BMW R60/6 “ARCH”

BMW R60/6 “ARCH”

Son dönemlerde karşımıza çıkan en başarılı custom motosikletlerden biri olan Arch, detaylarında sakladığı özen ve göz dolduran estetik yapısıyla bu ayki custom sayfamızda gururla yer alamayı gani gani hakediyor.

22 Mayıs 2014 Yazı:Batuhan Emrem, Fotoğraflar:Taner Öner

Kimi zaman güzel ve değerli olan şeylere ulaşabilmek için çözümün, onları çok uzaklarda aramak olduğunu düşünürüz. Söz konusu özel yapım motosiklet olduğunda da durum buna benzer bir hal alıyor. Hele ki custom tüm Avrupa'da daha çok popüler olan retro temalı cafe-racer ve scrambler gibi tarzlar göz ardı ediliyor. Ne yazık ki custom motosiklet dünyasına oldukça dar bir çerçeveden bakılan bu coğrafyada retro tarzda bir motosikletle karşılaşmak hayal gibiyken bir umut ışığı Ege'den yükseldi. Custom motosikletler üretmeye oldukça meraklı ve aynı zamanda bu konuda şüphesiz yetenekli olan Serkan Ünverdi'nin son projesi olan “Arch”, gerçek anlamda uluslararası alanda üretilen diğer özel yapım motosikletler ile kıyaslamaya tabi tutulacak kalite ve şıklıkta bir motosiklet. Serkan Bey daha önce de, yine retro bir BMW projesi ile Haziran 2013'te Motoron'un sayfalarına konu olmuş ve son derece başarılı olan bu eseriyle de neler yapabileceğini göstermişti. Ancak şimdi karşımızda duran Arch'ı, önceki BMW'ye göre kıyaslarsak “ustalık eseri” statüsüne koymamız yanlış olmaz.

 

BMW R60/6 “ARCH”

Birkaç metre uzaktan değil, 30 cm yakındna bakıldığında da tüm detaylarda temiz ve düzgün bir işçilik...

 

Peki Arch'ı bu denli özel kılan ve etrafta gördüğümüz diğer birçok özel yapım motosikletten ayıran özellikleri neler? Sorunun cevabı şüphesiz motosikletin üzerindeki parçaların kalite ve değerinden çok Serkan Bey'in motosikletin yapım aşamasında gösterdiği titizlik, mükemmeliyetçilik ve tüm bunların var olmasını sağlayan sabrı. Ortaya çıkan eserin sonunda tam istenildiği gibi olmasını sağlayan bu zorlu şartları yerine getirmenin zorunlu olduğunun farkında olan Serkan Ünverdi, mekanik bilgisi ve modelciliğe olan merakından ötürü elde ettiği el becerisi ile kolları sıvamış ve Türkiye'de doğacak olan en özel retro modellerden birisini yaratmaya İzmir'de başlamış.

 

 

“Retro, özellikle yurt dışında bilinen ve popüler bir tarz. Türkiye'de de bu tarza karşı olan ilginin daha da artması ve bilinir hale gelmesini istedim."

 

 

Motosikletin yapım hikayesini anlatırken ilk olarak neden bu tarz bir motosiklet üretmeye karar verdiğini açıklıyor Ünverdi:

 

BMW R60/6 “ARCH”

 

“Retro, özellikle yurt dışında bilinen ve popüler olan bir tarz. Türkiye'de de bu tarza karşı olan ilginin daha da artması ve bilinir hale gelmesini istedim. Ülkemizde custom motosiklet denildiğinde, çevremdeki arkadaşlarım chopper motosikletleri anlıyor. Oysa custom motosiklet kişinin zevklerini ve hayat tarzını belirten motosiklettir.”

 

BMW R60/6 “ARCH”

BMW R60/6 Arch'ın yaratıcısı Serkan Ünverdi

 

Arch'ın üzerinde şöyle bir göz gezdirince bunun Serkan Bey'in ilk özel yapım aracı olmadığı açıkca görülebiliyor. Daha önce 74 model Hot Rod tarzında bir Volskwagen Beetle, veya ülkemizde yediden yetmişe herkesin ismini bileceği şekilde “tosbağa” ve café-racer bir BMW ile yeteneğini gösterdikten sonra bu projelerle hem bilgisini hem de deneyimini arttırmayı başaran Ünverdi'nin son eseri ise BMW R60/6 baz alınarak yaratılan Arch olmuş. Her detayında emek olan neredeyse kusursuz bir motosikleti üretmek için ise elbette bir adamın bilgi ve yeteneğinden daha fazlası gerekiyor; her iyi projede olduğu gibi farklı konularda uzman birden fazla kişinin katkısıyla harmanlanarak elde edilen sonuç mükemmele bir adım daha yaklaşıyor. “Öncelikle her şeyi kendiniz yapmazsınız” diyor Ünverdi. “Mutlaka o işin ehli bir usta bulmalı ve onunla çalışmalısınız. Örneğin boya işçiliği, şahsen pratik olarka boya yapabilirim ancak bu işe yılların vermiş bir usta gibi boya yapmam yıllar alır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki kişi, her işi kendisi uygulamada yapamayacak olsa da yapılan iş ve ortaya çıkacak sonuç hakkında en az usta kadar teorik bilgiye ve beceriye sahip olmalıdır. Böylece projeyi tasarlayan veya yapan kişi detaylarda bir başkasına insiyatif vermesin ve sonunda istenilen sonuç elde edilebilinsin. Bunun için her zaman mükemmeli hedeflemek şart.”

