Simav-Gölcük Yaylası

Simav-Gölcük Yaylası

Kütahya Simav’a bağlı Gölcük yaylası, özellikle motosiklet ve karavancılar için keşfedilmesi gereken bir kamp alanı. Geçen ay, sosyal medya üzerinden organize olan 100 e yakın enduro kullanıcısı Simav’daki bu doğa cennetinde buluştu

25 Haziran 2014 Yazı ve Fotoğraflar:Erkin Yeşil

Motosiklet kullananlar eskiden motosiklet kulüplerine üye olur birbiriyle tanışır, geziler düzenlerdi. Daha sonraki yıllarda forum siteleri üzerinden bilgi alışverişi ve organizasyonlar başladı. Artık sosyal medya, özellikle Facebook’daki gruplar, sayfalar sayesinde iş çığırından çıkmış durumda. Bu gruplarda motosiklet ve geziler hakkında yoğun bilgi alışverişi ve tartışmalar dönüyor. Festival tarihleri sosyal medya üzerinden duyuruluyor. Uzun yola çıkanlar Facebook’ta sayfa oluşturarak, yaşadıklarını anında takipçileriyle paylaşıyor.

 

Simav-Gölcük Yaylası

 

Sanal Ortamda Kurulan Topluluk

 

Benim de geçen yıla kadar kullandığım ve 10 ülkede yol aldığım Yamaha XT660Z Tenere, kullanıcıları tarafından oldukça sahiplenilmiş durumda. Tenere kullananların Facebook’ta kurduğu bir grup, gittikçe büyüyerek farklı marka motosiklet kullanıcılarının da katıldığı nitelikli bir platforma dönüştü kısa sürede. Sanal ortamda tanışan İstanbul’daki Tenere kullananların, Caddebostan sahilde düzenli toplanmaya başlamasıyla bu oluşum yavaş yavaş şekil değiştirdi. Sonrasında, grubu kuran İzmirli Erdem Önen’in emekleri ile, grup üyeleri iki yıldır kamp yaparak internet üzerinden yazıştıkları arkadaşları ile buluşur oldu. Kamp yeri, Türkiye’nin her tarafından katılımcının önerileriyle haritada merkezi bir nokta gözetilerek seçildi. Geçen sene Uşak Ulubey, bu sene Kütahya Simav’in nispeten herkese yakın bir yerde olması sayesinde, bu kamplara Türkiye’nin dört bir yanından katılım sağlanmış oldu.

 

Simav-Gölcük Yaylası

Çavdarhisar’daki antik kent, Kütahya’ya gelip mutlaka uğranılması gereken bir yer. Aizonai antik kentinde “Zeus tapınağı ve dünyanın ilk borsasını” görebilirsiniz.

 

Kampa Doğru Yola Çıkış

 

Kampa son 2 gün kala grup içi yazışmalar ;

 

-Aşırı yağış bekleniyor!

 

-Olsun biz gene de gidiyoruz.

 

-Hava durumu için bakmadığımız site kalmadı. Yağacak kesin yağacak, off…

 

Simav-Gölcük Yaylası

 

Geçen seneki kampa 5 motosiklet beraber sürerek gitmiştik. Bu sefer Kütahya’nın güneybatısında yer alan Simav’a tek başıma yola çıktım. Birlikte yol almayı düşündüğüm arkadaşlarım yağmura rağmen (benden bir gün önce) cuma gününden yola çıktı. Tolga Başol ve Koray Özden kamp atmayı tercih ederken, yolda oldukça ıslanan (keyfine düşkün) Serhat Küçükler ve Kaan Öztürk kamp alanına 8 km uzaktaki Eynal Kaplıcalarında keyif yapmayı tercih etti ilk gece. Aykut Uzun ise, benim hiç sevmediğim gece yolculuğunu seçti. Cevher Bilger, Tolga Karalar ve Sedat Bozkurt ise gelemedi bu sene. Neticede, işlerimi bitiremediğim için cumartesi sabahı erkenden tek başıma yola koyulabildim. Neyse ki hava güneşliydi ve Simav’a çok keyifli köy yolları ile ulaşılabildiğini biliyordum. (Bu yolu İstanbul’dan güneye giderken de öneririm) Eskihisar-Topçular feribotundan sonra mesafe yaklaşık 300 km olsa da Emet’in virajlı yüksek rakımlı yollarını tercih ettiğim için yol 4 saat kadar sürdü. Tek başıma yol almanın keyfiyle (benzin alma dışında) mola vermeyerek, bir solukta kamp alanına vardım.

