Burak Ercan

Burak Ercan

Türkiye’de motosiklet programcılığı, televizyon ve eğitim denince akla gelen ilk isimlerden olan Burak Ercan namı diğer “HODJA” röportaj konuğumuz.

25 Haziran 2014 Yazı:Onurhan Fıçıcılar

Kendisiyle keyif dolu bir sohbet gerçekleştirirken motosiklete dair önemli bilgilerde edindik. Burak Ercan’la buluşmak için İstinye’deki BMW motosiklete gittiğimde kendisinin beni beklediğini görüyorum. Çaylarımızın gelmesiyle bizde sohbete başlıyoruz.

 

Onurhan Fıçıcılar: Öncelikle hoş geldiniz, sizi tanımayanlar için ilk olarak Burak Ercan kimdir?

 

Burak Ercan: Güzel soru düşünme hakkımı kullanıyorum (gülüşmeler). 44 yaşında, orta yaşları geçmiş, yaşlanma yolunda ilerleyen motosiklet tutkunu bir adamdır.1993’te Amerika seyahati ile başlayan motosiklet serüveni Michigan eyalet polisinin açtığı polis kurslarına katılmamla iyice aşka dönüştü. Altı sene Amerika’daydım. Kendimi geliştirdim. Sonra rüzgar beni Japonya’ya attı 98 yılında Japonya’ya yerleştim. Gitmişken bu defa Japon motosiklet polislerinin eğitimine katıldım, bu arada dünyanın en zor alınan ehliyeti olan büyük hacimli Japon motosiklet ehliyetini 5.denememde aldım. Şunu belirtmek isterim ki Japon motor kullanıcılarının ortalaması 20.deneme.

 

2000 yılında Türkiye’ye geldim ve kendimi televizyon dünyasına attım. NTV’de tanıtım direktörlüğüne başladım.

 

O.F: Türkiye’de motosiklet programcılığını başlatan isimsiniz, yaptığınız işlerden biraz bahsedebilir misiniz?

 

B.E: 2000 yılında Türkiye’ye geldiğimde NTV’nin kamera arkasında programların reklamlarını ayarlayan departmanda çalışmaya başladım. 2004 yılında dış yapım teklifi olarak NTV’ye “Motokeyif” isminde bir motosiklet programını sundum. Program teklifinin ardından o dönemki NTV patronu Cem Aydın sunucu olarakta benim olmamı istedi. 2004 yılında kamera arkası işlerim yanında birde Motokeyif programını sunmaya başladım. Program çok ilgi gördü. NTV’de 43, TV 8’de 40 ve FB TV’de 120 bölüm yayınlandı.

 

Bu sırada programın içine “Motosikletle Yol Başkadır” diye ekstra bir bölüm ekledik. Aslında motosikletle gezme programı idi. Örneğin Ayvalık’a gidip scuba diving yaptık. Selçuk’a gidip uçaktan atladık. Çanakkale’ye gittik otelin aşçısıyla peynir tatlısı yaptık. Motokeyif ‘in keyif kısmını bu kısa insert oluşturdu. 2008 sonunda program sona erdi.

 

Bunun yanında 2004 yılında Türkiye’de ilk defa akademik anlamda kurulmuş olan BMW Rider Academy’nin de kurucu eğitmenlerinden oldum. 2010’da BMW Rider Academy’de bıraktım ve kendi markam olan Bike My World’ü Kilyos Demirciköy’de kurdum. Orada kapalı alan ve yolda gözlem eğitimleri vermeye başladık. Yine 2010 yılında Yamaha’nın Türkiye’ye gelmesiyle iş birliği yaparak Bike My World bünyesinde Yamaha Riding Academy’i sürdürdük. 2014 yılında Yamaha ile olan beraberliğimiz de bitti. Şu an sadece Bike My World eğitimlerini ve aynı zamanda gezileri organize ediyorum.

 

Burak Ercan

 

O.F: Televizyonda bu kadar iş başarıp bıraktıktan sonra tekrar ekranlara dönme düşünceniz varmı ?

 

B.E: Açıkçası Bike My World benim bir çocuğum gibi bu markayı büyüttüm ve artık 4 yaşında. Eğitimler ve düzenlediğim turlar benim için birinci sırada. Yinede her zaman Türkiye’de seviyeli bir motosiklet programının eksikliğini hep hissetmişimdir. Bilgi veren ve tüm seviyelerde ki sürücülere hitap eden bir program için çok uğraştık.

 

O.F: Peki şu anda internet üzerinden ya da kendi bloglarında program yapan sürücüler hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

B.E: İnanır mısın motosiklet dünyasında olmama rağmen televizyondan ya da internetten motosiklet programları izleyen bir insan değilim.

