Kawasaki Zephyrus

Kawasaki Zephyrus

Japonya'da doğan bu Kawasaki, Avrupa'dan gelen dokunuşla yeniden hayat buluyor

05 Mart 2014 Yazı:Batuhan Emrem

1990'lı yıllarda motosiklet pazarında oluşan retro-naked model isteği için yeşil firmanın cevabı olan Zephyr 750, 4 silindirli hava soğutmalı motoru ile yaşadığı dönem boyunca kendisinden bahsettirmiş ve üretim bandından çekilse bile ismini gelecekte de anılacak kadar akıllarda kalmayı başarabilen bir motosiklet olma becerisini gösterebilmişti. Ton-Up Garage tarafından, Portekiz'de yeniden şekillenen Zephyr 750, yeni adıyla Zephyrus artık bir naked motosiklet değil, Café-Racer olmuş. Orjinal haliyle de yarış parçalarıyla giydirilmemiş -zamanına göre- modern bir superbike olmadığı için, genlerinde yatan retro tarzı onu Café-Racer tarzı bir motosiklete çevirmek için çok uygun bir aday haline getiriyor. Daniel Cabral ve Pedro Oliviera tarafından yaratılan Zephyrus'un ismi de aslında Kawasaki Zephyr'in üzerine düşünülmeden konulan bir isim değil.

 

Zephyrus antik dönemde Yunan batı rüzgarının tanrısının ismi ki motosikletin gerçekten de “Batı” rüzgarıyla Portekiz'de şekillenmesiyle bu isim daha da büyük anlam kazanıyor. Café-Racer tarzı motosikletlerin bilindiği gibi amacı, her ne kadar görüntüleri daha estetiğe önem veriyormuş gibi bir imaj çizse de sokaklarda bir mekandan ötekine kadar yarışmaktır.Konu yarışmak olunca elbette motosiklet ve sürücüden başka bir şeye gerek kalmadığı için aracın arka selesi iptal edilerek ortadan kaldırılır. Ton-Up Garage'ın da önlerine bu Kawasaki'yi aldıklarında yaptıkları ilk iş bu olmuş. Ortadan yolcu selesiyle birlikte kaldırılan kuyruktan sonra bitirme işlemi çok göze batmanyan ince bir stop lambasıyla sade bir şekilde tamamlanmış.

 

Kawasaki Zephyrus

 

Aracın genel hatlarına hakim olan yuvarlak çizgileri en çok destekleyen ve Café-Racer tarzı motosikletlerde ana ilkelerden biri olan önde bulunan yuvarlak tek farın haznesi siyaha ve camı sarıya boyanarak aracın temel renk uyumunu en çok gösteren öğe haline gelmiş. Genel olarak araca hakim olan siyah renk, sarı ve gri detaylar ile harmanlanarak çekicilik kazanırken aynı zamanda araç üzerinde stop lambası hariç başka hiçbir rengin kullanılmaması ise projenin temelini oluşturan sadelik felsefesiyle de uyum gösteriyor. Sarı-siyah uyumunun bal arısı hissi uyandırmadan depo üzerinde motosikletin hatlarıyla aynı düzen içerisinde gitmesi ise ortaya çıkan hoş görüntünün temel sebeplerinden bir tanesi.

 

Kawasaki Zephyrus

 

Zephyrus'un selesi içinse en uygun renk olacak olan gri seçilirken Ton-Up Garage sele malzemesi olarak aracın retro özelliklerini göz önünde bulundurup deriyi tercih etmiş, üzerine de kendi logosunun işlemeyi ihmal etmemiş. Aracın motor performansını etkileyecek bir modifikasyon bulunmasa da, değiştirilen yan paneller ile gözle görülebilir hale gelen yeni hava filtresi motosiklete daha bir “makine” havası katıyor. Alçaltılmış ön gidonu ile uyum halinde olabilmesi adına ayaklıklar sürücüye daha sportif bir sürüş imkanı yaratacak şekilde yüksek bir pozisyona konumlandırılmış. Zephyrus tıpkı siyaha boyanmış çift taraflı egzozları gibi jantları için de siyaha bürünmeyi tercih ediyor. Şaşırtıcı olansa bu siyah jantlardan çok onları saran lastiklerin Michelin tarafından üretilen supermoto yağmur lastikleri olması. Ton-Up Garage'ın buradaki amacı ise sanıyoruz Zephyrus'u özellikle yağmurlu günlerde sokaklarda yarıştırmak yerine eski motosikletlerinkine benzer veya fazla modern olmayan oluk tasarıma sahip olan lastiklerin estetik olarak aracın genel retro havasına uymasını sağlamak. Pist yerine sokaklarda olacaksa bile bir yarışçı haline gelebilmesi için Zephyrus için yapılan bir başka modifikasyon ise 41 mm'lik süspansiyonların kısaltılarak biraz daha agresif hale getirilmesi olmuş.

 

Görüldüğü gibi aslında Zephyrus'un Kawasaki Zephyr 750'den çok da farkı bulunmuyor, ona yeniden yaratılmış bir motor demek zor, ancak bu sadelik onun aynı zamanda aracın sahip olduğu genel havayı ve ruhu da korumasını sağlamış. Bazen az, daha çoktur. Ton-up Garage'dan çıkan Kawasaki 750 Zephyrus işte tam da bunun kanıtı.