük ihtişamıyla bakan Toros sıra dağlarının büyük bir bölümünü, yaklaşık 3000 km lik bir turla hafızalarımıza ve kameralarımıza sizlerle paylaşmak için kaydettik.

30 Temmuz 2013 Yazı:Oygar Han Omur, Fotoğraflar:Özdem Erdem

Motosikletlerimiz ve bizler gerekli ekipman ile donatılmış olduğundan yüksek rakımları sonuna kadar zorlamak için hiçbir engel yoktu. Bölgeye, Elmalı ve Korkuteli bölgesinden başladık. Her tepeyi aştığınızda, her virajı geçtiğinizde sürpriz manzaralarla karşılaşmak insanın sürüş zevkini de arttırmakta. İlk günler biraz yağmur altında sürdüysekte güzel manzaralar ve toprak kokusu bir çok negatif durumu aldı götürdü.

 

Bir Başkadır Toroslar

Antalya merkeze 25 km mesafeden Korkuteli otoyolunu terk ederek güzel çam ormanlarının içine daldık. Bu seyahatteki rehberimiz ve aynı zamanda yakın dostumuz Volkan Cömert ile 3 motosiklet ormanın sessizliğini geçici bir süreliğine de olsa bozmaya başladık. Bir saat kadar sonra Antalya’nın kayak merkezi olan Saklıkent dağ yoluna çıktık. Saklıkent, Antalya’da tam bir tezat. Sıcağıyla ve deniziyle tanıdığımız Antalya’nın küçük kayak merkezi. Ocaktan marta kadar burada kayak yapmak mümkün. Başımızı zirveye çevirdiğimizde güneşte parıldayan metal bir kubbe görüyoruz. Tübitak’a ait olan Gözlem Evi 2450 metre yükseklikteki zirveye kartal yuvası gibi konumlandırılmış.

 

Bir Başkadır Toroslar

 

Giriş kapısına kadar bozuk, bol kayalı bir zeminde çıkış yapmamıza rağmen içeri girmemize maalesef izin vermediler. Kışın, istasyona giden bu yol tamamen kapanıyor ve ihtiyaçlar sadece teleferikle karşılanıyormuş.

 

Bir Başkadır Toroslar

 

Eylül ayında olmamıza ve güneş olmasına rağmen, kuvvetli rüzgar ve soğuk hava hakimdi. Her çıkışın bir inişi vardır diyerek zorlu dönüş yoluna başladık.

Bir Başkadır Toroslar

 

Dağ yolu üzerinde bulunan yayla köyünün birinde mola verdiğimizde bölgenin geçim kaynaklarının ağırlıklı sebze, özellikle domates, olduğunu bunun yanında küçük baş hayvancılığında geçime katkısı olduğunu öğrendik. Bölge köylüsü, ülkemizin bir çok yerinde olduğu gibi son derece sıcak ve misafirperver. Saklıkent yolunun inişinin 25.km.sinde eski bir mermer ocağından içeri döndüğünüzde yarım saatlik tatlı bir orman parkurundan sonra yol sizi bölgenin meşhur manzaralarından Güver Uçurumu’na götürüyor.

 

Bir Başkadır Toroslar

 

Burda manzara gerçekten çok güzel. Kanyon şeklindeki bu doğal güzelliğe sahip Güver Uçurumu, üç dağın birbirinden ayrılmasıyla  115 metrelik bir derinliğe sahip olmuş. Yaşının, bir milyon yıl olduğu tahmin edilen uçurumda fotoğraf çekmek için geniş açılı bir objektif kullanmanızı tavsiye ederiz.

 

 

Bir Başkadır Toroslar

 

  Ertesi günkü rota Antalya’nın daha doğusunda kalan Uçan Su şelalesi ve Köprülü Kanyon’du. Burda yol durumu Selge’ye kadar asfalt, ondan sonrası stabilize olarak devam etmekte. Delisarıç köyü son derece enteresandı. Dev kayalar arasına kurulmuş köyün sokaklarını ve şeklini adeta doğa belirlemiş. Köyün içinde giden yolları, dönemeçleri dev kayalar çizmiş. Her köşede bir heykeltraşın izi var sanki. Kayalık ve bir o kadar da yeşil olması inanılmaz sıcak bir ortam yaratıyor. İnsanları da bir o kadar cana yakın. Volkan’la sohbete girdiğimiz bir amcanın yaşı üzerine tahminimiz bizi çok yanılttı. Azami 50 yaşında diyebileceğimiz Hüseyin amcanın yaşının 71 olduğunu öğrenince ilk şok dalgasını yedik. İkincisi ise arkadan bastonla gelen 100 yaşındaki tatlı bir nineydi. Bir asır dile kolay. Ne demeli!

