Motosiklet Kültürü Dergisi

ABONELİK KAMPANYALARI
#3960

Doğa Afet Sırasında Motosiklet Sürebilir miyiz? Neler yaşadığımı anlatmak istiyorum…

Çeşitli

Pervin Ozulu  399 görüntülenme yorumlar

Artık doğa afetlere alışmamız mı gerekiyor? Ya motor sürerken aniden yakalanırsak?

Çaresizlik yaşanıyor, baştan kaybediyoruz zaten, çünkü doğanın gücüne karşı gelemeyiz, sadece bitmesini bekleyebiliyoruz. Sığınacak bir yer bulabilirsek “Ne mutlu bize”.

 

Sık sık yaşamaya başladığımız bu trajik iklim bozuklukları hepimizi çok endişelendiriyor. Sanırım artık her an her yerde karşı karşıya kalabileceğimiz ihtimali göz önünde bulundurmalıyız. Her afetin şiddeti ve şekli birbirinden farklı olabilir, sebebi ne olursa olsun  malımıza hatta canımıza zarar gelmektedir. Öngörülemeyen şekliyle tekrar başka bir güne damgasını vurabilir.

 

Nasıl önlem alınabilir ki?

 

Hava durumlarını, uyarı haberlerini çok daha ciddi ve sık sık takip etmemiz gerek. Aslında fazla bir önlem alamayız, çünkü afet sırasında hele ansızın yakalandığınızda elden fazla bir şey gelmiyor. Yağmurluğunuz yanınızdaysa bile onu giyebilecek bir an dahi bulamıyorsunuz ve iş işten geçmiş oluyor, denize düşmüş gibi oluveriyorsunuz. Islanmak veya ıslanmamak mevzu bile olmuyor o anlarda, canınızı kurtarmakla meşgulsünüz çünkü.

 

Bence en önemlisi çok soğukkanlı olmak, panik yok, çok korkmak yok. Korku kontrolü kaybettirir ve karar verme potansiyelinizi iptal edebilir. O nedenle mümkün olduğunca sakin kalabilmeliyiz. Tecrübelerinize odaklanın, kendinize ve motorunuza güvenin. İlk etapta çevrenizde sığınma imkanlarını görmeye çalışın. Sığınacak bir yer buluncaya kadar yola devam edin, fakat bu mümkün değil ise durun. Bırakın motoru ve trafikten uzaklaşın. Gidin güvenli bir yerde saklanın. Yol kenarlarında öylece durmak çok tehlikeli, dörtlüleri bile yaksanız, panik olmuş insanları unutmayın, algılama minimum seviyede olacaktır ve görüş mesafesi sıfır ise motor hiçbir şekilde görünmez.


Doğa Afet Sırasında Motosiklet Sürebilir miyiz?  Neler yaşadığımı anlatmak istiyorum…


Fırtınalı yağmurda göz gözü görmeyen anlarda arabaları, yeri zemini bile zor görüyoruz. Ağaçlardan çatılardan kopan parçalar, kocaman dallar, levhalar ve etrafta savrulan cisimler çok tehlikelidir. Sel de var ise, suyun içinde size çarpabilecek büyük parçalar olur. Sel suların içinde sürüş yaparken zemini görmeden ilerlemek zorundasınız, taş kaya tümsek veya çukur olma ihtimalini unutmayın. Etrafa savrulan suya çok fazla odaklanmayın, kendinizden çok daha yükseklere çıkınca sanki daha da gömülüyor muşsunuz hissi oluyor. Sakin kalın, korku her şeyi daha zorlaştırır sadece. Yanınızdan geçen arabalardan üzerinize fazlaca su sıçrar, o an önünüzü göremezsiniz ve sel dalgaları üzerinize yönlenir. Fırtına da var ise onun etkisiyle de sağ sola itilirsiniz…

Kısaca çok ciddi bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.

 

Istanbul, 27 Temmuz 2017

 

Son yaşadığımız felaketin sabahı ve akşam saatlerine kadar her şey çok normaldi. Ben o gün sabah dişçideydim, iş yerime hızlıca varabilmek için motorla yola çıkmıştım. Kimse keyifle dişçiye gitmez, ama motorumla gittiğim için çok keyifliydim, enerjik ve eğlence modundaydım. Dişçiden işlem bittiğinde işe giderken yoldan arkadaşlarıma tatlı aldım, sanki uzun yoldan veya tatil dönüşünden geliyormuş gibi. Mesai arkadaşım Tülay’a “Etek giymeseydin bugün seni iş çıkışı motorla eve bırakırdım” diye takıldım. Kendisi motora hiç binmemiş, “binmek istiyorum” mevzusu bile olmamıştı bugüne kadar, hatta “Asla binmem.” diyenlerden.


Ona rağmen teklifim kanına girmişti ve korktuğu halde binme isteğini gözlerinde gördüm. Ona bir pantolon buldum ve artçım oldu, heyecanından mesainin bitmesini bile bekleyemedi, çalışacak durumda değildi artık, hemen yola çıktık. 40 dakikalık sürüş ile ona motor sevdasını en güzel hali ile aşıladım. Saat 17:00 de onu evine bıraktım, hava güneşliydi ve sitenin havuzu bile dopdoluydu.