 

Arch ile ilgili bahsettiğimiz detaycılık ve titizliği doğuran sebep ise yaratıcısının, henüz projeye başlamadan, planlama aşamasında aldığı kararın sebebi: “Böyle bir projede kendim ne gibi bir artı değer katabilirim diye düşündüğümde bugüne kadar olan hobilerimden statik ve RC modelcilikten edindiğim detay işçiliği becerisini, bu projede daha iyi yansıtmayı hedefledim. Amacım birkaç metre uzaktan bakıldığında değil, 30 cm yakından bakıldığında da tüm detaylarda temiz ve düzgün bir işçilik sergilemekti.”

 

BMW R60/6 “ARCH”

 

Her yeni girişimde ortaya başarılı bir eser çıkabilmesi için projenin, üretim için hazırlık aşamasına geçmeden önce mantıklı bir şekilde planlanması ve ana çizgilerinin çekilmesi yalnızca özel yapım motosiklet konusunda değil, seri üretim motosiklet üretme alanında da uyulması gereken ilk ve en önemli kurallardan birisi. İşi baştan sıkı tutarak planlı şekilde ilerlemeye başlayan Ünverdi: “Amacınızı, bütçenizi, imkanlarınızı, el yeteneğinizi çok iyi analiz edip ona göre projeye soyunmak en doğrusu, zira sınırsız bütçeyle çalışıyorsanız o zaman bulabildiğiniz tüm yedek parçalar hazır olarak satın alınabilir ancak elbette bu durumda iş restorasyondan çok renovasyon oluyor. Bütün bunlar için çok iyi bir hazırlık süreci gerekiyor. Bugüne kadarki bütün projelerimde henüz işe başlamadan projenin genel tasarımını kafamda oturtmuş, gerekli olan parçaların ne olduğunu, nereden, nasıl temin edileceğini tespit edip ederek yola koyuldum. Arch'ta, gerekli gördüğüm mekanik kısımların parçalarını değiştirerek, işlevselliğini yitirmemiş ancak estetik açıdan deforme olmuş parçaları da restore ederek çözüm ürettim. Böylece planladığım bütçeye de sadık kalmış oldum.”

 

Yol haritasını çizdikten sonra BMW R60/6 için gerekli olacak olan parçaların tedarik süreci başlamış. Her çocuğun ismi doğmadan önce ebeveynlari tarafından kararlaştırılır. Bavyeralı içinse Serkan Bey, kurnaz, cin gibi manasına gelen ve aynı zamanda Pers prensi Garcief'in atının adı olan Arch ismini uygun görmüş ve hazırlık sürecine geçilmiş. Özel yapım motosikletlerin çok sayıda iyi örneğinin ülkemizden çıkmamasının sebeplerinden birisi de şüphesiz gerekli olan aksesuar ve yedek parçanın kolayca bulunuyor olmaması. Bu sebepten ötürü Serkan Bey parçaların çoğunu yurt dışından sipariş etmek zorunda kalmış. Arch için getirilen bu parçalar: Firestone Delux Champion serisi Retro lastikler (Serkan Bey lastik konusunda da projenin tam aklından geçtiği gibi bir sonuca ulaşması adına Türkiye'de de motosikletine uygun lastiklerin bulunmasına rağmen kafasında yatan tasarımı oluşturmak ve tam anlamıyla retro bir hava yaratmak için tercihini Firestone marka bu lastiklerden yana kullanarak sipariş etmiş.), Continental iç lastik, Bates ön far, Sporto fren lambası, bar-end parlatılmış alüminyum sinyaller, Beston type kahverengi elcikler, Acewell parlatılmış alüminyum alaşım dijital gösterge, MegaGold serisi susturucular -ki Ünverdi bunların pek de susturamadıklarını söylüyor- ve motosikletin yeşil ana rengi üzerinde yer alan krem renkteki şeritlere uygun olması adına özellikle sarımtırak renge sahip olarak seçilen kevlar lifli egzoz sargısı. El yapımı olacak parçaların tespit edilerek planlanması ve bütün bu parçaların hazır edilmesinin ardından işin özen ve emek gerektiren kısmı başlamış.

