Honda PCX150 İle 1000KM

Honda PCX150 İle 1000KM

08 Eylül 2016 Yazı:Sinan Özgen, Fotoğraflar:DM

Geçen sayılarda ele almış olduğumuz 10 bin liralık skuterler konusunda PCX150'yi test etme fırsatımız olmadığından bahsetmiştik. Honda yetkilileri buna büyük bir hızla cevap verdiler ve test etmemiz için Motoron Dergisi'ne bir adet sıfır PCX 150 açıp verdiler. Böylece son dönemin satış rekoru kıran bu skuterine biz de bindik! 



 Bindik binmesine de, bindiğimiz andan itibaren, inemez hale geldik. Çok mu sevdik? Çok mu beğendik? Sevmesine sevdik, yeri geldi "şurası şöyle olsaydı, burası böyle olsaydı" dedik ama Honda'nın hakkını vermek lazım; bu kadar homojen ve kullanışlı bir alet, zor bulunur. Aşağıdaki test yazısında artılarını ve eksilerini anlatacağız.



Motoru almak için Honda Şekerpınar Fabrika'ya gittiğimizde motorun neredeyse kutusundan çıkartılıp verilmesi çok muhteşem bir ilk karşılaşma oldu bizim için. Gıcır gıcır, sıfır kilometre beyaz PCX 150'nin hissiyatı gerçekten güzel. Gazlayıp fabrikadan çıkıyorum. İnsanın dikkatini çeken ilk özellik, motorun kullanımının oldukça kolay olması. "Klasik Honda yumuşaklığı" diyorum içimden. Gazı çeviriyorum, kesintisiz biçimde 100km/s hıza kadar tırmanıyor. Benzin deposu dolu, yollar önümde, gazlıyorum.


Honda PCX150 İle 1000KM



Rodajdaki motoru fazla üzmemek için TEM üzerinde fazla gazlamadan Kadıköy'e doğru indim. TEM'deki süratler acayip artmış. En kötü kamyon bile 120 ile gidiyor neredeyse. Ama PCX onların arasında çok da ezilmiyor. Rüzgarlı düz yolda ilk dikkatimi çeken şey ön camın biraz yüksek olması gerekliliği. Öndeki küçük cam fena iş görmüyor ama bir parça daha yüksek yapılabilirdi sanki. Motorun     kullanımının amaçlandığı şehir içinde ise buna pek de gerek olmadığına karar vererek önce işe gidiyorum. Motoru kilitliyorum. Kilit kısmı tamamen kapanıyor. Nasıl açacağımı düşünürken anahtarın arkasındaki açma plastiğini farkediyorum. Hırsızların kilide ulaşamaması için düşünülmüş güzel bir detay; tamamen kilitlediğinizde kilidi örten saç bir parça. Beğendiğim bir diğer detay da kilidin hemen yanındaki sele açma düğmesi. Anahtarı şu tarafa çevirdim, böyle kanırttım gibi acayip şekillerle değil, bayağı bildiğimi bir düğme ile açılıyor sele altı. İki taraflı düğmenin diğer tarafı da benzin kapağını açıyor. Bu düğme sadece motor çalışmıyorken, anahtar kontakta belli bir konumdayken iş görüyor. Güvenlik için düşünülmüş bir başka güzel detay olarak kaydediyorum.



İlk 100 kilometre'de PCX ile epeyce içli dışlı olduk. Evde, işte, yazlık yerinde kime ne lazımsa "ben gidip alayım" der hale geldim. Motorun üzerine oturmanın ortası boş skuterlerin aksine ayağı sele üzerinden aşırarak yapılmasına rağmen, alçak boyutlar sayesinde bu çok da zor bir iş değil, bir süre sonra ise çok doğal bir şekilde yapılıyor. Motorun ortasında yer alan benzin deposu, bunun etrafını saran şasi geometrisi, Nmax'te de olduğu gibi PCX'e iyi bir yol tutuş ve şasinin esnememesi konusunda sağlamlık kazandırıyor.