 

 

  Köprülü kanyonda yapılan rafting adrenalini gerçekten yükseltmekte. Diğer bir alternatifte Köprülü çayının kaynamaya başladığı noktada Alabalık ziyafeti. Harika bir manzara ve harika bir lezzet. Bunu şiddetle tavsiye ederim.

Bir Başkadır Toroslar

 

Bir Başkadır Toroslar

 

Uçan su şelalesini kış aylarında onbir, yaz aylarında ise sayısı altıya düşen akarsu besliyor. Bizim geçişlerimizde derelerin debileri yok denecek kadar azdı. Söylenenlere göre kış ve ilkbahar aylarında geçişlerdeki derinlikler kimi yerlerde 70-80 cm leri bulmaktaymış. Bu bölgede turistlere ATV ve arazi araçlarıyla hafif nitelikte safari turları düzenleniyor.

 

Bir Başkadır Toroslar

 Uçan su, yaklaşık 25-30 metrelik bir mesafeden kayalardan süzülerek, altında bir havuz oluşturmuş. Biraz serinde olsa burada yüzmek gerçekten çok keyifli. Hoşumuza gitmeyen nokta ise kötü bir tesisin orda konuçlanmasıydı. Maalesef kötü bir müzik setinden çıkan, kötü bir müzik, ortamın büyüsünü bozmaya yetiyordu. Buradan asfalta kadar olan dere geçişli off-road parkuru enduro motor kullanıcıları için gerçekten keyifli. Tatlı virajlar, hafif iniş çıkışların yanında derelerden hızlı geçişler. Önemli bir uyarı ise; hızlı bir şekilde dere geçerken motorunuza ayaklarınızı sıkı basmanız. Motosiklet ile dere geçişinin bir anda su kayağına dönüşebilmesi hoş olmuyor. Burada pilotajınıza, motorunuza ve de özellikle lastiklerinize çok iş düşmekte.

 

  Ertesi gün daha sıkı bir rotaya imza atmaya hazırlandık ve daha batıya doğru yöneldik. Antalya’nın Kemer ilçesinde enduro motosiklet kiralayarak turlar yapmakta olan dostumuz Aslan …… buluştuk. Lakabıyla dostumuz Aslanko’nun bölge hakkındaki birikimleri sayesinde kısıtlı vaktimize daha fazla kilometre sığdırabilecek ve daha fazla yer tanıyabilecektik.

 

Bir Başkadır Toroslar

Elmalı - Finike yoluna paralel giden bir orman yolundan Kumluca Alakır barajına vardık. Stablize yola saparak Oluklu yaylanın dibinden Yalnız köye, ordan Tekke köyüne geçtik.(Apdal Musa Türbesi) 9 göller bölgesini görebilmek amacı ile Çilli Kara ormanları yolundan tırmanmaya başladık. Havanın hafif puslu ve yağmurlu olması yol şartlarını biraz ağırlaştırıyordu. Böyle yolculuklarda katedebildiğiniz mesafeler kısa bile olsa harcanan efor çok yüksek oluyor.

 

Bir Başkadır Toroslar

Toroslar’da, zeminler genelde kayalık ve oynak taşlarla bezeli. Birde yağmur faktörü eklenince lastikleriniz bu taşlar üzerinde çok kolay bir şekilde kayabiliyor. Bir iki kere yanlış yola saptıysakta sonunda hedeflediğimiz Dokuz Göllere ulaşmayı başardık. Gerçekten görülmesi gereken güzel bir doğa burada sizi beklemekte. Buradan Gömbe ilçesine yöneldik ve tekrar iniş başladı. Bence en güzel manzaraları inişlerde yakalıyorsunuz. Çünkü tırmanırken hem arkanız manzaraya dönük oluyor hemde bozuk zeminde düşmemek için gazlamanız ve daha pür dikkat olmanız gerekiyor.