 

BMW R60/6 “ARCH”

 

En başından beri detaydaki temizliğe titizlikle dikkat edilerek yapılması planlanan bir motosiklet için iş daha da emek isteyen bir hale geliyor. Sipariş edilen parçalar bu motosiklet için özel olarak yapılmadığından bunların Arch için fabrika çıkışı derecesinde uyumlu hale getirmek büyük uğraş veren Ünverdi yalnızca stop lambasının alıştırmasının ve motosiklet üzerine sorunsuz şekilde monte edilebilecek hale getirilebilmesinin dört saatini aldığını söylüyor. Kuyruk şasisinin kısaltılması, yeni sele ve retro bir yarışçının olmazsa olmazı number plate için bağlantı parçalarının hazırlanmasının ardından motosiklet artık, toplandığında eşsiz olması üzere sökme aşamasına alınmış. Motor bloğu ve alıştırılan diğer parçaların şasiden sökülmesinin ardından hem motor hem de diğer parçalar için yenilenmesi gerekecek olan elemanların tespiti yapılarak bu parçalar için bir sipariş süreci daha başlamış. Şasi tekrardan elden geçirilerek kumlanıp boyanmış, depodaki torpido gözü de iptal edildikten sonra motosikletin imajını belli edecek en büyük unsurlardan biri olan renk seçimine gelmiş sıra. İlk olarak retro havayı ve Avrupalı yarışçı teması vermek üzere renk seçimini Jaguar ve Lotus marka araçlarda gördüğümüz meşhur İngiliz yarış yeşiline benzer bir renkten yana yapmış. Depo'daki torpido gözü iptali ve arka çamurluğun modifikasyonundan sonra sıra aracın ruhunu gerek yapısı gerekse rengiyle göz önüne seren seleye geliyor.

 

Birçok renk seçeneği arasından motosiklete en uygun renk olarak karar verilen kahverengi olmuş ve gerçek geyik derisi bu renge boyanarak sele hazır hale getirilmiş. Aracın numara levhası ise yine Arch'ın genel yaratılış kalitesi ve titizliğinin örneği; 76 model bir BMW R 60/6 temeli olmasından dolayı 76 numaraya sahip olan “Pers Atı”nın yazı fontu da özel olarak yapılan bir araştırma sonucunda karar verilerek uygulanmış. Firestone marka lastiklerin sardığı jantların tamamı mat siyah elektrostatik boya ile kaplanıp teller yeniden örülmüş. Estetik değişikliklerin ve restorasyonların yanında çoğu amatör özel yapım motosiklet yaratıcısının yapacağının aksine Arch'ın alaşım parçalarındaki fabrikasyon kalıp ve pres izleri tesviye edilip temizlenerek daha pürüzsüz ve yalın bir görünüm elde edilmiş. Aynı şekilde tüm kauçuk parçalar yenilenerek sökülen tüm aksamların bakımı ve tamiri yapılmış, amortisörlerden benzin musluklarına kadar her şey elden geçirilmiş. Yani Arch dışarıdan göründüğü kadar, içi de temiz ve sağlık bir motosiklet. Parçaların yenilenmesinin ardından motor ve şasi tekrardan birbirleriyle buluşturularak montaj aşaması başlamış.

 

Bu sırada motosikletin tarzının eski model bir sport tourerdan retro bir yarışçıya dönmesi sebebiyle elektrik tesisatının yenilenmesi ve aracın değişen yapısına göre işlevselliğinden ödün vermeden eskiden ön farın içinde yer alan röle ve sigortaların depo altına alınacak şekilde uygun şekilde çekilmesi gerekmiş. Son olarak Arch'ın belki küçük ama estetik anlamda oldukça fark yaratan depo üzerindeki deri kayışlarının da uygulanması ile sıra artık motor ayarlarını yaptıktan sonra marşa basarak bu BMW'yi bambaşka bir kılıkta yeniden uyandırma gelmiş. Serkan Ünverdi'nin toplamda 3,5 ay içerisinde 500 saatlik çalışma ile gerçekten büyük emek vererek yaptığı Arch, özellikle ülkemizde yaratılmış olmasıyla bizler için ayrıca büyük bir değer kazanıyor. Bir custom motosikletin, nasıl bir özenle yaratılması ve en ince ayrıntısına kadar yeniden işlenmesi gerektiğini gözler önüne seren bir proje olarak Arch, bu anlamda da özel yapım bir motosikletin neden “özel” olduğunu göstermiş oluyor. Bu çok başarılı custom model için Serkan Ünverdi'ye tebriklerimiz sunuyor, bundan sonra da ortaya çıkartacağı eserleri içinse şimdiden bekleyişte olduğumuzu memnuniyetle belirtiyoruz.