Sele Altı



Bu tür bir skuterde en önemli noktalardan bir tanesi de sele altı. Orta kısımda torbaları asacak bir boşluk olmadığına göre, sele altına koymak lazım, değil mi? Bu PCX'in sele altını ben daha önce hiç görmemiştim. Gövdenin dolu yapısı sebebiyle sele altının da çok büyük olmayacağını düşünürken ortaya çıkan boşluk beni şaşırtıyor. Nmax'ten daha büyük, Piaggio Medley'den daha küçük. Ama kesinlikle beklentimden büyük. Öncelikle tam boy bir kapalı kaskı rahatça sığdırabilmek, motosiklet sürücünü en mutlu eden özelliklerden bir tanesi. Hele ki, yarım bir sürücü kaskı kullanıyorsanız, bu çok daha rahat sığıyor ve geriye daha bir sürü yer kalıyor.



Kaskın ne olduğuna bakmaksızın, yazlık mont, eldiven vesaire de sele altına sığıyor, bu, bulunmaz bir nimet. Şayet yazlık yerde yarım kask, eldiven ile dolanıyorsanız, sele altına bir sürü şey sığdırmak mümkün. Dolayısıyla alışveriş yapıp dönüyorsanız, sepeti de aşırı doldurmadıysanız, elinizdekileri kolaylıkla sele altına sığdırabiliyorsunuz. Bu özelliğini beğendik. Sele belli bir noktaya kadar açılıp plastik bir tırnak sayesinde havada duruyor. Ancak seleyi daha da ittirip açmak da mümkün, böylece daha uzun boylular da fazla altına eğilmeden sele içine rahat erişiyorlar.



Honda PCX150 İle 1000KM


Donanım



Sele altından başlamışken, seleye geçecek olursak, kaydırmaz bir malzeme ile kaplanmış sele gerçekten de hem sürücüyü hem yolcuyu iyi tutuyor. Sürücü bölümünün arka kısmının eğimli oluşu, her ne kadar ergonomik olarak düşünülmüşse de, selenin sünger kalınlığının biraz azalmasına sebep olmuş. Dolayısıyla biraz sert hissiyatı var.



Sele sertliğinden de süspansiyon konforuna      geçecek olursak, ön süspansiyon her türlü yol koşulunda iyi iş görüyor ve sertliğini ideal buldum. Arkadaki çift süspansiyon ise yol güvenliği için biraz sert tutulmuş, bu da konfora biraz da olsa etki ediyor, İstanbul'un bozuk yazlık yollarında hafif hoplatıp zıplatmalı bir tutum izliyor. Gelgelelim şehir içinde ve normal asfaltta, motorun konforu son derece iyi.



Gösterge grubu ilk çıkan versiyona göre oldukça geliştirilmiş ve yenilenmiş. En etkileyici tarafı, son derece lüks görünen devasa hız göstergesi. Hem görsel, hem de kalite hissiyatı bakımından beğendik. Ortasında genel kilometreyi gösteren odometre, sıfırlanabilen bir mesafe ölçer, tripmetre, bir de 100 km'deki ortalama yakıt tüketimini litre olarak gösteren dijital bir saat de mevcut. Burada zaman saati ve yakıt göstergesi de bulunuyor. Motorda torpido bulunmuyor. Ama bunun yerini tutabilecek bir yuva yapmışlar, göstergenin altında olan bu kilitsiz yuva, kapağına basarak açılıyor. Buraya cep telefonu ve OGS gibi eşyaları koymak mümkün. İçinde de 12V'luk bir çakmak soketi bulunan bu bölmede bir usb aparatı ile telefonunuzu da şarj edebilirsiniz. Fren konusuna gelecek olursak, önde disk, arkada kampana fren kullanılmış. Her ne kadar bazı sürücüler kampanayı çok beğenmiyorsa da, arka fren sıkıldığında ön fren de hafiften tutuyor. Bunun dozajı çok iyi ayarlanmış, dolayısıyla arka frenin etkisi son derece güçlü. Ön fren ise son derece iyi çalışıyor. Motorun donanımında ABS opsiyonel olarak bile yok. Dolayısıyla frene fazla asıldığınızda, özellikle arkayı kontrollü olarak kaydırmak mümkün oluyor.



Motorun standart donanımında gelen IRC lastikler, PCX'in eleştirilebilecek belki de tek yönü. Kuru havada kabul edilebilir yol tutuşa sahip lastikler maalesef ıslakta pek güven vermiyor. Kullandığım motorlarda titreşim, sele sertliği, lastik kalitesi gibi özellikler beni pek etkilemiyorsa da, IRC lastikler özellikle ıslak havada oldukça kontrollü bir sürüş gerektiriyor.


