Budapeşte-Bamako Ralli 2016

Budapeşte-Bamako Ralli 2016

Seruvenin ilk Türk ekibi: 2ADVENTURERIDERS

10 Mayıs 2016 Yazı ve Fotoğraflar:Alper Günay

2005’ten bu yana her yıl düzenlenen ve yarış kategorisi Dakar rallinin amatör versiyonu olarak da adlandırılan Budapeşte - Bamako ralliye Türkiye’den daha önce hiç katılım olmamıştı. 2adventureriders takımı olarak Erhan (Pişkin) ile rallinin 2016’ta düzenlenecek olan on birincisine katılmak üzere 2014 yılından itibaren hazırlanmaya başladık. Motosikletler ile katıldığımız bu ralli, ağırlıklı olarak 4x4 araçların yer aldığı ama her tür araç ile katılımın serbest olduğu bir macera; aynı zamanda Afrika’nın en büyük bağış ralli organizasyonu. Bu bakımdan biz de Birleşmiş Milletler ile çalışan African Hungarian Union (AHU) için bağış topladık. Bu yardımlar sıtma, aids, açlık ile mücadele dahil eğitim ve sağlık alanlarında kullanılıyor.



Bu ralli aynı zamanda dünyanın da en büyük amatör rallisi. Bu yıl da çeşitli ülkelerden dört yüzü aşkın katılımcı yer aldı. Bunların büyük bölümü, bizim gibi touring kategorisinde yer aldı. Bu organizasyonda herkes kendisinden sorumlu ve kendi eşyalarını kendisi taşımak zorunda. Ambulans dışında herhangi bir destek bulunmuyor. Bu yılki rota da yine zaman zaman Dakar rallinin eski rotalarını takip ediyordu, Budapeşte’den itibaren (İspanya üzerinden) yaklaşık 9000 km’lik bir mesafe öngörülmüştü. Resmi olarak Budapeşte’den başlayan rota Avrupa’dan sonra Afrika’ya geçiyor, Fas, Batı Sahra ve Moritanya üzerinden Mali’ye ulaşarak başkent Bamako’da sona eriyordu. Bu yıl bölgedeki siyasi belirsizlikler ve terör riskleri nedeniyle organizasyon bu ralliyi her yıl yerine, iki yılda bir düzenlemeye karar verdi. Bunun yerine iki yılda bir Kuzey Amerika’da, Baja yarımadasında düzenlenecek ve adı da Bamako Adventure olacak (2017’de Baja’da aynı tarzda düzenlenecek Bamako Adventure’ın ardından, ralli 2018 yılında Budapeşte - Bamako adıyla yine Afrika’ya geri dönecek). Aşağıda, 2016 yılı Ocak’ında katıldığımız bu maceranın kısa güncesini bulacaksınız.




Afrika’daki ilk günlerimiz Budapeşte - Bamako Ralli

Hava güneşliydi ve karşıda Afrika’nın kıyıları görünüyordu. Feribotta bir yandan Fransız motosikletçi Raphael, Macar motosikletçi Josef ve onun destek ekibi Istvan ve Erwin ile konuşuyor, bir yandan da kıyıya çıkmak için heyecan duyuyorduk. Sonunda feribot kıyıya yanaştı ve motosikletlerimizi alıp limana çıktık. Yarım saatlik pasaport ve gümrük işlemlerinin ardından yola çıkmaya hazırdık. Raphael farklı bir rotadan Midelt’e geçecek, Josef ve arkadaşları ise Marakeş’e yol alacaktı. Marakeş ile Afrika’daki ilk etap olan Midelt’in arasının çok uzak olması nedeniyle Marakeş yerine Casablanca’ya gitmeye karar vermiştik. Ayın 16’sıydı ve Avrupa’dan gelecek takımların büyük bölümü 18 Ocak’ta Midelt’te olacaktı. Bu yüzden aşağı yukarı iki boş günümüz vardı. Bu zamanı değerlendirmek ve biraz Fas’ı görmek istiyorduk. Günlerdir feribot yolculuğu yapmaktan ve hareketsiz kalmaktan sıkılmıştık.


