Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler

Motorcuların Mekkesi; Motosiklet İle Alp Dağları ve Dolomitiler

Her motosikle kullanıcısının yapmak istediği motosiklet gezisi olan Alp Dağları turuna kiraladığımız Yamaha Tracer 900, Honda Crossrunner, ve Honda CB1000F motosikletler ile bir kez daha çıkıyoruz.

08 Eylül 2016 Yazı:Sanço Panço, Fotoğraflar:İlker Eryılmaz, Berk Dinçmen

Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler 

Motorcuların Mekkesi; Alp Dağları, Dolomitiler 


Tarifeli uçak seferi ile Münih'e indik. Alman Polisi soruyor; "geliş amacınız, nerede kalacağınız ve ne zaman döneceğinize dair bilgiler lütfen?". Anlatıyorum; bir abimiz var, Alman. Adı Hermann Ziegler, kendisi Münih'in kuzeyinde, Landshut isimli kasabada yaşar. Honda ve Yamaha bayisi vardır kendisinin, kral bir abimizdir. "Eee?" diyor genç polis, heyecanlı biçimde. İşte ona gidiyoruz diyorum, motorları kiraladık, oradan güneye Alplere gideceğiz. Polisteki merak ve "eee?"ler artmaya başlıyor. Neredeyse çelik yeleği çıkartıp "ben de geliyorum sizinle" diyecek gibi hissediyorum. Pasaporta doğru dürüst bakmıyor bile, kaşeyi basıp elini yumruk yaparak gaz işareti yapıyor, "iyi eğlenceler!" diyor. Giriyoruz Almanya'ya.



Kapıda bizi Hermann abimizin gönderdiği Landshut plakalı taksi bekliyor. Havaalanından çıkıp oraya varmamız 25 dakika sürüyor, 3 kişi 50 euro veriyoruz. Hermann abi yıllardır bu işi yapıyor. Elinde o yıla ait neredeyse bütün Yamaha ve Honda'lardan 2'şer 3'er tane var. Bunlarda çantalar falan da takılı. Daha önce motor ayırtmıştık, pazarlık da etmiştik, ancak 1 kişi eksiğiz şu anda. "O gelemedi" diyoruz, bizim için hazırladığı motorlar var. Berk Yamaha Tracer 900, İlker Honda Crossrunner, ben de Türkiye'ye bir türlü getirilemeyen CB1000F'i seçiyorum. Üçünde de yan çanta var. Hatta benim Honda CB toplam 460 kilometrede henüz.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



Hermann'ın mağazası çok geniş bir avlunun içinde. Avluyu çeşitli mekanlar kuşatmış, bunlardan bir tanesi servis, bir tanesi garaj, bir tanesi ikinci el motorların depolandığısergilendiği bölüm, sıfır motorlar bölümü, motosiklet aksesuar ve parçaları bloğu, hepsi tek katlı binalar. Bizim motorları kenara dizmiş, hazırlanıyoruz. Bavullarımızı kendi deposuna koyuyor. Bir yandan da bize su taşıyor. 5 günlük büyük hacimli motor kirası, tam kaskolu, limitsiz kilometre, 500 euro. Bu fiyata yan çantalar dahil. Şayet istiyorsanız kıyafet ve kask bile kiralanabiliyor. Bizim malzemelerimiz yanımızda, giyindikten sonra kendisine selam çakıp yola koyuluyoruz.



İlk hedefimiz Münih'e doğru otobandan ilerlemek, dışından dolanarak hemen güneyindeki Avusturya sınırına varmak. Sınırdaki Kufstein'da otobandan çıkıp Zell Am See yönüne gideceğiz. Bu rota, daha önceki gezilerimizden kalma bir alışkanlık. Aslında farklı davranıp otoban üzerinden Avusturya'yı geçerek İtalya'ya da girmek aynı gün içinde mümkün olsa da, biz eskiden kalma alışkanlıkla buraları etap etap dolaşmayı tercih ediyoruz ilk gün içinde. 3'lü grubumuzdan İlker çok titiz, bundan sebep oteli moteli önceden ayarlamış. Aslında yılın bu döneminde, genellikle kayak merkezleri olan bu kasabalarda yer bol bol bulunuyor. Özellikle de akıllı telefonunuz varsa, yoldaki benzicinden bile otel ayarlayabiliyorsunuz. Biz ilk gün için, kaçta yola çıkabileceğimizden emin olamadığımızdan 250 kilometrelik rota belirleyip, saat 15 civarında Zell Am See'yi hedefledik.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler




Alman otobanındaki yoğu ve hızlı trafik insanı yoruyor. Herşey kurallara uygun, ancak devasa kamyonlar dahi oldukça hızlılar. Biz de gazlıyoruz, öğle yemeği için bir benzincide duruyoruz. Almanya-Avusturya sınırı pek sınır gibi değil, otoban dümdüz devam ediyor. Sınırdan sonra otobandan devam edecekseniz vinyet dedikleri taşıt pulunu almanız gerekiyor, sınır bölgesindeki her benzincide var. Biz almadan ilk durak olan Kufstein'dan çıkıp Tirol bölgesindeki Sankt Johan'a devam ediyoruz. Artık Avusturya'dayız. Kufstein'dan Zell Am See'ye gitmek için 2-3 farklı yol var, hangisini seçerseniz seçin, yol güzel. Bizim şansımıza yağmur başlıyor. Biraz devam ediyoruz belki diner diye, sonra bir otobüs durağında yağmurluk giyiyorum.



80 kilometrelik bu ara yol, tek geliş, tek gidiş, ama oldukça geniş tasarlanmış, asfaltı güzel, ama yağmur fena. İlker ve Berk Crossrunner ile Tracer'da oldukça rahat görünüyorlar. Benim CB'de önde cam yok, bir parça da yatık oturuluyor. Buna rağmen motorun hissiyatı uzun yolda bile mükemmel. İlk izlenimim, motorun bende yarattığı hayranlık. Her tarafı o denli iyi ayarlanmış ki, hem yorumuyor, hem de camsızlığı hissettirmiyor. Fireblade motorunun bütün kabiliyetini rahat biçimde yola yansıtmışlar. Yakıt göstegesi biraz fazla hızlı düşüyor, ilk düşüncem deponun küçük olma olasılığı oluyor. Islak biçimde Zell Am See'ye girip ucuza ayarlanmış süper lüks otelimize yerleşiyoruz.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler




Burası Avrupa'nın jet sosyetesinin rağbet ettiği büyük bir kasaba. Çevrede kayak merkezleri var, buradan otobüsler veya arabaları ile dağılıyorlar. Mevsim yaz olduğu için o sosyeteden bir haber yok, zaten son dönemde o turist kitlesi anladığımız kadarı ile yerlerini araplara bırakmışlar. Her yerde arapça tabelalar asılmış. Çarşı içinde gelene geçene bakarak ve Avrupa Futbol Şampiyonası maçı izlediğimiz bir kafede tamamlıyoruz günü. Kasabanın kenarında bulunduğu gölün ve çevresini saran dağların manzarası müthiş.



Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



GÜN 2


Zell Am See'de kalmak istememizin asıl sebebi Grossglockner Dağ Geçidi. 1930'larda Avusturya'nın büyük bir ekonomik krize girmesi ve işsizliğin tavan yapması üzerine, insanlara iş sağlamak ve o dönemde Avrupa'da yükselmekte olan otomobilli turizme bir rota çıkartmak için inşa edilmiş bir dağ geçidi yolu burası. Zaman içinde popülerliği o kadar artmış ki, yol kalitesi, genişliği arttırılmış, giriş çıkış fiyatı 25 Euro'ya kadar(motosiklet/günlük) yükselmiş. Yıllık abonelik almak bile mümkün. 2.500 metrede asfalt üzerinde sürebileceğiniz en yüksek rakımlı yollardan biri olan Grossglockner, her motosiklet kullanıcısının mümkünse kuru havada en azından bir kere geçmesi gereken mükemmel bir yol. Manzaralar, üzerindeki turistik atraksiyonlar, yürüme rotaları, şelaleleri, mükemmele yakın asfaltı ve pek de var olmayan hız limiti ile insan kendisini bir rüyada sanıyor.