 

Bir Başkadır Toroslar

Gömbe’de güzel bir yemekten sonra 1800 metre rakımda olan Yeşil Göl’e gitmeye karar verdik. Köylülerin tarifiyle 10 km.lik bir çıkışın sonunda gölü görecektik. Ben biraz fazla çıktığımızı tahmin etsemde duraksamadan tırmanmaya devam ettik.Yol sonlara doğru inanılmaz derecede sertleşmişti. Kayalar bir futbol topuna yakın büyüklüklere varmaya başlayınca kesinlikle yanlış gittiğimizi anladım. Durup GPS cihazına baktığımda 2085 metre rakımı göstermekteydi. Sanırım fazla tırmanmıştık.

Bir Başkadır Toroslar

Yol patika halini almıştı ama manzara o kadar güzeldi ki yoldan ayrılmayı gönüller hiç istemiyordu. Zamanımız olmadığından dönüp Yeşil Gölü bulalım dedik ve vadide gördüğümüz yayla evine yöneldik. Bugüne kadar birçok yayla köyüne veya hanesine gittim ama hayatımda ilk defa tüfekle karşılandım. Bu tatsız karşılamayı fazla bir muhabbetle uzatmadan yanlış yerde olduğumuzu anladık ve fazla çıktığımız yolu geri döndük. 1800 metrede ufak sapağı daha önce gözden kaçırmamızı da anlamış değilim. Sapınca grayderlerin yeni açtığı taşlı bir yola çıktık. Birkaç kere daha yanlış makaslara sapsakta sonunda Yeşil Gölü bulduk. Gerçekten de yemyeşil bir göl.

Bir Başkadır Toroslar

 

2700 metre rakımlı Akdağların arasında 1800 metrede kalan bu göl gerçekten harika bir görünüme sahipti. Yeşil Göl'ün 1 km kadar güneybatısında Aygır Göl'ü adı ile anılan küçük bir göl daha var. Bu gölden batan sular, bir pınar şeklinde açığa çıkmakta ve Uçan Su Şelalesi'ni oluşturmaktaymış. Şelalenin suları , Gömbe tarafına doğru akarak Subaşı Deresine karışıp Avlan Gölü'ne dökülmekte. Akdağlar'ın Gömbe'ye bakan doğu yüzü her zaman daha serin. Fethiye'ye bakan batı yüzü ise, bu yüze oranla daha ılıkmış. Kış aylarında Akdağ'ın zirveler bölgesine çok kar yağar, temmuz ayında bile burada kar görülebilirmiş.

Bir Başkadır Toroslar

 

 Geldiğimiz yoldan geri dönmek olmaz tabi. Dönüş rotamızı farklı çizdik. Derme, Finike üzerinden Olympos’a ulaştık. Bu rota biraz ağır olmuştu. Toplamda 485 km.lik bir parkurun yarısına yakını ağır arazi şartlarında geçmesi ve devamlı durup fotoğraf almak motosiklet üzerinde gerçekten çok kolay değil. Günün sonunda çok yorulmuştuk. Olympos’ta o geceyi geçirmek iyi bir fikirdi.

 

Bir Başkadır Toroslar

Ertesi gün Olympos - Kemer arasında maden yolu denilen, kıyılara paralel giden bir yola girdik. Biraz sert iniş ve çıkışlara sahip yolda güzel koyların içine girip çıkıyorsunuz. Yol Antalya’nın klasik jeolojik yapısını taşıyor, bol taşlı, kayalı ve hareketli bir zemin. Bu yol şartlarına birde sıcaklık eklenince şartlar daha da zorlaşıyor. Ekim ayı bile olsa Antalya güneşi ensenizde yumurta pişirebiliyor.

Bir Başkadır Toroslar

 Yedi günlük bir program sonunda eve dönüş yoluna geçme zamanı gelmişti. Dönüş yolunun da bir rakım hastalığı içinde yanan endurocuya uygun olması lazımdı. Korkuteli ilçesine takribi 7-8 km kala Güzelköy ve İmecik yaylası sapağını gördüğüm anda daldım. Amaç İmecik yaylasını ve dağları aşarak Elmalı’ya varmaktı ama bunun o kadar kolay olmadığını maalesef bilemiyorduk. Tabeladan 10 km sonra asfalttan ayrılıp yayla yoluna giriyorsunuz ve Beydağlarına tırmanma başlıyor. Eşeği üzerindeki bir amcaya rastladığımda sıkı bir yol tarifi aldım ama ihtiyarın dediğine göre bu aylarda yaylada değil insan, köpeğe bile rastlanmazmış. Arkanızdaki manzara gerçekten çok güzel. Havanın net olması nedeniyle Torosların büyük bir bölümünü bu mevkiden çok ihtişamlı bir şekilde görmek mümkün.