Budapeşte-Bamako Ralli 2016



İlk planımız Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gidip buradaki başlangıç törenine katılmaktı, ama bu yıl 16 Ocak’ta İtalya’nın Cenova kentinden Fas’a feribot olmaması nedeniyle Afrika’ya iki gün gecikmeli olarak varmak ve ilk iki etabı kaçırmak istemedik. İspanya ise çok uzaktı, feribota İspanya’dan binmek yolculuğun mesafesini, süresini ve masraflarını arttıracaktı. Mevsimin kış olması nedeniyle soğuk hava ve kar ile karşılaşmak da istemiyorduk. Bu nedenle planlarımızda değişiklik yaparak Bodrum üzerinden feribotla Yunanistan’ın Kos Adası’na geçtik. Burada bir gün geçirdikten sonra ertesi gün Atina’nın limanı Pire’ye, sonra da Patras’tan İtalya’daki Ancona’ya geçtik. Fas feribotu öncesi İtalya’daki son varış noktamız Cenova’ydı. Böylece 9 Ocak’tan itibaren biri kısa toplam dört feribot yolculuğu yapmış ve Fas’ın Tanger limanına 16 Ocak öğle saatlerinde ayak basmış olduk. Fas’ın yolları iyiydi. Ama her köşe başında elinde radarla bir polis bekliyordu. Bu nedenle hız sınırlarına uyduk. Hava karardıktan sonra Casablanca’ya ulaştık. Kentte trafik tam bir keşmekeşti.



Daha önce Erhan’ın internette gördüğü oteli bulamadık, bir saatten fazla kentte dönüp durduk, internet de bulamadık. Sonunda pahalı ama iyi bir otelde gecelemek zorunda kaldık. Ertesi sabah internetten bulduğumuz daha ucuz bir otel için tekrar yola çıktık. Otelin konumunu gps ile belirlediğim için kolayca bulduk. Eşyalarımızı ve motosikletleri bırakıp yürüyerek birkaç km mesafedeki kent merkezine indik. Küçük bir alışveriş merkezinde Starbucks’a girip kahve içtik, internetten yararlandık. Sonra eski Casablanca sokaklarının bir bölümünü keşfettik. Labirenti andıran dar ama son derece çekici sokaklardı. Bazı dükkanların içinde kafeste tavuklar ve ne ararsanız vardı, fotoğraf çekmek için mükemmel bir yer olmasına rağmen herkes fotoğraf çekilmesine karşıydı. Hatta sokakların fotoğrafını çekmemizden bile rahatsızlık duyanlar oluyor ve arkamızdan, “Mösyö, no photo” sesleri işitiyorduk.


Budapeşte-Bamako Ralli 2016



Vaktimiz daraldığı için II. Hasan Camii’ne geçtik. Burası ortaçağ katedralleri kadar büyük ve görkemli bir cami idi. Önünde son derece geniş bir meydan ve meydanın çevresinde kubbeli ve tonozlu yapılar vardı. Etraf kadın, erkek ve çocuklardan oluşan bir kalabalıkla doluydu. Caminin içine girerken bir görevli hangi ülkeden geldiğimizi soruyordu. Eğer Müslüman olmayan bir ülkeden geliyorsanız içeri girmenize izin vermiyordu. İçeride birkaç kişi namaz kılıyor, çoğu insan da fotoğraf çekiyordu. İçi şaşırtıcı derecede büyük ve çeşitli işlemelerle süslüydü. Son birkaç saatimizi burada geçirdikten sonra akşam ezanı okundu, hava karardı ve biz de merkeze geri döndük. Kent merkezi çok kalabalık ve kaotikti. Üç km’lik bir yürüyüşün ardından son üç km’yi taksiyle döndük. Casablanca’da güzel bir gün geçirmiş ve bir günümüzün daha olmamasına hayıflanmıştık. Ertesi gün önümüzde, tüm ralli katılımcılarının Afrika’daki ilk buluşma noktası olan Midelt’e ulaşmak için 420 km’lik bir yol vardı.




