Peugeot Django 150 İnceleme

Peugeot Django 150 İnceleme

Retro skutere yeni bir soluk: Peugeot Django

07 Temmuz 2015 Yazı:Sanço Panço, Fotoğraflar:Eren Dursun

Peugeot Django 150 İnceleme

Fuarda izlediğimiz kadarıyla Peugeot üç tekerlekli Metropolis’i ile olduğu kadar, iki tekerlekli bir başka scooter’i ile dikkati çekiyordu. Neydi o? 2 senedir her Eicma Fuarı’nda dikkatimizi çeken, dikkatimizi çekmekle kalmayıp ağzımızın sularını akıtan Django! Hem eski görünmesini, hem kişiselleştirilebilmesini, hem de dijital ekran, LED park ışıkları gibi modern donanımlarını hayranlıkla izliyorduk. Bizim fuarda görünce hemen Peugeot’culara asıldık, bir tane motoru kendimize aldık. 2014 Temmuz ayında ticari olarak satılmaya başlayan ve bize de fuarla birlikte hemen gelen Django aslında neydi? Çakma bir Vespa mıydı? İyi tasarlanan ve hayata geçen başarılı bir proje miydi? Anlayabilmek için düştük yola, gazladık Django’yla Riva’ya!



Peugeot Django 150 İnceleme



Dünyada motosiklet piyasası güya krizde, ama retro piyasası hiç krize girmiyor. Bunu takip eden Peugeot, 1957’de ürettiği 50 cc’lik S57 scooter’dan yola çıkarak Django ismini verdiği bu projeyi geliştirmiş. Piyasada kendisine nasıl bir yer edinecek henüz bilemiyorum ama, şayet tutarsa Django ismi tıpkı Yamaha’nın Tmax, BMW’nin GS’i gibi markanın önüne geçecek bir isim haline gelebilir. “Vauuv” dedirten faktöre gelirsek, motor görsel olarak inanılmaz dikkat çekiyor. Yeni mi, eski mi, neyin nesidir, kimin üretimidir, gerçekten siz de görünce neden bahsettiğimi hemen anlayacaksınız.



22 Renk, 110.000 farklı varyasyon


Evet yanlış okumuyorsunuz, Peugeot bu model için acayip fikirler geliştirmiş ve oldukça modüler, değişime ve kişiselleştirmeye uygun bir araç yapmış. Üzerindeki parçaları değiştirerek 110.000 farklı görünümde alet yapmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Ancak Türkiye Distribütörü LUK başlangıç olarak bize belli başlı iki farklı model ve 3 farklı renk sunabiliyor. Yukarıda da söylediğim gibi, geçtiğimiz Temmuz’da dünya piyasasına verilen modelin farklı donanım ve renkleri için biraz daha beklemek gerekiyor. Fransa’da renkleri ve donanımları seçerek kişiye özel model almak mümkünmüş. Ancak bu da yaklaşık 1-1,5 ayda teslim ediliyor ve fiyat bir miktar artıyormuş. Mal ithal olduğu için bunu bu şekilde sipariş etmek bizim için pek mümkün görünmüyor. Bu sipariş sistemi için Peugeot otomobil departmanından esinlenmiş. Sele kaplaması, ayna boyası, gövde parçalarının ayrı ayrı olması ve farklı renklerde seçilebilmesi, ön-arka LED far sistemleri, 3 farklı motor kombinasyonu (bize sadece 150’lik olan en güçlü versiyon geliyor), ön cam, elcikler, jantlar, beyaz yanaklı lastikler derken, 110.000 farklı kombinasyon olasılığı ortaya çıkıyor. LUK bizim için iki model seçmiş. Bunlardan bir tanesi Evasion, beyaz-sarı veya beyaz-kırmızı çift gövde rengi, LED ön arka aydınlatmalar, beyaz yanaklı, beyaz jantlı lastikler, ön port bagaj ve küçük sportif ön siperlik fiyata dahil; 3.441 Euro. Diğer model olan Sport aslında iki renkte üretiliyor; gri veya mavi. Bunun mavi olanından bir tane getirilmişti, dergi olarak hemen kaptık. Gelgelelim mavi renklinin de fotoğrafı fuarda o kadar çok ilgi görmüş ki, LUK mavi olan Sport versiyonu da şimdi getiriyor. Bu donanımda da jantlar gri, gövde mavi, gri ve metal benzeri detaylar, 3 tarafındaki numara boşlukları için kendinizin yapıştırabileceği sporcu numaraları, LED aydınlatmalar ve normalde bir kapağın takılı olduğu boşluğa takılabilecek yolcu selesi standart olarak geliyor. SBC fren sistemi her iki modelde de mevcut. Bu modelin de fiyatı diğeriyle aynı; 3.441 euro.


