“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

Gemi, dünyanın en büyük limanına yanaşırken, şu anda bulunduğum kıtadan artık geri dönüş yok! Dev gemi, vaat edildiği gibi güvenli şekilde ulaşmıştı ve onunla yolculuk eden motosikletim inanılmaz miktardaki kargo yükünün üzerinde bir yıldız gibi parlıyordu. Bu an, benim için bilinmeyenin başlangıcıydı ve hedef, içinde yaşadığım dünyayla ilgili mümkün olduğunca bilgi edinmekti.

30 Temmuz 2013 Yazı ve Fotoğraflar:Christopher Smith

Kaptanı dokümanlarıma el koymuş olan geminin güvertesine çıkmak için özel izin aldım. Her biri yeni bir odaya ve depoya açılan kapıları, üzerinde “Kaptan” yazan kapıya ulaşana kadar açmaya devam ettim. Kapıyı çaldım ve egzotik, lüks kabine girdim. Gururlu kaptan, elinde motosikletimi gümrükten geçirecek ve yola koyulmasını sağlayacak altın bilet olan “Passage de Carnet” ile oturuyordu. Kaptanla bir puro içtikten ve ona seyahat planımdan bahsettikten sonra, kaptan motosikletime kadar bana eşlik edip keyişi ve güvenli sürüşler diledi.

 “Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Motosikletimin içinde olduğu kasayı, 5 yaşımda Noel sabahı hediyelerimin paketlerini yırtarak açtığım gibi açtım. Bir süre düşünmek ve bakmak için durdum, sonra aküyü bağladım, yakıtı depoya doldurdum, bacağımı selenin üzerinden attım, anahtarı çevirdim ve ateşledim. Ses, limanı dolaşan çok büyük bir eko yaptı. Yurtdışındaki seyahatimin ilk vitesini yerine taktım, kapılara doğru sürdüm ve yaklaşık 50.000 km ilerideki Calais France’a kadar hiç deniz sınırı olmayan bu topraklarda engin çeşitlilikte yeryüzü şekilleri, yiyecekler, din, müzik ve kültürü üstelik iki tekerlek üzerinde tadacağım yaklaşık 25 ülkeyi kapsayan yolculuğuma başladım. Kapılardan geçerek yeni dünyaya doğru sürerken, Singapur denen dünyanın en temiz ve iyi idare edilen şehrinde, bir yemek tabağındaydım. 582, 7 km2lik büyüklüğü ve 4.425.720 kişilik nüfusuyla kolayca idare edilebilen bir yerdi. Askeri harcamaları, kişi başına 1.010,00 $ ile dünya 4’üncüsü. Singapur halkının %70’i Çinli ve geriye kalan %30’u Malezyalı ve Hintli. Modern, hatta neredeyse fütüristik ana ve ara yollarıyla, burada sürmek insanı rahatlatıyor.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

İşaretler size net bir şekilde nereye gideceğiniz yönü söylüyor ve insanlar da güneydoğu Asya’nın diğer ülkelerinde olduğu gibi dümdüz ilerlemek yerine trafik ışıklarını gerçekten kullanıyorlar. Çin takvimine göre yeni yıldı ve felsefeye göre benim de dahil olduğum yılan yılında doğanlar için romantik, derin düşünceli, bilge ve çekici oldukları söyleniyor. Ben bunu China Town’da rastladığım bir bayanın iltifatı olarak kabul ettim. O gece çok çılgındı! Çok da büyük olmayan China Town’da yaklaşık 700.000 kişi vardı ve çocuklar kalabalığın ortasında havai fişekler atıyorlardı. Gece, geç saatlerde, otelimde tanıştığım bir grup Çin mafyası, midemi dolduran Tiger birası ve bir Dolar için şarkı söyleyip dans eden doğulu kızların olduğu bir karaoke barında sonlandı. Singapur, kredi kartı ekstrenizi tavana vurduracak kadar yüksek kaliteli mağazalarda alışveriş yapma imkanı ve son model cep telefonları ile video kameraları satan sayısız mağazasıyla ünlüdür. Bu tüketim şehrinden bir an önce çıkıp yaklaşık bir saatlik mesafede olan Malezya’ya ilerlemeliydim.