1. Etap: Midelt (18 Ocak 2016)

Ertesi sabah yola çıktık. O gün ilk kez Atlas Dağları’nı görecektik. Son derece güzel manzaralı dağ geçitlerinden geçerek yol aldık. Yolumuz bir ara 2.185 metre yüksekliğe ulaştı, hava hissedilir derecede soğudu, rüzgar arttı. Yolda fosil satan bir dükkânda durup birkaç parça fosil ve taş satın aldık. Sonraki birkaç gün boyunca her yerde bu dükkânlardan görecektik. Akşam Midelt’e ulaştık. Burası 1.550 metre yükseklikte küçük bir dağ şehriydi. Geceliği kişi başı 10 euro olan bir otele gittik. Odada pencere yoktu. İçerisi çok soğuktu, kalorifer yanmıyordu, otel görevlisine söyleyince yaktı ama kalorifer peteği kendisini bile ısıtamıyordu. Gece çok soğuk geçti, sürekli uyandım, sonunda dayanamayıp yanımda ne varsa üzerime geçirdim, yine de fayda etmedi. Bize verdikleri örtü, ince bir battaniyeden ibaretti.


Budapeşte-Bamako Ralli 2016



Bu arada, önceki akşam bize otelin yerini gösteren Raşit adındaki genç, peşimizi bir türlü bırakmadı. Israrla biraz ötedeki dükkânına çağırıyor, dükkânın yanındaki evde annesinin bizi çaya beklediğini söylüyordu. Kurtulmaya çalışsak da fayda etmedi. Yorgundum ve zaten çay seven biri değildim. Nezaket icabı gidip birer bardak çay içmeye karar verdik. Dükkâna girince abisi Muhammed de geldi. İşleri halıcılıktı, içeri girince niyetlerinin bize halı satmak olduğunu anlamıştık. Bunu doğrularcasına hemen önümüze halı sermeye başladılar. Erhan 130 euro’ya küçük bir halı ile battaniyeyi satın almaya niyetlenince onun üzerinde yoğunlaştılar, içeride bir saat kadar kaldık ve geri dönüp yattık. Faslıların çayı içilemeyecek kadar kötüydü. Çayı demlerken içine ne kadar şeker atıyorlar bilmiyorum ama içtikleri şey çaydan çok şerbete benziyor. İlk bardağı zorla içtim, ikincisini doldurdular, yarısını içip bıraktım.




2. Etap: Midelt - Merzouga, 260 km. (19 Ocak 2016)

Ertesi sabah 07:30’da kapımızın önünde konuşmalar duyduk. Raşit erkenden gelmiş ve Erhan’ı kaçırmamak için kapının önünde bekliyordu. Erhan eşiyle konuştuktan sonra halı almaktan vazgeçmişti, ama bir gece önce Muhammed’e ve Raşit’e söz verdiği için ne söyleyeceğini düşünüyordu. Mecburen durumu anlattı, ancak duydukları Raşit’in hiç hoşuna gitmedi, Erhan’ı ısrarla abisinin yanına götürmeye çalışıyor ve bunları ona da anlatmasını istiyordu. Raşit’ten kurtuluş yoktu, bu yüzden Erhan onunla birlikte dükkâna gitti ve birkaç dakika sonra geri döndü, durumu ona da anlatmıştı. Söylediğine göre, onun tepkisi Raşit’inkine göre çok daha yumuşak ve anlayışlı olmuştu. Gece üşümüş ve iyi uyuyamamıştık. Bir de Raşit’in peşimizi bırakmaması güne gergin bir şekilde başlamamıza yol açmıştı. Hazırlanıp yola çıktık. Bugün 268 km ötedeki çöl kasabası Merzouga’ya varmamız gerekiyordu. Ama öncesinde bankada para bozdurduk, bir kahvehanede kahve içtik. Fas’ın kahveleri nereye giderseniz gidin çok lezzetli. Zengin bir aroması var, espresso’ya yakın sertlikte ama çok daha güzel. Burada otururken yanımıza bir fosil satıcısı geldi, pazarlık yapıp birer tane kolye şeklinde fosil satın aldık. Postaneye geçtik, Kos’ta yazıp da yollayamadığım kart ile Casablanca’dan aldığım kartı yolladım.