Peugeot Django 150 Özellikleri


Motor


Peugeot son dönemde SYM ile işbirliği yapıyor. Bazı scooter’ların üzerine direkt Peugeot markası basıp satıyor ya da ondan motor donanımı alıyor. Django’nun üzerinde de SYM’den alınmış hava soğutmalı, 150cc’lik bir motor bulunuyor. Tayvanlı üreticinin motoru 11,4 beygir güç üretebiliyor. Motor tek egzantrikli ve 2 sübaplı. Oldukça basit olmasına rağmen, başka pek çok motorda denendiği için oldukça dayanıklı, az tüketen ve sorunsuz bir motor olduğu söyleniyor. Karbüratörlü olması sayesinde kick-start halen mevcut, dolayısıyla akü biterse kick ile çalıştırabilmeniz mümkün. Motora özel tasarlanan egzozun kendine has takırtılı sesi oldukça güzel.



Şasi, Yürür Aksam


Metale benzeyen ama aslında plastik olan bütün o kaportanın altında aslında çelik borudan oluşan bir şasisi var. Süspansiyon sistemi oldukça basit ve ucuz görünmekle birlikte, harika iş çıkartıyor. Önde bir çift klasik tipte çatal, arkada mono amortisör var. Sanki arkadaki ayarlanıyormuş gibi göründü ama biraz gizli kaldığı için henüz tam anlayabilmiş değilim. Frenlerde, bu sınıftaki scooter’larda belki bir iki rakipte olan kombine fren sistemi kullanılmış. Mekanik olarak birbirine bağlı ön ve arka çift disk SBC adı verilen bir sistemle birlikte çalışıyor ve harika iş çıkartıyorlar. Peugeot bir ABS sistemini bu modele koymayı düşünmüş, ancak maliyeti düşürebilmek adına bu SBC’yi geliştirip satış fiyatında önemli bir düşüş sağlayabilmiş. Üzerindeki orta karar lastiklere rağmen bu sistem çok efektif çalışıyor ve neredeyse hiç bir kaydırmaya şans tanımadan aracı durdurabiliyor. Motorun ağırlığı 139, 4 kilo, bunun 57,8’i önde, 81,6’sı da arkada yer alıyor.