 

Yinede internet üzerinden yapılan birkaç programı duydum, biliyorum daha çok nevi şahsına münhasır yaklaşımlarla yapıyorlar. Ben deniyorum yapamıyorum internet üzerinden olsa da bir yerde tebrik etmek lazım. Belki de şu anki popülasyonumuz onların yaptığı tarzda bir program gerektiriyor. Hepsinin yolları açık olsun daha da çok program yapsınlar. Türk motosiklet sürücüsüne bilgilendirici, eğitici, yeni modelleri tanıtan bir program yapmak için benimde çabalarım devam edecek.

 

Burak Ercan

 

O.F: Bu arada Bike My World benim çocuğum gibi dediniz. Özellikle bayan motosiklet kullanıcıları tarafından bir hayli ilgi görüyorsunuz

 

B.E: Estafurullah

 

O.F: Çoğu bekar olduğunuzu düşünüyor. Bilmeyenlerimiz için biraz ailenizden bahseder misiniz?

 

B.E: Gerek facebook olsun gerek başka mecralar olsun buraları daha çok kendi vitrinim gibi kullandığım için aile hayatımı pek gözler önüne sermiyorum. Çoğu kişi bu yüzden beni bekar ya da tek başına yaşayan bir adam olarak biliyor. Ama Amerika’da polislerle çalışırken Japon bir bayanla tanışma fırsatım olmuştu.

 

Michigan’da uzun süre beraber yaşadıktan sonra onunla beraber Japonya’ya yerleştik. Açıkçası beni kandırdı birde üstüne üstlük Fuji dağının eteklerinde beni everdi. 2000 yılında Türkiye’ye geldikten sonra 7 yıl boyunca çocuktan kaçtık, kaçtım.Tüm ısrarlarıma rağmen 2007 yılında sarışın mavi gözlü bir “çekik” evladımız oldu. Şu an 7 yaşında eşim çalışıyor, ufaklık devlet okuluna gidiyor, keyfimiz yerinde.

 

O.F: Aileden sonra motosiklete geri dönelim. Peki motosikletin hayatınızdaki yeri nedir?

 

B.E: Motosiklet hemen hemen hayatımdaki her şey. Gerek işim gerek keyfim. Televizyonu, her şeyimi, hatta ailemi bile ikinci plana atıp motosiklete konsantre oldum. Motosikleti ve yaptığım işi çok seviyorum. Genelde işten keyif alınıyorsa o iş değil, hobidir denir. Ama benim için durum böyle değil. Umarım herkesin başına benim ki gibi sevdiği bir iş gelir.

 

O.F: Peki motosikletten başka hiç mi bir şey yapmaz mı Burak Ercan? Hobisi yok mu?

 

B.E: Hobi olarak daha çok aksiyon sporlarına tutkunum. Kayak, snowblade, bungee jumping ,su kayağı, dalış ama yinede motosikletim benim asıl hobim hatta hayatım.

 

Burak Ercan

 

O.F: Motosikletin hayatınız olduğunu söylüyorsunuz. Peki eğitim kuruluşunuzun amacı da bu yönde mi. Diğer kullanıcılara motosikleti nasıl hayatlarının bir parçası haline getirebileceklerini mi öğretiyorsunuz?

 

B.E: Aynen öyle bizim kuruluş sloganımız “Çünkü, eğitilmiş refleksler şanstan daha hızlıdır”. Özellikle Türkiye gerçeklerini göz önüne aldığımızda ehliyet almanın kolaylığı, eğitmenlikle alakası olmayan insanların eğitmenim diye kendini tanıtması ve hatta kendine inandırması adeta ölüme davetiye çıkartmak. Bizim amacımız bu kolay alınan ehliyeti eğitimle destekleyerek, trafikte hayatta kalmayı ve tehlikelerden uzak durmayı öğretebilmek.

 

O.F: Peki son olarak motosiklet sürücülerine iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? Özellikle yeni başlayan ya da eğitim almayı planlayan sürücülere?

 

B.E Mutlaka ve mutlaka profesyonel bir kurumdan eğitim alsınlar ve tamam ben ehliyeti alacak kadar eğitim aldım deyip kendilerini sokağa atmasınlar. Yavaş yavaş öğrendiklerini harmanlasınlar ve daha üst seviye eğitimlere giderek bilgilerini arttırsınlar. Motora başlarken eğitim daha önemli çünkü bazı şeyleri kulaktan dolma bilgilerle yanlış öğrendikten sonra düzeltmek çok daha zor oluyor. Özellikle şunu eklemek istiyorum; ülkemizin medeniyet seviyesi motosikleti henüz araç yerine koymaya yetmediğinden ve insanımızın birbirine saygı duymamasından ötürü tüm motor sürücüleri kendilerinin görünmez olduklarını varsaysınlar. Hayatta kalmak için çok yararlı bir düşünce tarzı bu. Böyle yapar ve eğitim alırsanız sürüş yapmaktan daha çok zevk alacağınızı da unutmamanız gerekli. Kısaca eğitim diyorum.

 

O.F: Zaman ayırıp verdiğiniz bilgiler ve güzel sohbetiniz için teşekkür ederim.

 

B.E: Bu güzel sohbet için bende teşekkür ettim.