Budapeşte-Bamako Ralli 2016



Tüm bunlar bizi biraz geciktirdi ama rahatlamamıza da yardım etti. Yol yine Atlas Dağları’ndan geçiyordu. Bu kez bol virajlıydı. Zaman zaman kerpiçten yapılma köylerden, kaleyi andıran yarı yıkık yapıların yanından ve palmiye ağaçları ile dolu tarlalardan geçiyorduk. Manzara nefes kesiciydi, hava güneşli ve ılıktı. Fotoğraf çekmek için ne kadar dursak da gördüğümüz her güzel manzara için yeterli zamanımız yoktu. Yolumuzun üzerinde bir fosil yatağı olması gerekiyordu, yol rehberinde bize verilen koordinatı takip ediyorduk. Vaktimiz olursa burada fosil bulmaya çalışacaktık. Bir gün önce girdiğimiz dükkânda, bu bölgede bulunmuş, fosilleşmiş timsah kafataslarını görmek çok ilginçti. Buranın ortalama yüksekliği 1.800 metre civarındaydı. Satıcıdan bölgede dinozor kemiği de bulunduğunu duymuştum. Koordinatlar bizi bir noktadan sonra yoldan çıkardı, arkama dönüp baktığımda Erhan’ın beni takip etmekten vazgeçtiğini ve uzakta, asfaltın kenarında beklediğini gördüm. Bu kısımda yol yoktu, yaklaşık on dakika sonra yol tamamen kuma döndü. Bu kısma girmeden önce durdum.



Çünkü biliyordum ki bu yükle burada düşme ya da kuma saplanma ihtimalim çok yüksekti. Başımı derde sokmak istemedim, oysa koordinatta belirtilen yere çok yaklaşmıştım. Geri döndüm, birkaç dakika sonra Erhan’ın beni beklediği yola çıktım ama Erhan ortalarda gözükmüyordu. Asfalttan Merzouga’ya devam etmiş olmalıydı. Havanın kararmasına üç saat kalmıştı. Asfalttan devam ettim, biraz sonra asfalt bitti ve bozuk toprak bir yol çıktı karşıma... Koordinatlara göre doğru yoldaydım. Yol görünenin aksine küçük tümseklerle doluydu ve motosikleti epeyce hırpalıyordu. Burada süspansiyonlara büyük görev düşüyordu. Yarım saat sonra karşımda kum tepeleri gördüm. Bu moral verici bir şeydi, demek ki Merzouga’ya yaklaşıyordum. Bir süre bu yoldan çıkıp yandaki izlerden birine girdim ama burada kum yoğunlaştığı için motosiklet altımda kaymaya başlamıştı. Güç bela tekrar eski yola geçtim, yoldaki tümsekler azalmıştı. Bir saat daha devam ettikten sonra Merzouga’ya vardım.


Budapeşte-Bamako Ralli 2016



Benzinim iyice azalmıştı. Erhan’ın buraya benden çok daha önce varmış olduğunu düşünüyordum. Ne var ki Erhan’ın 40 km daha yolu vardı. Bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım, nasıl olup da bu kadar geri düştüğünü ve hangi yolu takip ettiğini anlayamamıştım. Otel için iki kişiyle konuştum, burada 10 ile 20 euro arasında iki kişilik odalar bulmak mümkündü. Kasabanın 5 km dışındaki benzinliğe gidip benzin aldım. Sonra bir kahvehanenin önündeki masalardan birine oturup kahvenin ve günbatımının tadını çıkardım. Bir saat sonra Erhan da geldi. Sinirliydi. Aramızda kısa bir tartışma geçti. Ancak Erhan’ın sakinleşmesiyle aramızdaki tartışma sona erdi. Motosikletinin fabrika çıkışlı arka süspansiyonu sürekli vurduğu için kırılmasından endişelenmiş ve benim takip ettiğim toprak yolu terk ederek buraya çok daha uzun olan asfalttan ulaşmıştı. Biraz daha oturup kahve içmeye devam ettik. Yan taraftaki dükkana gidip, Erhan›ı beklerken Senegalli olduğunu öğrendiğim genç adamdan, bahsettiği otele bizi götürmesini istedim. Motosikleti ile önümüze düştü, birkaç kumlu ara sokak geçtikten sonra etrafı duvarlarla çevrili geniş bahçeli otele vardık. Dün geceki sefil otelden sonra burası iyi gelmişti. Odadaki klima ile odayı ısıttık, bir şeyler pişirip yedik. Duş yapıp çamaşır yıkadım. Gece iyi bir uyku çektik.