Peugeot Django 150 İnceleme



Peugeot Django 150 İnceleme



Peugeot Django 150 İnceleme



Peugeot Django 150 İnceleme




Donanım


Her ne kadar gövde parçaları plastikten üretilmiş de olsa, işçilik çok iyi. Genel olarak baktığınızda mal plastik değil de metalmiş izlenimi uyandırıyor. Hem Vespa’da hem de Peugeot’nun bu scooter’ların ilk örneklerini ürettiği 1950’lerde, henüz plastik enjeksiyon teknolojisi olmadığı için, 2. Dünya Savaşı’nda Avrupa ülkeslerinin oldukça geliştirdiği metal üretim teknolojisi tercih ediliyormuş. Vespa, bu konuda geçmişi devam ettirerek, eski üretim tekniğini ve sac şasi gövde üretimini sürdürüyor. Peugeot ise, tamamen sacdan üretilen S57’nin aksine, bu motoru plastik gövdeli üretmeyi tercih etmiş. Donanım olarak piyasada bu klasmandaki diğer rakiplerinden daha iyiymiş gibi görünüyor. Ön arka kombine disk frenler, ön arka 12 inç büyük jant ve lastikler, güçlü bir yürür aksam, 12 voltluk priz, kilitlenebilir telefon gözü, eldivenleri ve küçük boyutlu tam bir kaskı sorunsuzca alan büyükçe sele altı, düşük tüketimli, yüksek dayanımlı sağlam bir motorun yanı sıra, dış ısı sıcaklığı, çift tripmetre ve saati gösteren zengin dijital gösterge tablosu, ön-arka LED park lambaları ile oldukça iddialı bir donanıma sahip olduğunu söyleyelim. Kumanda düğmeleri oldukça kaliteli görünüyor. Çalışması da göründüğü kadar iyi. Bu konuda getirebileceğim tek eleştiri, korna ve marş düğmelerinin başparmaklardan oldukça uzakta kalıyor oluşları. Hem dışa doğru fazla çıkıklar, hem de elciklerden uzaktalar. Ön tarafta anahtarla açılan iki kapak var. Bunlardan birinin arkasında benzin deposunun ağzı var. Diğerinin içi de bir telefon veya ince bir çift eldiven için tasarlanmış. Bu gözde bir de 12 voltluk çakmak soketi yer alıyor. Bu iki göz sayesinde orta bölüm düz bir şekilde tasarlanmış. Depoyu öne, akü gözünü genelde depo koyulan en arkadaki yolcu selesi altına alınca, orta tabliyenin dümdüz olmaması için hiç bir sebep kalmamış. Bu sayede iniş binişler oldukça kolay ve rahat hale gelmiş. Fuarda gördüğümüz kadarı ile opsiyonel olarak satılan arka çanta taşıyıcı ile çantayı LUK getirmiş ve arzu ederseniz Evasion versiyonuna hemen takılabilmesi mümkün.



Peugeot Django 150 Yorumlar


Bu alet fotoğraflarda oldukça küçük duruyor, gelgelelim üzerine oturunca veya başka motorla yan yana koyunca görüyoruz ki aslında epeyce büyük. Mesela 12 inçlik lastik ve jantları, benzer sınıftaki rakiplerine göre büyük. Dolayısıyla, ister kısa, ister uzun olun, altınızda küçük durmayan retro bir motosiklet yapmışlar. Bunu da bulmak pek kolay değil. Özellikle enine boyuna bir adamsanız, oturduğunuzda Vespa’nın küçük şasisi LX veya Primavera’ya göre oldukça fazla yere sahip olduğunu görebilirsiniz. Özellikle ayak kısmının düz olması, motora girişi ve çıkışı, manevra anındaki hakimiyeti son derece kolay hale getiriyor. Yine ayak bölümü dümdüz olduğu için, ayaklarınızı istediğiniz biçimde konumlandırmak da mümkün olabiliyor. Bu motorun Sport versiyonu tek seleli olarak geliyor. Arka yolcu selesinin yerinde bir kapak var. Ancak alırken, size arka seleyi de veriyorlar. Sadece tek bir vida vasıtası ile arka kapağı çıkartıp yolcu selesini takabiliyorsunuz. Sele bütün versiyonlarda iki parçalı. Yolcu selesi; vidasını sökmeden açılmıyor, altında da akü bölmesi var. Sürücü selesi ise kontak üzerinden açılıyor, altından çıkan göz oldukça büyük. Buraya büyükçe bir yarım kask sığdırmak mümkün. Benim kullandığım tam boyutlu kasklardan Shoei XR1100 bölmeye sığmadı. Ama Arai’nin Axcess II’si çok kolay sığdı. Yanına eldiven de koymak mümkün. Bu açıdan oldukça kullanışlı olduğunu belirtelim. Kapitone, dilim dilim suni deri ile kaplanmış sele grubu sanki kaydıracakmış gibi dursa da, üzerinde oturuş çok keyifli ve kaydırmıyor. Selenin yerden yüksekliği 770mm, sele ile ayak koyma yeri biraz yakın olduğu için çok uzun arkadaşlarda dizler fazla katlanabilir. Selenin geniş yapısı sebebiyle bazı sürücüler ayaklarını yere koymada belki problem yaşayabilirler. 12 inç jantlar, alçak ağırlık merkezi yüksekliği motorun manevra esnasında daha kontrol edilebilir olmasını sağlıyor.