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Singapur Malezya sınırındaydım ama buranın da Singapur’dan pek farkı yoktu. Başlangıış olarak 24,60$ yol vergisi ödedim ki yolları sadece bir gün kullanmıştım. ‹tiraf etmeliyim ki Singapurlu’lar bu tür küçük şeylerden paranızı almak konusunda çok başarılılar! Singapur şimdi dikiz aynamdaydı ve tekerleklerimin altındaki Maleyza toprakları.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Bu ülkede, anında, daha özgür hissettim kendimi. Sınırdan henüz fazla uzaklaşmadan bir motosikletli yanımdan yavaşça geçti, bir el işaretiyle beni durdurdu ve beni orman yollarından geçilerek gidilen evine öğle yemeğine davet etti. Malezya misafirperverliğinin keyfini ilk olarak böyle tattım. Daha sonra bütün gün beni bekleyen karanlık bulutların arasına daldım. Sonunda Malacca’ya (Yunanca’da yüksek sesle söylenmemesi gereken bir kelime, Yunanca bilmeyenler, bilen birine sorsunlar) vardım.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Burası, bundan aylar önce obur Avrupalı’ların gelip, yerli Malezyalı’lara tecavüz ettiği, köle olarak kullandığı eski bir Portekiz yerleşim alanı. Yönümü bulmak çok kolay oldu, sadece 8 şerit genişliğindeki yolu takip ettim ve yerden 452 metre yüksekliğe uzanan inanılmaz büyüklükteki iki kuleyi aradım.

 

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

 

Petronas’a, Malezya hükümetinin petrol şirketine ev sahipliği yapan bu ikiz kuleler, tarihi ‹slam figürlerine dayanan geometrik şekillerden oluşuyor. Kuala Lumpur’da birkaç motosikletçi arkadaşımla buluştum. Toplandık ve hep birlikte gangsterlerin kavga etmekte olduğu bir sati bar restorana gittik. Motosikletimin sehpasını açtım, oturmaya devam ettim ve bu kavga burada sürerken nasıl yemek yiyip, içebileceğimi kestirmeye çalıştım. Fakat açtım; hepimiz motosikletlerimizden indik ve tam yanımda bir sandalye bir adamın suratına iliştirilirken içeri girdik. O gece buluşup motosiklet sürdüğüm, sanki arkamda hiçbir şey olmuyormuş gibi sohbet ettiğim grubun lideri ve bir avukat olan Amran’la tanıştırıldım. Yüklü bir miktar tavuk ve satay yedikten sonra yerel motosikletçilerle gece geç saatlere kadar, birkaç yerde ve barda durarak şehrin ışıklarını gezdik. Daha sonra Malezya’nın uzun süredir görmek istediğim bölümüne, Kamerun’un dağlık bölgelerine doğru yoluma devam ettim.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Yolun sonradan ikinci, üçüncü, dördüncü vitesleri kullanmayı gerektiren virajlı bir hal aldığı, verimli Malezya ana yolunu kullanarak bu serin çay tarlasına gelmek muhteşem bir sürüş keyfi verdi. Burada yollar, en yüksek noktası 1202 metreye ulaşan dağlar, büyüleyici şelaleler ve çay tarlaları arasından geçiyor. Gür ağaçlıklar arasında 3 gün hiking yaparak ve sakince esen serin rüzgarları içime çekerek, herdaim kokan yabani çiçeklerin kokularıyla arındım. Kuzeye Penang’a, eski bir arkadaşım olan ve iyi durumda klasik İngiliz motosikletlerinden oluşan bir koleksiyona sahip Lim’i ziyarete gittim. Koleksiyonunda 4 Triumph Boneville, birkaç Norton, bir BSA, bir Triumph ve Norton karışımı olan Triton vardı.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