 

Gölcük Dağı (Yaylası)

 

Simav-Emet karayolunun hemen üstünde olan Gölcük, Simav’a yakın köyler için bir dinlenme noktası durumunda. Zengin ormanlarla kaplı Gölcük Dağı, zirvesindeki düzlük alanlar sayesinde aynı zamanda bir yayla görünümünde. Buraya adını veren Gölcük Krater Gölü, etrafındaki çam ağaçları sayesinde, yeşillikler içinde çok uygun bir kamp alanı. İçme suyu, tahta masalar ve her türlü altyapısı bulunan yayla 1450 metre yükseklikte. Ulaşımı da keyifli olan kamp alanının etrafındaki ormanlık alanda motosikletle kaybolacak kadar çok patika yol var. Yazın bile oldukça serin olan yaylada, kışın buz tutmuş krater gölü etrafında piknik yapmaya gelenler oluyormuş.

 

Simav-Gölcük Yaylası

 

Kamp Muhabbeti, Neden XT660Z?

 

Yeni üretilen motosikletlerde tek silindirli enduro tarzı için çok fazla bir alternatif kalmadı aslında. Bu konuda tecrübeli sürücülerin ne kullandığını paylaşmak belki daha sağlıklı bir fikir verir. Savaş Balaban, Sedat Bozkurt, Hasan Yapıcı, Orhan Uslu ve Serkan Söğüt’ün geçen yıl yaptığı yolculuklarda XT660Z kullanmasının bu motorun parlamasında önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Ayrıca Tenere’nin diğer modellere (KTM 690R, BMW F800GS gibi) göre fiyatının ucuz olması ön plana çıkmasının en önemli sebebi oldu. Maalesef marka bu yükselişi göremedi ve yeni motor getirmekte sınıfta kaldı. Sipariş veren bir çok kişi motosikletinin ne zaman geleceğini bile bilmeden aylarca bekletildi.

 

Kampta az sayıda olan turuncu motosikletler oldukça ilgi çekti doğrusu. Motosikletleri değiştirip denemek isteyenler sayesinde test alanına döndü bir ara kamp yeri. Tolga’nın F800GS’i, benim Tenere’yi bırakıp 690’a geçişimiz de konuşuldu. Benim XT660Z’yi bırakıp KTM 690R’a geçmemdeki en büyük sebep iki motor arasındaki hafiflik ve güç farkıydı. Ayrıca amortisörler de arazide çok fark etti. Tabi ki bu avantajlar motosikletin fiyatına da yansıyor. Motosiklete ayıracağınız bütçe, ne kadar kullanacağınıza, gideceğiniz yol şartlarına bağlı olmalı bence. Herkesin ortak fikri fiyat-performans açısından bakılırsa Tenere doğru tercih.

 

Ben henüz gerçekleştiremesem de, kilometre sayacına takılmadan, eski model mekanik motorlarıyla uzun yolculuklara çıkanlara ayrı bir saygı duyuyorum. Honda Africa’larıyla uzun yollar yapan Koray Özden, Savaş Balaban (yolbizibekler), Erkan Öztürk (afrika’nın Rengi) ve Çağlar Erkenci (motoroman)’ye selam olsun. Enduro kullanmaya yeni başlayanların, yukarda ismi geçen deneyimli sürücülerle Ulubey ve Simav’daki kampta tanışıp tecrübelerini dinlemesi, çok büyük bir fırsat oldu gerçekten.

 

Simav-Gölcük Yaylası

 

Simav’a Yakın Yerler

 

Simav’a kadar gelmişken etrafta gidilecek bir sürü yer daha var aslında. Kütahya genel olarak deniz seviyesinden yüksek olduğu için, Gölcük yaylası gibi birçok yaylayı barındırıyor. Yükseklikleri 1200 ile 1500 metre arasında değişen Emet’ de Sarıalan, Domaniç’ de Dere, kamp için diğer seçenekler. Ayrıca, Gediz’ e 30 km mesafedeki 2312 metre rakımlı Murat dağı, kamp, dinlenme ve yürüyüş için iyi bir seçenek olabilir. Kamp yapmayı sevmeyenler de Naşa Kaplıcaları, Çitgöl ve Eynal Kaplıcaları’nda konaklayabilir. Kütahya merkeze 60 km uzaklıkta Çavdarhisar’da bulunan “Aizonai Antik Kenti” de yol üzerinde görülmeye değer güzellikte bir yer.