Peugeot Django 150 İnceleme



Gaz açışına gelince, Vespa’nın LX’inden alışkın olduğum hızlı kavrayan aktarma grubu, bunda yerini daha devirli kalkışa yol açan bir kombinasyona bırakmış. İlk kalkışı yapabilmek için gazı şöyle iyice çevirmek, motorun devir kazanmasını sağlamak gerekiyor. Bu varyatör işi hep böyledir, ya hızlı kalkış yaparsın, son hız düşer, ya devirli kalkarsın, son hız yükselir. Bu motorda da durum bu şekilde, bir Vespa LX’in aksine kalkış oldukça yavaş, 20 km/s’e kadar oldukça yavaş, ama hızını alıp gitmeye başladıktan sonra düzde 100-105 km/s’ye, yokuşta göstergedeki son hızı olan 120km/ s’ye ulaşmak işten değil. Bu ilk kalkışa çabuk alıştım, başladım Django ile şehirde gazlamaya. Motorun takırtı biçiminde hızlanması son derece çekici. 20 ile 60 arasında oldukça hızlı biçimde tırmanıyor, 60’da hafif bir boşluk var, sonrasında 100’e kadar sorunsuz tırmanıyor. 100’den sonra hızlanma biraz düşüyor, yokuş aşağı iniyorsanız gösterge sona, yani 120’ye dayanıyor. Düzde ölçtüğümüz hız 110km/s, GPS’te 102 km/s. Bu değerler, bence oldukça başarılı. Hız göstergesine bakmasam, hissettirdiği hızın daha fazla olduğunu söyleyebilirim. Motorla yaptığımız Riva seyahatinde, yanındaki büyük motorlar basıp gitmez ise, oldukça güzel peşlerinden gitti. Riva’nın dik yokuşlarına yaklaşırken 100 km/s düzlük hızını tutturursanız, yokuş yukarı hız bazı yokuşlarda 90’a, bazısında 80’e kadar düşüyor. Bu sayede sürücü pek de şikayet etmeden sürüşüne devam edebiliyor. Motorun ağırlığı arkada fazla olduğu için durduğu yerde yapılan manevralar çok kolay, gidonun da izin vermesi sayesinde neredeyse olduğu yerde problemsiz dönebiliyor diyebilirim. Arkadaki ağırlığı ve kolayca dönebilmesi, gerçekten bir retro olan Vespa PX’i hatırlatıyor. Motorun en beğendiğim yönlerinden bir tanesi de, şayet yolcu taşıyorsanız, yolculu sürüş için oldukça fazla yer bulunması. Göründüğüne göre oldukça büyük derken bunu da vurgulamak istemiştim. Alet epeyce uzun, seleleri de büyük. Herkes kendi selesine oturduğu için iyi ayarlanmış sele sertlikleri sayesinde rahat edebiliyorlar.


Vespa’da çokça şikayet konusu olan sürücü ayaklarını yere koyduğunda yolcunun ayaklarına çarpan bacaklar konusu, bu motorda söz konusu değil. Açılır kapanır yolcu ayaklıkları oldukça geride ve yolcunun ayağı sürücüye dokunmuyor. İri kıyım bir yolcu bile arkadaki geniş yer sayesinde oldukça mutlu olabilir. Motorun ışıklandırma sistemi ve bu konudaki aksesuarları çok havalı. Önde LED park lambası, arka stop’ların tamamının LED oluşu, motoru görünüm bakımından bir üst sınıfa çıkartıyor. Riva dönüşü geceye kaldığımız için, önden giden motorcu, aynasından gördüğü LED ön parkı, arkadan gelen ise LED stopları beğendiğini söyledi. Motorun sinyalleri de LED, bu da çok havalı bir görüntü katıyor. Sinyaller çalışırken sesli bir uyarı da olduğunu unutmadan söyleyeyim. Acil durumlara karşı dörtlü flaşör de mevcut. Ana far kafaya bağlı ve gidonla birlikte dönüyor. Oldukça büyük farın hem kısası, hem de uzunu, son derece başarılı bir aydınlatmaya sahip. Göstergenin aydınlatması da bir başka çekicilikte, LCD dijital gösterge mavi renk ile aydınlanırken, çevresindeki hız göstergesi daha beyaz bir şekilde aydınlanarak, gece oldukça çekici bir hale geliyor.


