El Cochino

El Cochino

Custom motosikletlerin belki de en güzel yanlarından birisi gönülleri fethetmek için gıcır gıcır parlayan karenajlara ve göz alıcı yenilikteki aksamlara sahip olmak zorunda olmayışları. Hatta bu yıpranmışlıkla beraber gelen kepaze görünümün kimi zaman söz konusu makine için karşı konulamaz bir çekicilik ve şehvet kattığı bile söylenebilir

17 Ağustos 2015 Yazı:Batuhan Emrem

İşte bu ay custom sayfamızı süsleyen, Harley-Davidson Sporter’dan devşirilen El Cochino da aynen böyle bir motosiklet. İlk bakışta pis domuz anlamına gelen El Cochino’nun neden bu ismi aldığını anlamak güç değil. İçinde bulunduğumuz çağa aykırı olmasının yanı sıra, başka bir evrenden geliyormuş gibi bir görünüme de sahip. Sıra dışı yapısı ile El Cochino’nun tarzını belirli kalıplara oturtabilmek çok da kolay değil. Ancak sahip olduğu tüm bu özgün yapıya rağmen kullanılamayacak derecede absürd olduğu da kesinlikle söylenemez. Vahşi batının açık ve ıssız çöl yollarında özgürce maceraya atılmaması için hiçbir neden yok. El Cochino’nun Alman yaratıcısı olan Altes Eisen Atölyesi’nden Dirk: “Yarattığımız motosikletler yeni nesil olanlardan çok daha farklı; yakıt enjeksiyonu yok, remapping yok, ABS yok.” diyor.



El Cochino



Altes Eisen’in Almanca’da “Eski Demir” anlamına geldiğini de göz önünde bulundurursak atölyenin motosiklet yaratma felsefesi açıkça ortaya çıkıyor. El Cochino projesi için seçilen 1987 model bir Harley-Davidson Sportster’a bu pis ve eski görünümü vermek için metal parçalar fosfatlandıktan sonra elle işleme alınmış. Yeniden şekillendirilen metal parçalardan bazıları perçinlerle monte edildikten sonra sert ve metalik görünüme destek olacak şekilde far çerçevesi, manetler ve döşeme pulları için pirinç ve bakır tercih edilmiş. El Cochino’nun izbe dış görünüşünden iğrenmeyip yanına yaklaşabilmeye ve saf metal ile benzin kokusunu hissetmeye cesaret edebilecekler motosikletin üzerinde yer alan küçük detayları da fark edecekler. Sportster’ın V-Twin’in silindir kafaları arasına yerleştirilen hız göstergesi motosikletin “old school” havasını iyice pekiştiriyor.



El Cochino



El Cochino



Bunun yanında eski bir Lambretta scooter’ın korna kapağı 883 EVO motorun hava kutusunda yeniden benzer bir işlev görüyor. 16 inch ölçülerindeki jantları hotrod tarzı lastikler sararken ön tekerleğe yerleştirilen kampana fren, tıpkı yeniden şekillendirilen depo gibi yine Altes Eisen’in el emeğinin bir sonucu. Motosiklete eski ve vintage havayı veren detayların başında, eski Harley- Davidson’larda ve Indian’larda bir dönem sıkça kullanılmış springer tipi süspansiyon geliyor. Zero Engineering’den alınan bu süspansiyonlar El Cochino’nun sahip olduğu o çiğ makine havasıyla birlikte mükemmel uyum sağlıyor. Kısalan çamurluğu, tek kişilik selesi ve son derece çıplak yapısı ile uzaktan bakıldığından en çok bir bobber olmaya aday gösterilebilecek olsa da kısa ve düz gidonu kafaları yine karıştırıyor. Tamamen el yapımı olan bu kalın gidonun içerisinde ise gaz teli geçiyor. El Cochino’ya hayat veren 883 EVO motoruna pek dokunulmamış, yalnızca standart karbüratör S&S Super E ile değiştirilmiş.



El Cochino



El Cochino



Şüphesiz yeniden tasarlanan egzoz boruları daha yükseğe konumlandırılarak göze daha çok batan bir görünüm elde edilmesini sağlamış. Yolculuk devam ettikçe sağ taraftan yanık et kokusu gelmemesi adına da borular egzoz sargısı ile kaplanmış. Normal şartlarda pek gürültülü olacak motoru bir nebze de olsa susturma görevinin 2-1 sistemli SuperTrapp susturucu üstleniyor. Buna benzer şekilde hem estetik hem de işlevsel bir başka dokunuşsa ’87 H-D’nin motorundan arka tekerleğe güç aktaran son dişlisinde bulunuyor. Arka dişli motosiklete hem güç aktarma hem de onu durdurma görevlerini bir arada yapıyor, yani hem zincir dişlisi hem de arka tekerleğin fren diski olarak çalışıyor. El Cochino son zamanlara karşımıza çıkan en başarılı custom Harley-Davidson’lardan bir tanesi, sıradışı olmakla abartılı olmak arasındaki ince çizgide du rmayı başarabilen ve kendisini izlerken de sürerken de sürücüsünü mutlu edebilecek bir motosiklet. Ona bakmak kızıl tozlarla kaplı Vahşi Batı’da batan Güneş eşliğinde ufka doğru bir maceraya doğru sürmeyi hayal ettiriyor, insanın içinden “Rock You Like A Hurricane” söylettiriyor.􀀟