Yol üzerinde Franz Joseph buzulu var, buradaki manzara ve buzulun kendisi de görülmeye değer. Daha önce böyle bir şey görmeyenlerin ağzı açık kalabilir. Bu noktada şanslı iseniz, ki biz pek bir şanslıydık, Avusturya'nın en yüksek dağı Grossglockner'in (3.780metre) zirvesini de hemen başınızın üstünde görebilirsiniz. Zaten 2.500 metrede olduğunuzdan, zirve hemen yanıbaşınızda duruyor.



Yaklaşık 50 kilometre süren bu yol, aşağıda Lienz kasabasına iniyor. Burada daha önce kaldığımız bir otel vardı, genelde buralarda pek bir şey değişmez ama yol üzerinde geçerken bakıyorum; kapanmış ve emlakçı kılıklı bir yer olmuş. İşleten yaşlı hanım öldü mü, ondan mı böyle oldu, üzüldüm. Kasabanın içinde büyükçe bir benzincide duruyoruz. İngiliz plakalı motorcu arkadaşlar önümüzü kesiyor, "bu Tracer nasıl?" diyorlar. İçlerinden birisinde Ducati Multi Pikes Peak var, öndeki Öhlins amortisör patlamış. Geri kalan motorın geneli süper spor ve çıplak aletler, abiler de biraz göbekli, ucuz Multi bakıyorlar anlaşılan. "Yamaha'nın bu modeli biraz sert ama sizi mutlu edebilir" diyor ve kaçıyoruz.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler




Lienz'den gazlayıp İtalya'ya geçiyoruz. İtalya sınırı iki sivil eski bina arasından geçen bir yol üzerinde. Binalardan birinin duvarında "İtalya" tabelası var, bu sayede diğer tarafa geçtiğimizi anlıyoruz. Artık Güney Tirol'dayız. Burası Alman ve Avusturya'lıların vazgeçemediği tatil bölgesi. Eskiden sınırlar farklı olduğu için de halkın bir kısmı İtalyan, bir kısmı Avusturya'lı, bir kısmı Alman. Hatta İtalyanlar da almanca konuşuyor, dolayısıyla "kim nereli, ben neredeyim?" gibi kafa karışıklığı oluşuyor insanda.



Bütün tabelalarda iki isim var, bir tanesi bölgenin Almanca ismi, diğerinde de İtalyanca ismi yazılı. Lienz'den sonra İtalya'ya geçer geçmez yol Toblach'dan Cortina'ya dönüyor. Biz de bu yolu takip ettik. Cortina d'Ampezzo oldukça büyük bir kasaba, 1.200 rakıma sahip, 6.500 kişi yaşıyor. Burada hiç durmayıp yukarı, Passo Falzarego'ya devam ettik. Falzarego orta yükseklikte bir dağ geçidi. Özellikle Cortina tarafından yaklaşırken açık ve çok hızlı virajlara sahip. Tepesinde'de durmayıp Dolomiti Caddesi'ne çıkarak Arabba'ya vardık. Arabba'da İlker otel ayarlamış, bu günlük toplam uzun yol kilometremiz 217. 1.645 metredeki bu küçük yerleşim, 1.440 kişilik bir nüfusa sahip. Oldukça küçük, geceleri de merkezdeki bir bar dışında pek de açık yer yok yaz mevsiminde. Burayı seçmemizin sebebi geçen seferlerden birinde burada kalıp ertesi günlerde çevredeki dağ geçitlerini gezmeyi planlamış olmamız. Buraya vardığımızda küçük otelimize yerleşip, eşyaları bırakıp dağ geçitlerine vuruyoruz kendimizi. Arabba'nın üzerindeki tepelerde adeta yarış pisti niteliğinde 4 geçit var. 40 kilometrelik bu dairesel parkuru isterseniz saat yönünde, isterseniz saat yönünün tersine yapabilirsiniz.