3. Etap: Merzouga - Erg Chigaga, 482 km. (20 Ocak 2016)

O günkü etabın son 50 km’si araziden geçiyordu ve bu yol bizi resmi kamp alanına ulaştıracaktı. Yolumuz güzel ve ilginç köylerden geçti. Kerpiçten inşa edilmiş çok hoş yapılar gördük, ancak ne yazık ki durup fotoğraf çekmek için zamanımız yoktu. Saatlerce yol aldık, zaman zaman palmiyelerle ve hurma ağaçlarıyla dolu tarlalardan geçiyorduk. Bu tarlalarda çalışanların çoğunluğu kadındı. Yoldaki benzin istasyonlarında kahve molası verip dinleniyor ve enerjimizi toplamaya çalışıyorduk. Saatler süren yolculuktan sonra çölden farksız çıplak dağların arasında kurulmuş vaha gibi bir otele rastladık. Otelin hoş bir avlusu, havuzu ve restoranı vardı. Burada çalışan Faslı kız İngilizce konuşuyordu. Erhan yolda son 50 km’lik arazi etabından çekindiğinden bahsetmiş, ben de endişelenecek bir şey olmadığını söylemiştim. Ancak Erhan ikna olmamıştı ve kıza yolla ilgili sorular sordu. Erg Chigaga’ya giden yolu bilip bilmediğini sordu, kız söylediğine göre biliyordu. Yol düzgün müydü? “No, Mösyö. It is a piste!” Fransızca piste sözcüğünün karşılığı benim için bol kumlu veya bozuk bir yol demekti.


Budapeşte-Bamako Ralli 2016



İngilizce’ye track, Türkçe’ye de iz olarak çevrilebilir. Ama yine de Fransızca’daki tam karşılığını verdiklerinden kuşkuluyum. Kız yolun durumunu abartıyor olmalıydı, madem ki arabalar bu yoldan gidebiliyordu, öyleyse biz de gidebilirdik. Erhan’a böyle söyledim ama Erhan’ın endişeleri büsbütün artmıştı. Denemek istemiyor, buralarda bir yerlerde kalmayı teklif ediyordu. Üstelik de iyi bir gerekçesi vardı: 50 km’lik bu etap bizi kamp yerine ulaştıracak olsa da yarınki etap için bu yolu geri dönmemiz gerekiyordu. Ben kamp yerinde geceleme taraftarıydım. En azından yola girip denemek ve zor olup olmadığını görmek istiyordum. İstediğimiz zaman geri dönebilirdik nasılsa! Burada birer kahve içip yola devam ettik. Road book bu 50 km’lik etaba gün ışığında girmemizi tavsiye ediyordu. Saat 15:30 civarıydı. Yarım saat sonra yolun başlangıcına ulaştık, böylece asfalt bitti. Burada bir kamp alanı vardı, toprak yolun girişi buradan başlıyordu. Biraz ileride başka araçların toz bulutunu görüyorduk. Yol taşlıydı. Bu yüzden hızlı gidemiyorduk, yine de biraz sonra tüm 4x4 araçları yakalayıp tek tek geçmeye başladık.



Yol tek aracın geçebileceği genişlikte olduğu için bu araçlar durup bize yol veriyordu. Bir yol ayrımında durdum, geride kalan Erhan’ın biraz yaklaşmasını beklerken gps’i de kontrol edip doğru yolun sola giden yol olup olmadığından emin olmak istedim. Ancak durduğum yerde taş birikintisi vardı ve kalkışta arka teker tamamen kayarak motosikletin dengesini bozdu, kontrolü tamamen yitirmek üzereyken dengeyi tekrar sağlayabildim ve böylece düşmekten son anda kurtuldum. Yol gittikçe bozuluyordu. Taşlar irileşip sivri ve keskin köşeli hale gelmişti. Gidonda çok yoğun bir titreşim vardı. Lastiklerimin tutuşu çok kötüydü ve motosikletin dengesi sık sık bozuluyordu. Burada düşmek demek hem motosiklete, hem de kendimize ciddi zararlar vermek demekti. Biraz sonra Erhan dönmenin iyi olabileceğini söyledi ve fikrimi sordu, devam edelim dedim. Bu karar hiç hoşuna gitmemişti, yüzünden ve verdiği tepkiden bu açıkça anlaşılıyordu. Ancak bulunduğumuz yer tartışmaya da uygun değildi, arkadaki araçlar bize yetişmeye başlamıştı ve yolu tıkıyorduk. Biraz daha devam edip uygun bir yerde motosikleti kenara çektim. Bu birkaç dakika boyunca geri dönüp dönmeme konusunu düşündüm. Faslı kız haklı çıkmıştı, yol ile ilgili olarak söyledikleri hiç abartılı değildi.


