Harley-Davidson Fat Bob

Harley-Davidson Fat Bob

Güneşli bir öğle vakti Harley kullandığını sürekli hatırlıyosun. Gidon ve etrafındaki kromajlardan yansıyan güneş ışığı vizörünü delip retinana saplanıyor

15 Mayıs 2014 Yazı:Erdil Yaşaroğlu, Fotoğraflar:Kaan Verdioğlu

Motor kıyafetleri ile taksiye binmek çok bitik bir duygu. Ama Harley Davidson’un Fat Bob’unu test etmek için  gidiyosan, durum biraz kurtarıyo... Bir karikatürist olarak motosiklet testi yapmamıştım ama gerekirse yaparım...

 

Alper Atik karşıladı beni. İlk defa gördüğüm ama tanıdık bir yüz... Allahtan oraya varmadan Motoron abileri söylemişti, Ayşegül ve Ali Atik’in çocuğu diye... Tanımadan adamı sempatik geldi... Çocukluğumdan, TRT yıllarından kalan bir arkadaş gibi... Garip... Bana çok iyi davrandı, hep güldü, ilgilendi, su verdi, motorları anlattı ve Fat Bob’un anahtarlarını verdi.

 

Etrafıma baktım, herkese iyi davranıyolar. Büyük bi aile gibi Harleyciler... Geç saatlere kadar dükkanda takılıyor çalışanı, müşterisi... Sanki gece de orada kalıyolar gibi. -İyi geceler Alper, iyi geceler Ercan. Sana da iyi geceler Bobby, iyi geceler Laura... Yine de bana farklı davrandıklarını söyleyebilirim. Fat Bob’un anahtarlarını verirken 29.500 yuro istemediler...

 

Harley-Davidson Fat Bob

 

PARKİNSONLU HİPOPOTAM

 

Motorun yanına gidince hafiften bi sızladım... Seksi şeyi incelerken niye buna erkek adı vermişler ki diye düşündüm... Fat Babe falan olsadı keşke... Ama o zaman da Babe bozulurdu bana şişko dediler diye. Karışık mevzular...

 

Oturdum Babe’e... Kontak anahtarı havalı. Deponun üzerindeki bidon kapağı gibi şeyi açıp anahtarı çeviriyon. Sonra da bidon kapağını çevirdin mi ateşleniyo motor. Bacaklarının arasında parkinson olmuş bir hipopotam varmış hissi yaratıyor. 1600 cc.nin muhteşem kuvvetini titreyen kemiklerinde hissediyosun.

 

Anahtarı eğlenceli. Kısa mesafe bıraktığında onla uğraşman gerekmiyo. Motordan uzaklaşınca, alarm otomatik devreye giriyor. Yanına gelince çıkıyor devreden. Deponun üzerinde kontaktan başka iki şey daha var. Biri benzin kapağı, diğeri de hemen solunda ve aynı kapaktan yapılmış zor okunan benzin göstergesi. Pompacıların çoğu bu göstergeyi açmaya çalışıyormuş. Öyle dediler... Taktım birinci vitese, dükkan aynada küçülürken, bayağı bir süre ikinci vitese geçme ihtiyacı hissetmedim.

 

60’a kadar birinci vitesle sürebiliyosun şişmanı. Vites aralığı uzun. Şehir içinde eğlenceli bişey tabi bu. Scooter tadında dolaşıyosun.

 

Oooooy... Herkes bana bakıyooo... Ya da motora... Çok havalı bişey bu Fat Bob. İnsanların ilgisini çekiyor. Klasik, güzel, kuvvetli, büyük, etkileyici... Kadın erkek çocuk herkes motora bi kere bakıyor. Bakmayanlar bile güneş gözlüklerinin arkasından çaktırmadan bakıyomuş hissi uyandırıyor. Allahtan kask var, utanmış kırmızı yanaklarımı kimse görmüyor.