 

Simav-Gölcük Yaylası

 

Yağmur Son Günü Bekledi

 

Ben de uzun zamandır göremediğim dostlarla hasret gidermek, internet üzerinden yazışıp tanışamadığımız arkadaşları görmek için iki yıldır bu organizasyona zevkle dahil oluyorum. Bu yıl uzun yola çıkacak arkadaşlarla görüşme fırsatı yakalayıp, rotaları hakkında karşılıklı fikir alışverişi yapmak da çok faydalı oldu. Yusuf Baba, Levent Olgaçlı, Hasan Yapıcı gibi henüz yüz yüze tanışamadığım uzun yol üstatları ile muhabbet etme fırsatım oldu bu sayede. Doya doya sohbet edemedik aslında, pazar sabahı sabah 06:00 yağmurun sesine uyandı herkes. Beklenen en azından son gün başlamıştı. Maalesef vedalaşma çok kısa sürdü, başta Orhan Uslu olmak üzere, herkes dağıldı bir anda.

 

Motosiklet festivallerinden, kalabalık kamplardan, toplu sürüşlerden hoşlanmayıp çoğu organizasyona katılmıyorum açıkçası. Bu kampta da kalabalık yüzünden dağılmalar, gruplaşmalar oldu elbette ki.

 

Yine de bu kamp gibi ticari kaygı düşünülmeden, birçok kişinin emeğiyle yapılan samimi faaliyetler daha fazla olsa keşke. Ev sahipliği yapan Simav’lı arkadaşlar Hakan, Süleyman ve Güvenç, organizasyonu düzenleyen sevgili Erdem’e çok şey borçluyuz. Sazını Bursa’dan motosikletinde taşıyıp gelen Gürkan bu yıl da kampın yıldızıydı. Bu güzel insanların sayesinde iki gün boyunca yağmura rağmen hiç sorun yaşamadan güzel vakit geçirdik. Zaten ben Tenere’den çok, Tenere kullanıcılarını seviyorum. Hepsi çok hoş sohbet, kafa insanlar. Bu ruhu kaybetmeden her yıl, farklı bir yerde tekrarlanırız umarım bu kampları.

 

Simav-Gölcük Yaylası

 

Tolga’yı Uğurlama (ridemustgoon)

 

Bu kampı benim için en özel kılan yanı ise, 2enduro’daki yol arkadaşım Tolga Başol’u çıkacağı dünya turu öncesi bir nevi uğurlama buluşması yapmış olmamızdı. Spormoto KTM Türkiye’nin verdiği 2014 KTM 1190 Adventure R ile tek başına birkaç yıl sürecek bir yolculuğa çıkacak Tolga. 2enduro olarak yaptığımız projelerin sonucunda böyle bir destek bulabilmenin mutluluğunu yaşayıp, bu ülkede sponsor bulmanın ne kadar zor olduğunun farkında olarak, Tolga’ya yolun açık olsun diyorum. Bu yolculuğu ve eski maceralarımızı www.facebook.com/2Enduro ve www. ridemustgoon.com dan takip edebilirsiniz.

 

Fotoğraflar ve yazı desteği için Yusuf Baba, Koray Özden, Orhan Uslu, Selman Akyıldız, Kaan Öztürk, Ömer Işık, Erdem Önen, Fujer Turan, Levent Şen, Fırat Erdem, Mert Çelikkol ve Gürkan Koç’a teşekkürler…

 

Simav-Gölcük Yaylası

 

 

Simav-Gölcük Yaylası 

Artık gelenekselleşen bir Tenere fotoğrafı. Kampta o kadar çok tenere vardı ki, hangisi kimin motoru anlamak kolay olmadı.

 

 

KAMPA KATILANLARDAN...