Passo di Campolongo'ya çıkıp Corvara'ya iniliyor, buradan Passo di Gardena'ya çıkıp bitişinden Passo Sella'ya dönülüyor, bu arada da 2.000 metrelere çıkıp çıkıp iniyorsunuz. Hava güzel, günler çok uzun. Sella'nın tepesinden bir arkadaş grubumuzu arıyoruz, yaş itibarı ile abilerimiz sayılırlar. Onlar Canazei'de kalıyorlarmış, akşam olmak üzere, yemek için onların keşfettiği bir lokantaya, Canazei'ye iniyoruz.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler   Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



2. gün hala bitmedi. Keyifli bir yemek öncesinde bir şeyler içmek için onların otelinin önünde otururken, kalabalık gruptan "Şeytanın Avukatı" lakaplı bir dostumuzun MT-10 kiraladığını keşfediyorum. Keşfetmekle kalmıyor, "direğe kadar bir tur" atmak için anahtarına el koyuyorum. Canazei'nin kısa ana caddesinde içimden "şu direkten dönerim, yok bu direkten dönerim" derken kendimi kasabanın dışında Sella'ya tırmanırken buluyor, ikinci viteste yaptığım 160km/s. hız ile zirveye varıyorum. Burada motor hakkında ayrıntıya girmeyeyim, onu ayrıca anlatacağım.



Geri döndüğümde herkes yemeğe oturmuş, biz daha büyük diğer gruba kaynıyoruz. Dönerken Canazei'de cadde üzerindeki bir otelin önünde 2 BMW GS'e rastlıyorum, 59 plakalı. Kalkmış gelmişler oralardan, bu satırları okuyorlarsa, bravo mesajımı iletmek istiyorum. Gün batıyor dağlar arasında, hafif bir serinlikteki pizzalı yemek sonrasında kalkıyoruz. Passo Pordoi'yi gece karanlığında geçip, 22 kilometre ilerideki Arabba'ya gitmek zorundayız. Gece karanlığında Tracer ve Crossrunner'ın güçlü LED farları ile birlikte, iniyoruz otelimize...



Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



GÜN 3


Bugün hava yağmur beklentisine rağmen çok güzel. Gezinin geri kalanında ana planımıza göre; yola devam edip Bormio üzerinden Stelvio Geçidi'ne gidecektik ama önceki akşamki yemekte bize önerilen yolları yapmak için öncelikle Arabba'dan çıkıp Canazei'ye yerleşmeye ve çevresinde dolaşmaya karar veriyoruz. Daha önce bu rotaları yapmış olan üstadların rekoru günde 18 geçitmiş. Berk bu işe merak salıyor, "18'i tamamlayamazsak bir geçidin üzerinde durur 100 metre geri, 100 metre ileri giderek sayıyı arttırırız diyor. İlker'in kafası bozuk, biraz yorulmuş, "yormayın beni" diyor.



Önce Arabba'dan çıkıp yine tepelerdeki geçitlerden Canazei'ye iniyor, çantaları oradaki otele bırakıyoruz. Sonra başlıyoruz rotaya. Önerilen yollar gerçekten muhteşem. Gördüğümüz her görüntüyü bir fotoğraf karesine koysak, sanat galerisinde sergi açılabilir. Günümüzü dağ geçitleri üzerinde geçireceğiz, hava sıcaklığı fena değil. Önce bir kaç geçitten dolanıp, Ortisei üzerinden Tiers'e gidiyoruz. Buraya vardığımızda saat 11'i geçmiş durumda, bol motorun durduğu bir lokantada makarna molası veriyoruz. Tiers'den aşağı inerken geçtiğimiz Passo Nigra'ya bayılıyoruz. Berk CB'ye geçip kendisine geliyor, ben Crossrunner'a geçip şöyle genişç kuruluyorum. Sonrasında Karerpass'tan geçip güneye yöneliyoruz.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler




Val di Fassa'dan güneye dönüp Moena üzerinden Passo Rolle'ye gidiyoruz. Yol gerçekten olağanüstü, CB ile harikalar yaratmak mümkün. Dönüşte Honda'daki dostlarımıza bu motoru getirmeleri için psikolojik baskı yapma kararı alıyoruz. Daha sonrasında geçtiğimiz bin bir türlü dağ geçidi sonrasında bir yerde kısa süre durup Canazei'ye dönecek rotayı bulduk. Saydığımıza göre 18 sayısını yakalayabilmek için bir kaç geçit daha geçmemiz lazım. Berk bu sayıya ulaşabilmek için yolu uzatıyor, İlker zaten yorgun, mecburen geliyor, bir yandan da "bu geçitten sonra da Canazei'ye varamazsak benden passs" diyor.