 

Güneşli bir öğle vakti Harley kullandığını sürekli hatırlıyosun. Gidon ve etrafındaki kromajlardan yansıyan güneş ışığı vizörünü delip retinana saplanıyor. Keyifle sürerken bir yanık kokusu duyuyorsun. O zaman Alper’in, “egzoza dikkat et, sağ ayağına çok yakın” cümlesi aklından geçiyor.

 

Harley-Davidson Fat Bob

Herkes bana bakıyooo... Ya da motora... Çok havalı bişey bu Fat Bob. İnsanların ilgisini çekiyor. Klasik, güzel, kuvvetli, büyük, etkileyici...

 

KIÇI YERE YAKINDAN KORKACAKSIN

 

Motorun yol tutuşu mükemmele yakın. Alçak olan selesi asfalta seni daha da yakınlaştırıyor virajlarda. İyice yatırdın mı burnunun ucundan geçen asfalt ne kadar hızlı gittiğini hatırlatıyor sana. Hafiften korkuyosun. Boşuna dememişler, kıçı yere yakından korkacaksın...

 

Motor çok sade. Ekstra mambo cambolardan kaçınmışlar. Kişiselleştirmek istersen motorunu biçok aksesuar seçeneği var. Ama bu hali de o kadar yeterli ki. Devir göstergesi yok. Kilometre göstergesinin altındaki göstergeler de o kadar ufak ki onları da koymasalar olurmuş. Motorun en sevdiğim yanı ise benim toynaklarla rahat rahat tutabildiğim iri ve kalın elcikleri oldu. Aynaları süper. Kendine has tasarımı olan yamuklu aynalarla arka görüşün mükemmel.

 

Ben Fat Bob’u 4 gün kadar kullandım. İstanbul etrafında gezindim. Beyoğlu, Etiler, Sarıyer, Riva, Alemdağ, Kurtköy, Şile yedigeninde döndüm durdum.Yarım depo benzin vardı teslim aldığımda. Hiç benzinciye girmememe rağmen, verirken de yarım depo benzin vardı. Bunun iki nedeni olabilir. Ya benzin göstergesi bozuk, ya da satıcılar çok iyi insanlar ve geceleri gelip, ben uyuduktan sonra motora gizlice benzin koyuyolar.

 

Harley-Davidson Fat Bob

Öyle karısı sevgilisi peşini bırakmayan, "cehenneme bile gitsen ben de gelcem" kızlara sahip olan adamlar için ideal bir motor kısacası. Bi kere binsin, bi daha evde oturur...

 

 

MANİTAYI Bİ KERE BİNDİR, Bİ DAHA EVDE OTURUR

 

Fat Bob tek kişilik bir motor. Öyle manitayı arkaya alıyim de bir geziyim dersen kız seni terkeder beni buraya mı oturtuyon diye. Avuç içi kadar bir manita selesi var anlıycağın. İki kademeli ama. Yaslanabileceğin kadar yüksek diil ama 305 kiloluk motoru geri geri götürmeye çalışırken kıç desteği bayağı bir işine yarıyor adamın.

 

Öyle karısı sevgilisi peşini bırakmayan, “cehenneme bile gitsen ben de gelcem” kızlara sahip olan adamlar için ideal bir motor kısacası. Bi kere binsin, bi daha evde oturur... Motorları hep kadınlara benzetirler ya. Bazen çok sıkılırım bu durumdan. Fakat bilgi aktarmanın da en geçerli yollarından biridir benzetme yapmakdır. Hele erkeklere bişey anlatıyorsan, en iyi yolu da kadınlarla örnekleme yaparak anlatmak.

 

Ben de bir klasiği yerine getiriyim: Özet olarak nasıl bir enduro motor sevip, evlenip ömür boyu hayat arkadaşın olacak bir kadına benziyorsa, bu Harley’de Rock Bar’da tanıştığın, çok güzel, heyecan veren, muhteşem günler geçirdiğin ama uzun süre birliktelik istersen de seni çok yoracak olan hafif çatlak kızlara benziyor. Evlenmek istiyosan bin kere düşünmen lazım ama her erkeğin de hayatına en az bir kere girmesi gerekiyor...