 

Fujer Turan (Bodrum, XT660Z): Geçen sene grubun düzenlediği ilk kamp kasım ayındaydı ve sadece 2 gün önce haberim olmuştu. O kampta akşam hep beraber toplanıldı, herkes kendini tanıttı; panayır gibi yıldız geçidi gibi tüm bilinen motorcular, zevkle merakla takip ettiğimiz gezginler gelmişti. Biz yeni motorcular da onlarla sohbet etmiştik. Grubu kuran Erdem Önen, 2. kampın yapılacağını Facebook’tan haber verdiğinde Kütahya Simav için acayip bir heyecan başladı bende. Bu sefer katılımın nasıl olacağı, ilk kampta tanıştıklarımızdan kimlerin geleceği, hangi rotadan gideceğimiz bende büyük bir merak oluşturdu. Bu sefer kardeşim de katılacak (onunla ilk kampımız oldu) diye daha bir mutluydum. Ben Bodrumdan Muğla-Denizli- Uşak üzerinden yola çıkıp, İzmir yoluna dönüp, Simav Gölcük Yaylası’nı takip ederek kampa geldim. Cuma öğlen civarı 8-10 kişi buluşma noktasındaydık. Sonra yaylaya çıkıp çadırları kurma heyecanı, gelen arkadaşlarla tanışma merhabalar; sonra biraz sohbetleşme, yemek, nefis bir uyku. Cumartesi günü sabah erkenden kalkıp Gölcük’ün tatlı sisli çerçevesinde hoş sohbetle yürüyüş, kahvaltı. Ardından Çavdarhisar Aizonai antik kentine - Simav’a yaklaşık 150 km uzaklıkta iyi korunmuş bir Zeus tapına ve “dünyanın ilk borsasının” olduğu yere - yolculuk. Fotoğraflar, nefis virajli yollar, dönüşte Emet - Hisarcik yaptık ve bu rota da inanılmaz güzeldi. Akşamüstü kampa döndük, biz yokken de birçok kişi gelmiş olduğunu gördüm. Sonra her gelene olan merak; kim geldi? Yaklaşık 30 tenere ve toplamda 80 motosiklet nefis bir kamp ateşi, güzel sohbetler, bir çuval çekirdek, güzel fotolar, nefis anılar…

 

 

Yusuf Baba (Marmaris, KTM 990 ADV): Organizasyon, bilgilendirme, sohbet ve samimiyet ON numara. Kamp yeri, BEŞ yıldız, su ayağımızın dibinde, masamız bile var; daha ne olsun. Yoksa bu 40 yaş üstüne sağlanan bir lüks müydü anlamış değilim. Bir çok cengaverle tanışmanın zevkini tattırdı bu kamp bana. Uzun yol öncesi yapılan bilgi alışverişi ve hoş sohbetin tadı damağımda kaldı. Göl manzaralı çadırımı kurmak zevk iken, toplamak biraz hüzünlü oldu. İyi ki varsınız. Kampı düzenleyen, gelen, emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 

 

Erdem Önen (İzmir): Gölcük yaylasına cuma giden gruptaydım. Kampta hava bir açıyor bir kapatıyordu ama beklenen yağmur yağmamıştı. Genelde kamp zamanlarında yağış olsun istemez endurocular. Böylece çadırları rahatça kuracak, sohbet edecek bolca vaktimiz olacaktı.

 

Kaplıcalardan gece kamp alanına dönerken bir domuz sürüsüne denk geldik irili ufaklı 15 domuz vardı. Ben motorsikletimi yaylada bırakmış Barışkan Çaldağ›’nın artçısı olmuştum. Bir ara çadır ve malzemeler talan edildi mi diye düşünmedim değil. Ertesi gün katılım git gide artmaya başladı, dostları gördükçe herkes bir diğerine gel burada kur çadırını diyordu.Bisiklet yarışlarında basın motosikleti olarak geçen sene kampta tanıştığım, son anda uzun km’ler yapıp kampa gelen Medar Kaplan, Ramazan Gönülal, Akgün Karakaya’yı görünce mutlu olmuştum. Cumartesi gece saat 01:30 göle yakın bir yerden saz ve klarnet sesi geliyordu meğer kampın eğe meyhanesindenmiş. ( Mustafa Cihat Oğuz, Caner Dönmez, Cengiz Küçük) Cumartesi gecesi 02:00 kampa halen gelen var. Biri gözüme ışık tutuyor 02.30 (Mehmet Çakaloğlu) Sanal ortamda her gün görüştüğümüz arkadaşlarla buluşup sohbet etmek, yeni dostlar kazanmak güzeldi. Mesela Ömer Işık ile tanıştım sanki yıllardır arkadaşımdı. Türkiye’nin birçok ilinden, gece gündüz demeden km’lerce her hava şartında yol yapan, gönlü bizimle olan ve şuan bu satırları okurken hepsinde bir tebessüm olduğunu düşündüğüm arkadaşlarımla çok güzel bir hafta sonu geçirdik.