Sonuç olarak akşam 19 civarında Canazei'ye iniyoruz. Otel önünde otururken, haritadan sayıyoruz, 18'e ulaşmışız. Ancak 2000 metrelere ine çıka epeyce yorulmuşuz. Günlük kilometre tahminen 350, lokantaya bile yürüyecek halimiz yok, yemeği otelde yiyoruz. 



Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



GÜN 4


Kaldığımız otel, Canazei'nin eski otellerinden bir tanesi. 1930'larda bir aile tarafından kurulmuş, halen ailenin kızı Claudia tarafından idare ediliyor. Claudia o mürebbiyeli filmlerde izlediğimiz gibi bir tip, konağın hanımefendisi. Aşçısı var, barmeni var, temizlikçileri var, hepsini şahin gibi idare ediyor. Önceki akşam otelde yiyeceğimizi söyledik, kalabalık grubumuza yemek hazırlatmış. Höt diyor, girişler geliyor, höt diyor, yemekler, yemek bitince tatlı ne yaptırayım diyor. Hizmet mükemmel. 3. Günümüzün akşamında yağmur bastırıyor.



4. günün sabahına yağmur sonrası açan güneşle uyanıyoruz. Bugün anlaşılan yer yer yağmur var. Dün yaptığımız rotayı tersinden yapmak için çıkıyoruz yola, Passo Nigra, Tiers, Ortisei derken, Passo Sella, Arabba üzerinden Cortina d'Ampezzo'ya iniyoruz. Burada bütün grup, sözleştiğimiz bir pizzacıda buluştuk. Harika bir sohbet ile yenen öğle yemeği sonrası, yağmur bastırıyor. Kalkıp yağmurun olmadığı bir vadiye gazlıyoruz. Buralarda durum böyle, bir yerde yağmur olsa bile bir sonraki vadide olmayabiliyor. Nitekim Giau Geçidi'ne çıkınca yağmur kesiliyor.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler




Kesiliyor kesilmesine de, bütün çevre ağır yağmur bulutları ile çevrilince bir kahve molası veriyoruz. Otele dönüp günün geri kalanını dinlenerek geçirmeye karar verdik. Yola koyulur koyulmaz tekrar yağmur bastırdı. Biraz ıslanarak da olsa, yürüyüş yolları ile meşhur Marmolada tepeleri üzerindeki baraj gölünün çevresinden dolanarak Canazei'ye indik. Günün geri kalanını ve akşamı otelin önündeki terasta, evsahibemiz Claudia'nın bizim için taşıyıp durduğu atıştırma tabaklarını tüketerek ve yiyip içerek geçirdik. Sohbetin ana konusu, tabii ki nasıl gazladığımız oldu. Gün boyunca "Şeytanın Avukatı", Avukat Turgan ile motorları değiştiğimizden, aklımda MT-10'un şairane gidişi vardı.




GÜN 5


Canazei'deki "motor kampı"na devam eden büyük grubun aksine, biz üç kişi için gezi sona erdi. Bugün otobana çıkıp Avusturya'yı tümüyle geçip Landshut'a gidecek, motorları teslim edip havaalanına gideceğiz. Geziye başlarken uçtuğumuz Atatürk Havalimanı'na terör saldırısı olmuş, insanlar hayatlarını kaybetmiş. Dönüşte neyi nasıl bulacağız bilmiyoruz.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler


Fırsat bu fırsat diyerek bir kaç geçit üzerinden geçip, Brenner civarında otobana çıkacağız. Bir kaç gündür çevrede gördüğümüz bisiklet yarışçısı grupların sebebi belli oldu, bölgede büyük bir yarış var, bizden sonraki bir kaç gün boyunca geçitler trafiğe kapalı olacakmış. Şansımız varmış ki bu tatile denk gelmedi. Kasabalardaki bisikletçi trafiği aşırı artmış, polisler ertesi gün için yol düzenleme işine girişmişler, yollarda acayip kalabalık var. Neyse, daha tenha yollara dalıp, Berk'in belirlediği rota üzerinden 2000 metreleri geçip Brenner üzerinden otobana giriyoruz. Biraz sonra Avusturya sınırı geliyor, bütün Avusturya genelinde neredeyse her yerde internet ücretsiz ve hızlı, hemen öğle molası verip internete kavuşuyoruz.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



Avusturya otobanında Insbruck'a kadar vinyet almanız gerekmiyor. 10 günlük vinyet 5 euro civarında. Yol kenarında bir benzinciden alıyor, yapıştırıyoruz. Vinyet almış olmak otobanın parasız olduğu anlamına gelmiyor. Avusturya güneye geçiş için kullanılan bir kavşak olduğu için, adeta deli dumrul gibi yolu tutmuş, vinyetten aldığı yetmiyormuş gibi bir de gişe kurmuş, motordan 10 euro alıyor. Avusturya'ya hız limitlerine uyarak geçip, limitsiz Alman otobanına çıkınca coşuyoruz. Yoldaki tamiratlar ise Alman otobanlarının sonu gelmez bir geleneği. Tıkanmış kimi yerlerde filtreleme yaparak ilerliyor, Landshut'a varıyoruz. 1600 kilometrelik seyahat sona eriyor, yine bir taksi ile Hermann'a hoşçakal diyerek havalimanına gidiyoruz.



Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



Crossrunner 800, Tracer 900, CB1000F


Benzer motor hacmine ve güçlere sahip bu üç motora gezi boyunca değişerek bindik. Yaklaşık 1.600 kilometre yaptığımız motorlar arasında herkesin birincisi CB1000F oldu. Ön camı yoksa da, motorun ergonomisi, hızı, yol tutuşu, kıvraklığı, süspansiyon konforu diğer motorlardan öndeydi. KTM Advnture 990 sahibi Berk "ilk defa spor bir motor kullanmak ne demekmiş, onu anladım" dedi. İlker "ohh be, sonunda adam gibi bir motosiklet, frene bastın mı duruyor, gaza bastın mı gidiyor" diyerek konuyu toparladı. Gerçekten de CB1000F, model bakımından yaşlı olmasına rağmen, tek taraflı nefis arka maşası, muhteşem şasisi ile Türkiye'ye gelemeyen ve binme fırsatını kaçırdığımız muhteşem motorlardan bir tanesi.



Crossrunner 800, eski nesil VFR V4 motorunun güncel versiyonunu kullanıyor. Tracer'a göre oldukça ağır, VTEC sisteminin 7 bin devir civarında devreye girerek turbo açmış gibi davranması enteresan, boyutlar bakımından gezimizdeki en büyük boyutlu motosikletti. Ancak yol tutuşu ve yoldaki konforuna diyecek bir şey bulmak zor. Özellikle sele ve oturma ergonomisi bakımından buna geçen rahat etti. Bir düşük devirde sürerek VTEC'i açık tutmak, dar Alp yollarında bütün herkesi rahatça sollayabileceğinizi hissettiriyor. Detaylı testini önümüzdeki sayıda yayınlamayı planladığımız bu motor, özellikle iki kişi sürüş yapacaklar için yeterli boyutlara ve süspansiyon konforuna sahip. Gezimize katılan motorlar arasında ikinciliği alıyor.


Motorcuların Mekkesi;  Motosiklet İle Alp Dağları ve  Dolomitiler



Tracer, hafifliği ile hepimizin takdirini toplamasına karşın geziye katılan motorlar arasında sonunculuğa yerleşti. Aşırı sert selesi, sert süspansiyon konforu motor kısmının verdiği bütün heyecanı perdeliyor. Motorun torku muhteşem, bu konuda herşey güzel ama sertlikler hayatı zorlaştırıyor. Led farların muhteşem aydınlatması, oturuş pozisyonunun rahatlığı güzel olsa da, yetersiz ön cam ve diş takırdatan sertlik motoru 3. sıraya itiyor.