                                        TEST EKİPMANLARI

Honda PCX150 İle 1000KM



Honda PCX 150'de Kullanılan  Motor



PCX 150'de kullanılan 153cc hacmindeki tek silindirli üstten tek egzantrikli motor tam bir Honda motoru. Titreşimi yok denecek kadar az, fırçasız marş motoru sayesinde tek dokunuşta çalışan, şaşırtıcı derecede az yakan ve üretim mantığına bakılacak olursa oldukça performanslı çalışan bir motor.



Start stop özelliğini bu sınıfa indiren ve arabalardan sonra motosiklet piyasasında da yaygınlaşmasını sağlayan bu PCX donanımı, az önce de söylediğim üzere fırçasız bir marş motoru sayesinde mükemmel çalışıyor. Trafikte belli bir süre durulduğunda hemen motoru stop eden bu sistem gaza dokunulması ile birlikte herhangi bir kesinti olmadan motorun çalışıp aracın hareket etmesini sağlıyor.



Tahminen bir krank sensörü vasıtası ile krankın hep motor en kolay çalışacak pozisyonda konum almasını sağladığından, sadece trafikte dururken değil, sabah soğuğunda ve motor sıcakken dahi PCX kolayca çalışıyor. Bu esnada doğru dürüst marş sesi dahi duyulmuyor. Bu sayede yakıt tüketimi oldukça aşağılara çekilebiliyor. Bu sistem sayesinde Honda'nın açıklamalarına göre tüketim %5 daha aşağıya çekilebiliyor.



Honda PCX150  Sürüş İzlenimleri 



Motoru 1000 kilometre kadar kullanma şansımız oldu. İstanbul içinde, çevre yollarında, ikincil köy yollarında, otobanda, kısaca normal bir sürücünün kullanma imkanı olan her çeşit yola girip çıktık. PCX gerçekten de çoğunlukla harikalar yaratan bir araç. Özellikle şehir içinde kıvraklığının üzerine yok denilebilir. Gidonun ön göğüsten bağımsız olması ve tur açısının geniş olması sayesinde motor en dar yerlere bile rahatça girip çıkabiliyor.



Alçak yapısı sayesinde sürüş hakimiyeti   mükemmel. İstediğinizde ayakları uzatıp dinlenebiliyor, istediğinizde toplayıp daha sportif gidebiliyorsunuz. Hem deponun, hem de soğutma sisteminin ortada ve oldukça aşağıda konumlandırılmış olması, ağırlık merkezini oldukça aşağılara taşımış. Bu sayede motorun her türlü hızdaki manevralarda sürücü çok rahat ediyor. Bütün soğutma sisteminin arkada motor üzerinde olması sayesinde de yazın en sıcak havada bile herhangi bir sıcak yakınması oluşmuyor.



Yaz yağmurlarından orta şiddete sahip bir tanesine Göktürk-Kemerburgaz yolunda yakalanıyorum. Hafriyat kamyonları sebebiyle her tarafın çamur olması, yolun ilk kilometrelerinde "eyvah, kirleneceğim" biçiminde insanı endişelendirse de, PCX'in ön tasarımı oldukça başarılı. Hızı biraz düşürmek, kirlenmemek ve ıslanmamak için yeterli oluyor. Ön tarafın geniş tasarımı, gidonun kafadan bağımsız tasarlanması sayesinde gidon tepesi ile ön gövde arasında boşluk olmaması, sürücüyü hem çamurdan, hem de ıslanmaktan koruyor. Kask için yapacak pek bir şey yok. PCX'in en etkileyici yönleri ise kolay kullanımı ve homojen hızlanan motoru. Daha ilk andan itibaren gazı çevirmenizle birlikte motor kesintisiz biçimde son hızına doğru tırmanıyor. Elbette bu söylediğim şeyi ışık hızında yapmıyor ama bu sınıfta bir alet için son derece tatminkar gidiyor. Motorun son hızı 112km/s. Bu hızda kesiciye giriyor ve koşullar ne olursa olsun daha hızlı gitmiyor. Tek kişi kullanımda aşırı dik otoban rampalarında hız 90 km/s'e kadar düşse de, bu tür noktalarda kamyonlardan daha hızlı olduğu için hiç bir sıkıntı yaşatmıyor. Sürekli otobanda ve 100- 110 arası hızlarda kullanılsa dahi, maksimum tüketim 2,8litre/100km civarında.



