Honda SL70 Scrambler

Honda SL70 Scrambler

Hayalgücü, yaratıcılık ve ilham almak için hiçbir zaman geç değil. Todd Hunter tarafından yaratılan eski SL70, artık normallerinden çok daha farklı

02 Nisan 2014 Yazı:Batuhan Emrem

Kuzey Kaliforniyalı Todd Hunter'ın küçük mekanizmalara karşı her zaman ilgisi vardı. Kendisi bir motosiklet kullanıcısı olmasına ve özel yapım motosikletler yaratmasına rağmen ilk motosikleti olan 2006 model Triumph Bonneville T100'ü aldığında yaşı 40'tı. Yaşı ileri ve motosikletle tanışması geç olsa bile Todd içindeki yaratıcılığı kaybetmemeyi başarmış. Küçük arazi haylazı SL70'i bir scramblera çevirme macerasını şöyle anlatıyor Todd:

 

“Honda'ların yatay motorlu küçük motosikletleri ile uğraşmak, hobim olan maket yapmak kadar kolay. Temelde bütün özellikleri büyük motorlarla aynı olsa da daha basit ve kompakt mekanizmalara sahipler. Ayrıca işin sonucunda da gerçek bir motosikletle uğraşmış oluyorusunuz. Bu Honda SL70'i genelde ayak işleri yapmak ve bazen de kasabanın bayırlarında-dağlarında kısa macera sürüşleri yapmak için almıştım. Motosiklete sahip olduğum ilk andan beri aklımda onu bir şekilde modifiye etme fikri oluştu. Bir arkadaşım eski arazi motosikletleriyle yarışıyor. Bir gün beni de yanına çağırdı ve 60'lı yılların motosikletlerini toprak pistte izleme şansım oldu. Bu scrambler motosikletlerin eski tarzları ve sahip olduğu romantizmden oldukça etkilendim. Böylece 1971 model Honda SL70'i modern tatlara sahip bir scramblera çevirme fikri ortaya çıktı. Benim restorasyon ve modifikasyon felsefem yaratılacak olan motosiklerin modern dokunuşlarla fabrika çıkışı görüntüsüne sahip olmasını sağlamaktır.”

 

Todd, ilham aldığı bu yarıştan sonra SL70 üzerinde çalışmaya başlamış. Motosikletle ilgili ilk olarak daha uzun bir görünüş ile daha düz bir depo ve sele istemiş ve bu şekilde aracın genel görüşü gerçekten değiştirmeyi başarmış.

 

Honda SL70 Scrambler

 

Arka çamurluk biraz daha geriye doğru kaydırılarak istenilen uzun görüntü sağlanmış üstelik arazi motosikletlerine has olan uzun arka kuyruk görüntüsünün elde edilmesine de katkıda bulunulmuş. Bir scramblerın aslında normal bir motosikletten pek farkı bulunmaz. Temelde mevcut motosikletin arazi şartlarına ve sürüşüne biraz daha uyumlu hale getirilmesiyle yaratılan scramblerların bu sebepten ötürü başlıca özelliği yüksek gidon, yükseltilmiş gövde ve egzozdur. SL70 Scrambler'ı yaratırken de Todd aynı temele sadık kalmış. Gidon olarak siyah alüminyum Renthal kullanırken egzozu da yükseltmeyi ihmal etmemiş. SL 70'in selesi daha kalın ve yüksek hale gelerek istenilen düz görüntünün elde edilmesine katkıda bulunmuş. Bununla birlikte motosikletin deposu değişmezken Todd, deponun arka tarafını 5 derece daha kaldırmış ve böylece seleyle aynı hizayı yakalamayı başarmış.

 

Görüntüde en büyük etkeni oluşturan renk konusunda da Todd seçimini sadelikten yana kullanmış. Deposu üzerinde kullanılan beyaz renk aynı şekilde uyum sağlanabilmesi için çamurluklarda da kullanılırken yeşil renk ise Honda'nın otomobillerinde kullandığı Kiwi Green Pearl ile aynı. SL70 Scrambler'ın şasisi ise siyaha boyanmış gibi gözükse de üzerine ışık vuruğu zaman bronz rengine benzer bir hal alan özel bir katmanla boyanmış.

 

Honda SL70 Scrambler

 

JDM Takagewa parçalarıyla 124 cc haline getirilen motor böylece 16 beygir gibi bir güce ulaşıyor. “Kasabadaki 250'liklere kafa tutabiliyor diyor” Todd. Motorun güçlendirilmesinin yanı sıra özel bir yağ soğutucusu şasinin üzerine deponun altına yerleştirilmiş. Mikuni VM26-606 karbüratörle beslenen tek piston yanık gazlarını ise 80'lerin havasını taşıyan ve bir başka Honda olan üç tekerlekli ATC125'ten çıkartılan Cobra egzoz ile dışarıya atıyor. SL70 Scrambler arka salıncağını da yine bir başka Honda'dan almış. 1983 model Honda XR100'ten elde edilen arka salıncağı ise şasiye iki adet gazlı amortisör bağlıyor.

 

Todd, projesindeki en zorlu aşamanın süspansiyonlar olduğunu söylüyor. Hangi fabrika parçasının istediği görüntüyü verirken aynı zamanda motosiklete uyacak olması sorunu onu bir hayli zorlamış. “Motosikletin ön bölümü Honda CB, SL, CL ve CT parçalarından oluşan bir kokteyl gibi.” diyor Todd. Yine de bazı parçaları keserek ve uydurarak istediği temiz görüntüyü elde ederken aynı şekilde de düzenli çalışan bir ön takım yaratabilmeyi başarmış. SL 70'in bir scrambler haline gelebilmesi ve adını hakedebilmesi için geriye yalnızca tekerlekler kalmış. Ön jant SL70'in orijinal 16'''lik parçası olmakla birlikte jant telleri CB125'in jant göbeğine bağlanmış, 14'' ölçüsündeki arka jant ise 16'''lik bir başka jantla değiştirilmiş. Aracın ön fren sistemi ise CB125'ten devşirme. Bir scrambler haline gelebilmesi için son olarak Shinko'nun hafif arazi lastikleriyle sarılan jantlari ile SL70 artık hafif, boyuna göre güçlü ve scrambler yapısıyla nazlanmadan her zeminde gidebilen bir yapıya gelerek yeniden yaratılmış.

 

Honda SL70 Scrambler

 

Küçük ama uğraştıran bu motosikletin son haline bakıldığında oldukça temiz ve göze hoş görünen bir tablo ortaya çıkıyor ve insana “Keşke fabrika çıkışı böyle olsaydı.” dedirtiyor. Çünkü SL70 Scrambler ne özel yapım bir motosiklet olmasına rağmen çok sıradışı ne de fabrika çıkışı olarak üretilemeyecek kadar az pratik ve üretimi zor bir motosiklet. Todd'un bu küçük haylaz ile yola çıkarkenki varmak istediği nokta da işte tam buydu. Böylece ondan hem az maliyet ve değişiklikle çok daha güzel motosikletler üretilebileceğini görürken aynı zamanda yaratıcılık ve ilham için yaşın ve zamanın hiçbir önemi olmadığını öğreniyoruz.