Yol tutuşuna ve frenajdan da bahsedeyim. Motorun gidişi oldukça stabil. Üzerindeki lastikler Çin yapımı olmasına karşın, radyal tubeless yapıdalar ve yolda hiç fena değiller. İyi derken, Rossi gibi viraja girmiyorlar elbette, ama verdiği hissiyat hiç fena değil. Sürüş esnasında 140 kiloluk ağırlığın arkada olduğu bir parça hissediliyorsa da, düşük hızlarda son derece dengeli davranıyor ve rahat kontrol edilebiliyor. Frenlerden bahsederken birbirlerine bağlı çalıştıklarını anlatmıştım. Sürüş esnasında frenler oldukça güven veriyor ve aşırılıktan kaçınabilirseniz, tekerlekleri kilitlemeden ani durdurma potansiyeline sahip. Ön fren kolu serbest çalışıyor, tek başına bu bile oldukça yeterli ve güçlü iken, soldaki arka fren kolu, her iki diski de birlikte çalıştırıyor ve motor ani frenajda adeta olduğu yere çöküyor. Öne doğru yığılmaması, size fren esnasında bile manevra yapabilme imkanı sağlıyor. Süspansiyonlara gelince, bu fiyat kategorisinden beklenmeyecek biçimde yumuşak, konfora yönelik çalışıyor. İşin iyi tarafı, konforlu olmasına konforlu ve yumuşak olmalarına rağmen sürüş esnasında da oldukça güven verecek kadar sertler. Bu süspansiyon işi acayip bir iş! Aslında en başta kırpılan ve ucuzu seçilen donanımlardan olmasına rağmen, ucuz bir seçimin bu kadar iyi çalışabilmesi, insanı pahalı ama iyi hissettirmeyen “Daha yüksek fiyatlı motorlar neden böyle olamıyor?” diye düşünmeye itiyor. Arkadaki plaka bölmesi biraz aşağıda, bir de bizim dev plakayı takarsanız, dev boyutlu kaldırımlarımızdan inerken plakayı orada bırakabilirsiniz. Çok kaldırım inip çıkacaksanız, daha küçük boyutlu plaka yaptırmanızı tavsiye ederim.


Peugeot Django 150 Test Sonucu


Fuarda 8.900 lira kampanya fiyatı ile satılan Django’nun liste fiyatı 3.441 Euro, yani yaklaşık 9.600 lira. Bazı Peugeot bayileri, www. sahibinden.com’da gördüğüm kadarı ile her türlü kredi kartına 9 eşit taksitle satış imkanı sunuyor. Değişik görünen, gidişi hiç fena olmayan, barındırdığı teknik özellikler bakımından oldukça yenilikçi bir alet almak istiyorsanız, Django çok iyi bir seçenek. “O fiyata PCX alırım” diye düşünenler, bence PCX alsınlar. Bu motorun PCX fenomenine göre avantajı, çok daha farklı görünmesi, altınızda kaybolmaması, Honda kadar güvenilir SYM motoru ve çok rahat inilir binilir oturuş pozisyonu. Dezavantajı ise Honda’nın yaygınlığı, daha kolay alınır-satılır olması, belki biraz daha az yakması. Asıl yarıştığı zemin olan retro scooter’lar arasında ise bu alet en ucuz seçenek. Biraz indirim alınıp bir de 9 taksite böldürülebilirse, bence alınır, keyifle de binilir. Motorun Fransa fiyatının da 3.200-3.400 Euro arasında olduğu konusunu da belirtmeden edemeyeceğim, dolayısıyla burada %8 ÖTV’yi hesaba katarsak, anavatanına göre %10 ucuz satıldığını söylemek mümkün.

İLGİLİ HABERLER
9 Bin Liraya Nasıl Bir Skuter Alsak?Sıfır veya ikinci el, ne alsak diye piyasaya bakındık…Hava sıcak, terlik ve tişörtün üzerine bir yarım kask, b....