Bir Başkadır Toroslar

Temmuz aylarında yapılan İmecik Yaylası Şenlikleri’nde katılım beş bin kişiye kadar çıkabiliyormuş. Maalesef yanlış zamandayız. Amcanın da dediği gibi İmecik yaylasının arkasındaki İmecik köyüne kadar çorak doğa da bizden başkası yoktu. Yaylaya 12 kilometrelik temiz bir toprak yoldan ulaşmak mümkün. Burdan devam ettik ve yaklaşık 26 km sonra İmecik köyüne indik. Burdan Elmalı asfaltına çıkıldığını söylediler ama biz yaylalardan gitmeyi tercih ettiğimiz için yol notlarını ve tarifleri sıkı bir şekilde aldık. Şimdiki hedef Çakmak Yaylası Bozhöyük Köyü ve Elmalıydı. İmecik köyünden sonra Çakmak yaylasına kadar yaklaşık 28 km karşılıklı dağların eteklerinden seyrediyorsunuz. Tahminimce 300-400 metrelik uçurumdan dağların arasında kalan ovada koyunlar küçük kurtçuklar gibi gözüküyordu.

 

Bir Başkadır Toroslar

 

Tam karşımda inanılmaz heybetli duran dağlara bağırmaya engel olamadım. Çıt yok ve bağırdığınızda dağlardan yankılanan sesiniz, yükseltinin ve yüceliğin içerisinde motosikletinizle kendinizi gerçekten vadiden gözüken koyunlar gibi hissediyorsunuz.

Bir Başkadır Toroslar

 

Bu manzara gerçekten beni büyülemişti ama yola devam dedik. Çakmak yaylasından sonra yaklaşık 30 km sonra olması gereken Bozhöyük’e bir türlü ulaşamadık. Köylüler bu konuda çok iyimserlerdir. Size “aha şurası” veya “hemencicik giderik” dediklerinde onların yakınlık kavramlarına şüphe ile yaklaşın. Yol ve mesafe kavramları şehirli insanlardan çok farklıdır. Zaten “hemencecik şurası” diye parmakla gösterdikleri yer gözükmüyordur bile. Bu yüzden hemen bu dağın arkası diye tarif edilen Bozhöyük köyüne varmak için sanırım 4 tane dağı aştık. Arazide yaşayan insanın mesafe kavramı gerçekten farklı. Dağlar bitince küçük bir vadiden yola devam ettik ve çılgın bir kuzuya vurmamak için aniden yavaşladık.

 

Bir Başkadır Toroslar

Arkadan koşan yayla köylüsü teyze kuzunun araç görünce deli gibi üzerine koştuğunu ve “sabahleyin trahtör ezeceğdi nirdeyse” demesiyle kuzuya Donkişot ismini taktık. Bu kadar tatlı bir hayvan olamaz, öptükçe “meee” diyordu. Donkişot’u da geride bıraktıktan 7-8 km sonra Bozhöyük köyüne ulaştık. Buradan asfaltı takip edip standart eve dönüş yolu başladı.

 

Bir Başkadır Toroslar

  Bütün bir adıyla Toroslar, Akdeniz bölgesini ihtişamıyla kaplamaktadır. Bu bölgeyi gezecek motosiklet sürücülerine tavsiyemiz planlarını ilkbahar veya sonbahar aylarına göre yapmalarıdır.Yazın bu bölgeler gerçekten çok sıcak oluyor. Rakımı seven enduroculara da iyi ekipman ve iyi bir çift arazi lastiği öneriyoruz.

 

  Bu gezide bize rehberlik eden Volkan Cömert’e ve Moto Aslanko’ya teşekkür ederiz.

İLGİLİ HABERLER
Pers Medeniyeti'nin İzindeİran çok mistik bir ülke… herşey tarihten kopmuş ve bugüne kadar gelmiş. İnsanları çok kibar ve yardımsever. İ....