Motorun en ufak detayı dahi tasarlanırken bu az tüketme işi göz önüne alınmış. Start stop başlı başına bir tasarruf sağlarken, bütün far sisteminin LED ampullerden oluşması, marş motorunun şarj dinamosu gibi çalıştırılarak ağırlıktan ve elektrik sisteminin çektiği enerjinin azaltılması gibi işlemlerle tüketim oldukça aşağıya çekilmiş. Lastik boyutları dahi tüketim düşünülerek oldukça ince tutulmuş. Bütün bunlar göz önüne alındığında 8 litre depo ile 250-300 kilometre yapmak çok basit görünüyor. Yaptığımız testlerde göstergede bir tık kaldığında benzin aldık ve 2-3 depo boyunca 250 kilometre sürebildik. Tekrar benzin aldığımızda 7 litre kadar benzin aldık.



Motorun kıvraklığı, özellikle şehiriçinde kendisini gösteriyor. Gerçekten her şey mükemmel ayarlanmış. Gidonun genişliğini de beğendim, kıvraklığa katkıda bulunan gidon hem araba aralarından rahat geçiyor, hem de motoru sağdan sola virajlarda ve manevralarda kolayca kontrol ediyor. Ayna açıklıkları da çok iyi, omuzlar değil rahatça arka taraf görünüyor. Arka stobun büyüklüğü, arkadan gelenlerin sizi kolayca farketmesini sağlıyor. Öndeki LED farlar ise, motor trafikte stop ettiğinde bile yanmaya devam ediyor, buna rağmen fazla bir tüketimi olmadığı için aküden çalmıyor. Farların yukarı doğru çekik oluşu sayesinde karşınızda oluşan huzme ve aydınlatma genellikle yeterli oluyor. Bu kadar devasa far, rakipleri arasında sanırım en büyük olanı. Uzunlar da yine LED ampullere sahip.


Honda PCX150 İle 1000KM



Honda PCX 150 Test Sonucu



1000 kilometreye ulaştığımız PCX'in yarattığı efsane gerçekten de boşuna değil. Yedek parçasının bolluğu, yakıt tüketiminin azlığı ve asıl olarak güvenilirliği motoru 1 numaraya çıkartıyor. Manevra kolaylığı ve kıvraklığına rağmen otoban tipi yollarda kesilmeksizin 110km/s ile stabil bir şekilde gidebiliyor oluşu da takdire şayan. Ağustos 2016 itibarı ile halen 9.800 Tl'ye satılmakta olan PCX'te rakiplerinde mevcut olan ABS bulunmuyor. Lastikleri özellikle ıslakta iyi iş yapamıyor. Ancak bunlara rağmen üretim kalitesi ve ikinci eldeki popülerliği göz önüne alınırsa, Yamaha Nmax'e göre daha az yakıt tüketmesi ve Piaggio Medley'e göre daha ucuz oluşu sayesinde piyasada yine rakipsiz gibi görünüyor.


     TEKNİK ÖZELLİKLER

Motor: Sıvı soğutmalı, 4 zamanlı, SOHC, tek

silindirli

Motor hacmi (cc): 153

 

Silindir çapı x strok (mm): 58 x 57,9

 

Sıkıştırma oranı: 10.6 : 1

 

Maks. Güç (kW@dev/dak): 10/8.500 (13,6 PS)

 

Maks. Tork (Nm @ dev/dak): 14/5.000

 

Boyutlar (UxGxY) (mm): 1.930 x 740 x 1.100

 

Tekerlekler arası mesafe (mm): 1.315

 

Yakıt kapasitesi: 8 lt.

 

Ağırlık: 131 kg

 

Tekerlek (Ön): 90/90-14M/C (46P)

 

Tekerlek (Arka): 100/90-14M/C (57P)

 

Fiyat: 9.800 tl

 

Distribütör: www.honda.com.tr