 

Gürkan Koç (Bursa): Türkiye’de motosiklet ve yol almak adına birçok organizasyon düzenlendi. Kanımca birçok toplanmadan farklı olarak, bu kadar sıcak bu kadar özveri ve samimiyeti olan bir kamp daha önce oluşturulmamıştır. Uzun yol yapan motorcuların neredeyse hepsi gelmişti. Buluşmanın en güzel yönlerinden biri de tamam herkes geldi dedikçe ..uzaktan gelen bir motor sesi ile sayının artması idi...sayı arttıkça sohbet ve tanışma faslı daha bir güzel oldu... İzmir grubu, Antalya, Ankara, Samsun, Sinop, Kastamonu ve birçok yerden herkes vardı. Hepsinin ayrı ayrı yol hikayelerini dinlemek çok hem de çok hoştu. Tam da istenildiği gibi oldu her şey...Kocaman bir ateş yakıldı herkes tek tek çadırlarını kurmaya başladı ve gece başlarken işi biten yavaş yavaş ateş etrafında toplanmaya başladı....ve gönüldendir bilirim... Sazımız ve Sözümüzle bol türkülü bir gece başladı... Sadece orada bulunanların yaşadığı duyguları anlatmaya kelimeler yetmez diyebilirim...

 

Çok güzeldi.... Evet şaka değildi ve gerçekten hayal ettiğim ve hayal ettiğimden de öteydi her şey... “Adamlar geziyor ve yol yapıyordu”..ve sohbet başladı herkes birer birer dökülmeye yağan yağmur damlası gibi damlayıp açılmaya ve bir yaprak üzerinden süzülüp bu coşkun “akarsuyla” akmaya yol almaya başlamıştı o gece..gözlerime inanamadım....birbirini yeni yeni tanıyan bu insanlar sanki yıllarca birlikte yol yapmışlardı... ve o kadar mutlu olmuştum ki..bir Masal gibiydi her şey.....biri ‘’ Abi seninle Nepal’de yolda karşılaşmıştık...diğeri aaa evet.....sonra bir diğeri.. Abi Rusya’da aynı yere kamp atmıştık..vb...birçok cümleler döküldükçe gözlerimden yaşlar gelmeye başladı..İşte bu dedim...ben bunu istiyordum..... Ve Gün karanlığa döndükçe sohbet ve paylaşımlar arttı...ve 1 hafta sonu buna yetmemişti…

 

 

Fırat Erdem (Ankara): Sırf bu kampa gidebilmek için planlarımın öncesinde kredi çekip motosiklet aldım desem inanır mısınız? Sosyal medyadan tanıştığımız, ortak duygular paylaştığımız insanlarla yüz yüze gelmek; Simav’a giderken geçtiğimiz virajlarda, yağmur, toprak ve orman kokuları, hepsi ayrı bir tattı, emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkürler.

 

Orhan Uslu (Antalya): Bizde motor 30-40 bin km ye gelince hemen motoru satmaya çalışmak adettir. Türkiye’de 100 bin km yi dolduran tenere bir bende var galiba. O yüzden kampta motorum baya ilgi çekti. 2008 yılında bu motoru aldığımda pek kimse tarafından bilinmiyordu. Geçen yıl satmayı denedim bir ara ama almak isteyen kimse çıkmadı. 6 yıl içinde bu kadar popüler olacağını, adına kamplar düzenleneceğini hiç tahmin etmezdim doğrusu. Şaka bi yana iki yıldır çok eğleniyoruz bu kamplarda.

 

 

Selman Hakan Akyıldız (İstanbul): Bol sohbet ve kahkahalı güzel bir akşamın ardından sabahın ilk ışıklarıyla yağmur şırıltısının senfonisi eşliğinde uyanmak paha biçilmez bir keyifti…

 

 

Mert Çelikkol (İstanbul): Honda CRF250L ile yaptığım ilk kamptı. Küçük motorla gelme konusunda açıkçası endişeliydim. Fakat herkes çok sıcak davrandı. Gerçekten çok şanslıyım, bir sürü deneyimli motosikletçiyle tanışma fırsatı buldum. Yeni aldığım çadırı kurarken bile herkes yardım etti. Özellikle doğru kamp malzemelerini seçme ve motosiklette taşıma konusunda birkaç seviye atladım :) Bir daha kamp yaptığımda asla bu kadar çok yük taşımam bir kere.