Eski arkadaşımın garajında, elimizde biralar, klasik rock müziği dinleyerek, kromları pırıl pırıl parlayan motosikletlere bakarak otururken kendimi çok rahat hissettim. Buzdolabındaki biralar bitmiş, hindistan cevizi sütü ve safran soslu nasi goreng’ler de üzerlerine cila olmuştu. O gece iyice dinlendim ve çalıştırılan motosikletlerin sesiyle uyandım. Eski motosiklet gözlüğü goggle’ları ve kaskları taktık ve Penang Adası’nı gezdik.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Birkaç gece boyunca göçebe hayatı yaşarken bulamadığınız evcil bir hayatın ve ev yemeklerinin keyfini çıkardım. Tekrar motosikletime atladım. Dijital göstergelerin ışığı yandığında otomatik olarak eski motosikletler devrinden uzaklaşıp zamanımıza döndüm. Bazı elektrik problemlerim vardı ve Malezya’da KTM servisi olmadığından, KTM’im için yeni bir elektrik sistemini kendimiz tasarlamamı z ve kurmamız gerekiyordu. Dünyanın bu bölümünde iyi tamirciler bulmak zor, bu yedek parçalar için de geçerli. Sistemi kendimiz kurduk, gerekli parçaları tedarik ettik ve 5 saat sonra motosikleti çalışır vaziyette topladık. 3 gün Penang’da misafir edildikten ve kırmızı halıyla hizmet edildikten sonra, Tayland’da geçecek yeni macerama hazırdım.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Ülkeye girmemin üzerinden 30 saniye geçmiştim ki, çaresizlik içinde akşamki seks şovuna bilet satmaya çalışan iki travesti yanıma geldi. Ertesi sabah boş bir otelde, buna uygun boş cepler ve yanında boş bir prezervatif kutusuyla, önceki gece ne olduğunu bilmeden uyanma ihtimalim olduğunu bildiğimden, sömürülen bir turist olmayı reddettim. Tayland’ın güneyinde, Malezya sınırının 50 km kuzeyinde bulunan Hat Yai’ye gitmeyi tercih ettim. Bu şehrin bu günkü yayılımına ulaşmak üzere yükselişi, 1970’lerde, muhtemelen Tayland’ın ilk tren istasyonu olmasının etkisiyle başladı. Burada, Hat Yai’de ‹slami bir ayaklanma yaşandı ve güçlü, saldırgan bir hareket bunu destekledi. İkinci gün, kulaklarımı delen güçlü bir patlama sesi duydum. Bombalanan bir arabadan sadece 2 km uzaktaydım.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Eşyalarımı motosikletime yükledim ve çılgın, kaotik karışıklığın içinden geçerek Malacca’nın düzlüklerinden geçen sakin yola girip, Andaman Denizi’nin kenarından tatlı deniz rüzgarları ve Budist tapınaklarından taşan tatlı tütsü kokuları arasından geçerek Puket’e döndüm. Bir süre sonra tekrar iç kısımlarda, pek de davetkar olmayan ülke Burma’nın, hassas sınırı boyunca ilerliyordum. Sonunda Petçaburi’ye, uzun süre önce Tayland’ın, önemli bir kale şehri ve en eski şehirlerinden birine ulaştım. Günbatımında, türünün en büyüğü olduğu söylenen, zarfi bir şekilde altınla kaplanmış yatan Buda’nın olduğu yere ulaştım. Burada, farklı yaklaşımlara ait Buda resimlerini mağaralarda görmek mümkün. Batı bilimleri ve dilleriyle birlikte Kral Mongkut, ülkeyi yabancı ticaretine açarken ve insanları n zihinlerini de yeni fikirlerin hayati bir akışına açtı. Basılı yayını kurdu, yollar ve kanallar inşa etti ve ülkesinin gelişen ticaret ihtiyacını karşılamak üzere ilk modern para birimini yürürlüğe koydu. Yönetimde reform yaptı, ülke yönetim birimlerinde yabancı danışmanlar bulundurdu, orduyu geliştirmek için Avrupalı askerler getirdi ve polis gücünü organize etti.

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Zamanda bir adım geri gitmek ve hepimizin ne kadar kolay yaşadığımızı görmek en etkiliyici deneyimlerdendi fiehir dışında tabelalar Bangkok’u işaret etmeye başladığında kalın mavi duman da kıvrılarak bu büyük şehre doğru artarak ilerliyordu. Hızla hareket eden bu şehirde taksiler paçalarımı sıyırarak geçerken ve otobüsler aniden ortaya çıkarken, tempoyu yakalamak için savaşmak gerekiyordu. Evsiz tek bacaklı çocuklar yolun ortasında oturmuş yardım dileniyor, köpekler her yandan çıkıyor ve bileklerimi kemiriyor ve tüm bu kargaşanın tam ortasında ben tek başıma sakin ve kibirli bir şekilde ilerliyorum. Bir otele vardım ve odamı gösterdiler. Kapı açılırken, bana odamı gösteren bayanla ilgili ilginç bir hisse kapıldım. Duvarlarda bir çok deri kayış ve kırbaç, yatakta bir çift parlak kelepçe yanına nazikçe yatırılmış salatalık şeklinde bir silikon olduğunu farkettim.

 

“Passage de Carnet” ile Singapur’dan Kamboçya’ya gizemli yolculuk!

 

Bayan bana döndü ve “Bu gece kaç bayan istersiniz bayım?” sorusunu imalı bir bakışla ve salatalığı okşayarak sordu. Burada, kaçacak bir yerimin olmadığı bir köşedeydim. Hiç bir şey söylemeden yürüdüm ve sonra “Satılık değilim” deyip kapıdan çıktım ve ekstraların hariç olduğu başka bir otel buldum. Yerleştikten sonra döviz bozdurmam ve ilerideki ülkeler için pasaportumu mühürletmem gerekiyordu. Seks başkentinden çıktım ve o gece kaldığım sınır kasabası Poipet’e, doğuya hareket ettim.

 

Ertesi sabah kalktığımda hayatım birkaç adımda ne kadar değişebileceğini görecektim. Ben şu anda Tayland’dayım ve sadece 20 metre ileride, dünyanın en fakir ülkelerinden birinde büyük bir kamyon büyüklüğünde bir el arabası, çıplak ayaklı dört adam tarafından çekiliyordu. Kendi kendime “Bu kolay olmayacak!” dedim. Yazışmalar bitti, motoru çalıştırdım ve üzerinde Kamboçya Krallığı yazan büyük, gurur verici bir tabelanın yanından geçtim.

İLGİLİ HABERLER
Çılgınlık nerede sona eriyor?Burada Tayland tarafındaki Poipet sınırına doğru ilerledikçe hayat kalitesinin sadece birkaç adımda bu kadar d....