Herr Triumph Wuchtbrumme

Herr Triumph Wuchtbrumme

Şimdiye dek pek çok custom Triumph gördük, ancak Carsten Kindgen’in Wuchtbrumme’si şüphesiz en “über alles” İngiliz.

01 Haziran 2015 Yazı:Batuhan Emrem

Avrupa motosiklet kültürünü oluşturan üç ekolden ikisi olan Almanlar ve İngilizlere, yüz yılı aşkın süredir dünyaya armağan ettikleri harika motosikletler için elbette minnettarız. Özellikle custom alanında ve son yıllarda iyiden iyiye hız kazanan retro akımının da etkisiyle özel yapım BMW’ler ve Triumph’lara sıkça rastlar olduk. Otomotivde olduğu gibi sanayinin diğer pek çok alanında da genellikle Alman yapımı araçlar ileri mühendisliğinin sunduğu sağlamlık ile ön plana çıkarken, yine İngiliz yapımı araçlar sağlamlık kriterlerini hakkıyla karşılıyor olsa da, kendilerinden öncelikle tarzları hakkında bahsedilir. Yani teoride mükemmel aracın formülü; “Konsepti James hazırlasın, makineyi Hans yapsın”dır. Ancak bu ay karşımızda duran Wuchtbrumme öyle bir motosiklet ki, bu denklemdeki elemanlar yer değiştirse bile mükemmel sonuç değişmiyor.

 

Herr Triumph Wuchtbrumme

 

Motosikletin yaratıcısı Alman Carsten Kindgen, projenin yola çıkış noktasını 1992’de bir Triumph hayali kurması olarak gösteriyor. Yaratmak istediği bu motosikletin ilk çizimlerini bir kağıda aktardıktan sonra eski bir motosiklet arayışına giren Kindgen tam olarak ne istediğini kendisine sormuş; “sürekli sürebileceğim ve her seferinde tamir etmek zorunda kalmayacağım bir şey.” cevabını bulmuş. Bu sebepten ötürü seçimini kocaman iki silindiri bulunan mat siyah bir 2011 model Thunderbird’ten yana kullanmış. Gündelik yaşamında çoğunlukla VN800 A’sı ile gezen yaratıcı, özelikle hava sebebiyle koşullar kötüleştiği zaman Yamaha WR426F’yi tercih ettiğinden Wuchtbrumme projesinde bu iki motosikletin özelliklerini birleştirmek istemiş. “Her yolda ve durumda gidebilmek için chopper ve kros özelliklerini bir arada istedim”

 

Herr Triumph Wuchtbrumme

 

Thunderbird gibi bir motosiklete her yolda ve koşulla gidebilen bir enduro özelliği katabilmek için, ilk olarak kantara çıktığında ibreyi 340 kiloya dayandıran Triumph’un ağırlığını azaltma yoluna gitmiş. Ağırlık yapan tüm parçalar çıkartılıp yerlerine daha hafif ve pratik çözümler sunan ekipmanlar eklenince şişman Wuchtbrumme, bir anda 300 kilonun altına düşmüş. Özellikle bozuk yollarda gidebilme kabiliyetini de kazanabilmek adına Kindgen, kendi söylediğine göre tüm kıtaları gezen kahramanların tercihi olan Continental TKC 80’i kullanmış. Motosiklete genel havasını veren ve “Wuchtbrumme” gibi insanın zihninde Alman bir generalin ağzından sertçe çıkıyormuşçasına bir ifade hissettiren ismine yakışır şekilde askeri mat yeşil renk, dişli TKC 80 enduro lastikleriyle de birleşince İngiliz ve Almanların bu kez müttefik olacağı bir savaşta Wuchtbrumme’nin cephede servis görmesi için çağrılacağından şüphemiz yok. Gövde ana renk olarak haki yeşile boyandığı gibi, deponun ve yan kapakların üzerinde bulunan alev desenleri motosiklete durduğu yerde dahi hareket katıyor.

 

Herr Triumph Wuchtbrumme

 

“Wuchtbrumme krom sevmiyor” diyor Kindgen. Açıkcası bu durum aracın üzerinde de kendisini gösteriyor. Genellikle chopper motosikletlerde karşımıza çıkan krom çılgınlığından son derece yoksun olan motosikletin parlayan tüm kısımları örtülmüş; egzoz boruları bezle sarılmış, süspansiyonlara ise H-D’nin körüklü koruyucuları geçirilmiş -ki bu aynı zamanda aracın kros hevesine de uygun - ve daha da yükseltilen gidon siyaha boyanmış. Wuchtbrumme’nin görüntüsüyle olduğu kadar sesiyle de düşmanı korkutacağından şüphe yok, kısaltılan egzozlara alüminyum Supertrapp performans egzozları takılmış.

 

Herr Triumph Wuchtbrumme

 

Triumph Thunderbird’ün karakteristik özelliklerinden biri olan öndeki çift yuvarlak far ise Land Rover arazi araçları için üretilen farlarla değiştirilmiş. Bu modifikasyonun temelinde yatan felsefeye benzer olarak karter koruma için fazla kafa patlatmadan oldukça askeri ve sert bir şekilde basit bir inşaat küreğiyle çözüm sağlanması ise yaratıcılık sisteminin temelinde yer alan Alman dokunuşunu hemen hissettiriyor. Wuchtbrumme selesi ile de bir arazi aracı olmayı hak ediyor, bej renkte tercih edilen sele de yine Land Rover kumaşından. Normalinden 2 santimetre daha kalın olan kros tipindeki ayaklıklar ve kısaltılan arka çamurluk sayesinde azalan ağırlıkla birlikte, araziye daha uyumlu hale gelen Thunderbird, lastiğin de daha incelmesiyle birlikte arka salıncak üzerine bir de ufak askeri çanta konularak motosikletin gündelik yaşamda pratikliği de sunuyor.

 

Her şey bir yana, Wuchtbrumme’nin belki de en iyi temsil ettiği şey doğru parçalar, doğru renk kombinasyonu ve doğru oranda değişiklik ile temelde yatan konsept başta kulağa ne kadar çılgınca gelirse gelsin -kros özelliklerine sahip bir chopper motosikletten bahsediyoruz! - sonuçta ortaya tıpkı Carsten Kindgen’inki gibi şahane bir eser çıkabiliyor. Üstelik yalnızca galeride sergilenmek için değil, yola çıkıp özgürce gezebilmek için de uygun bir motosiklet olan Wuchtbrumme son zamanlarda karşımıza çıkan en güzel çalışmalardan biri.􀀟