Budapeşte-Bamako Ralli 2016



Burada 10 km. kat etmiştik ve yolun düzeleceğine dair en ufak bir işaret bile yoktu. Yol düzelmek bir yana, daha da kötüleşiyor gibiydi ve bu şartlar altında yarın sabah aynı yolu geri dönmek, daha fazla risk almamızı anlamsız hale getiriyordu. Erhan zaten en başından beri dönmek istiyordu, hatta bu yolu görmeden önce bile girmek istememişti. Dönme kararı onu memnun etti. Böylece 10 km’lik yolu geri döndük. Girişteki kamp alanında Macar bir ekip vardı, Marianna ralliye bu yıl beşinci kez katılıyormuş. Kısa bir sohbetin ardından Erg Chigaga’ya doğru devam ettiler. Biz de buradaki kamp alanına bakıp fiyatını sormak istedik. Fiyatı kişi başı 5 euro idi, ama elektrik olmadığı için vazgeçtik. Faslı kızla konuştuğumuz otele geri döndük. Fiyatı 10 euro olan bu otelin avlusuna çadır kurulmasına da izin veriyorlardı. Yolda Litvanyalı bir grupla karşılaştık, onlar da kalacak bir yer arıyordu, bizimle gelmeleri konusunda onları ikna ettik. Otele vardığımızda hoş bir sürpriz bizi bekliyordu, feribot yolculuğundan bu yana görmediğimiz Raphael de bir grup arkadaşı ile birlikte buradaydı. Kamp alanı taşlık ve tozluydu ama daha iyi bir seçeneğimiz yoktu. Raphael ile birlikte altı kişi olmuştuk, fiyat konusunda pazarlık yapmaya karar verdik. Erhan gitti ve adam başı 7 euro’ya anlaştı. Kişi başı 80 euro olan oda fiyatları pazarlık ile 70 euro’ya düşüyordu ama bu bütçemizi aştığı için düşünmedik bile. Gece korktuğum gibi soğuk olmadı.




4. Etap: Erg Chigaga - Assa, 435 km. (21 Ocak 2016)

Önceki akşam kamp alanına gelen iki Ktm sürücüsünden biri, daha önce bu ralliye iki kez katılmış ve Erg Chigaga yolunu bildiği için motosikletlere zarar vermemek için bu yola girmelerini istememiş. Bu yüzden onlar da bizimle aynı kamp alanında kaldılar. Feribotta birlikte olduğumuz Istvan, önceki günkü Erg Chigaga yolunda Bamako’ya satmak için götürdüğü Mercedes marka 4x4 aracının süspansiyonunu kırmış. Erg Chigaga’daki kamp alanında on civarında araç varmış, kalanı ya gitmemiş ya da bizim gibi geri dönmüş. O günkü Assa yolu ile birlikte manzara değişmeye başladı. Yollar ıssızlaştı, benzin istasyonları, özellikle de kahve içebileceğimiz yerler seyreldi. Kamp alanına giden son 50 km. topraktı. Özellikle son 3 km’si Erg Chigaga’daki gibi taşlıktı. Kamp alanı düzlüktü ve çıplak dağlarla çevriliydi, buraya taş çölü demek yanlış olmaz.



Yandaki 4x4 araçtakiler, bir önceki akşam olduğu gibi bu akşam da Raphael’in motosikletinin bakımını yaptılar, yiyeceklerini onunla paylaştılar, masada şarap ve bira da vardı, yan taraftaki araç sahipleri de bu ziyafete davetliydi. Bizim için ise sıkıcı bir akşamdı. Grup ile birlikte ilk kez kamp yapıyorduk ama konuşabileceğimiz kimseyi bulamadık, herkesin kendi grubu vardı ya da köşesine çekilmişti. Vakit ilerledikçe kamp alanına daha çok araç geldi. Yan taraftakilerin kahkahaları ve müzikleri gece çok rahatsız etti. Gündüz zorlu parkurlar, arazi ve motosikletler ile mücadele içerisindeyken gece de çevresel etmenler sabrınızı oldukça sınıyordu. Ancak ralli tüm zorluklara rağmen devam ediyor! Maceramızın devamı onümüzdeki sayıda sizlerle olacak.