Doğa Afet Sırasında Motosiklet Sürebilir miyiz?  Neler yaşadığımı anlatmak istiyorum…


Kozyatağı’nda ufak bir işim vardı, onu hal etmek için fazla durmadan yola devam ettim. Ataşehir bağlantı yollarındaydım, fena yoğun bir trafik vardı. Saat 18:00’e doğru gökyüzü çok garip kararmaya başladı, simsiyah ve korkunç oldu ve birden gece olmuştu.

 

O an kıyamet gibi anlar başlamıştı.

 

3 şeritlik yoldaydım, hınca hınç arabayla doluydu, emniyet şeridine geçtim. İlk başta birinin üzerime taş attığını sandım, bir afete yakalandığımı anlayamamıştım henüz. Bacağıma kocaman bir cisim vurup canımı acıtınca etrafa baktım, kim attı bunu diye. Bakınırken bir taş daha denk geldi, sürüşe devam ediyordum, dehşet bir fırtına başlamıştı, anında sırılsıklam ıslanmıştım. Omuzuma önüme motorun üzerine “tak tak” daha fazla cisimler vurunca durdum, fırtınadan sürüşe de devam edemedim zaten, bariyerlere doğru savruldum. Durduğumda yerden o taş sandığım şeyleri elime aldım, kocaman kayısıdan da büyük, irili ufaklı girintili çıkıntılı acaip buz kütlelerini görünce şaşırdım kaldım. Fırtına ve dolu yağış hız kesmeden devam etti, ayakta bile duramıyordum, motoruma tutundum, korunmaya çalıştım. Birileri sanki bilinçsizce etrafı silahla tarayarak mermileri boşaltıyordu.

 

İyi ki o an durmuştum, çünkü fırtına iyice şiddetlenmişti ve beni savurdu, yağmur yere paralel aşağıdan ve yukarıdan her taraftan geliyordu. Kapalı kaskın altından sular yüzüme geldi, vizörü açtığım an yüzüme buz parçaları vurdu, canım yandığı için ve gözlerime de geldiği için kaskı kapalı tuttum ama hiçbir şey göremiyordum o şekilde. Ayaklarımın altında sular yükselmeye başlamıştı ve çamurlu su kuvvetlendikçe buradan gitmem gerektiğine karar verdim. Seviye yükselirse şiddeti de artar, zaten 3 şeritli yolun korunmasız kenarında durmak çok tehlikeliydi, devam etmeliydim.


Motoru çalıştırdım, sürüşe başladım, fırtınalı yağmur beni savuruyordu ve karanlık yüzünden hiçbir şey göremiyordum, araçların bulanık ışıklarını seçebiliyordum sadece. Buz parçaları üzerime vurdukça canımı acıtmaya devam etti. Önümü biraz daha net görebilmek için kaskın vizörünü açtım, ama yüzüme ve gözlerime yine onlarca dolu vurunca hemen kapatmak zorunda kaldım ve o şekilde yarı kör sürüşe devam ettim. Sular bileklerimin epey üzerindeydi ve gittikçe yükseliyordu, sürüş dereden geçer gibiydi. Şartlarımı çok zorladım, belki yapmamam gerekliydi, sığınacak yerim yoktu. Yılların tecrübelerine güvenerek yoluma devam ettim, başarmak istedim. Sürüş bana göre olanaksız değildi, belime gelen sular yoktu, “Sürüşe devam” dedim. Şartlar çok ağırdı, tereddüt olsaydı başaramazdım, tereddüt tıpkı korku gibi cesareti ve başarıyı engeller. Yapabileceğimden emindim, yeteri kadar tecrübeliydim, korkmadım, aynı zamanda mantıksızca cesur da olmak istemedim. Sürüş imkansızlaşana kadar şartlarımı zorlamak istedim. Kuru kuru cesaret etmek böyle bir durumda hiç mantıklı değil, sığınarak güvenli bir yerde beklemek elbette en doğrusu. Yolda başka bir motorcu görmedim, yol kenarında terk edilmiş motosikletler vardı. Sular durmadan şiddetleniyordu ve bazı kısımlarda yandan dalga dalga akıyordu.


Yolu hissetmeye çalıştım, üzerime vuran buz parçaları canımı acıtsa ve dengemi de bozsa da ben bunlara karşı dayanacağım dedim. Daha geçenlerde sürüş esnasında tam boğazımın ortasından arı soktu, o an acıyla irkilmedim, sakince sürüşe devam ettim. Acıya dayanıklıyımdır, elimden geldiğince sakinliğimi korurum, kolay kolay pes etmem, ağrıyı dert etmem. Bu yağmur sanırım arı sokmalarına iyi geliyor, boğazımda ağrı mağrı kalmamıştı.

 

Doğa Afet Sırasında Motosiklet Sürebilir miyiz?  Neler yaşadığımı anlatmak istiyorum…


İstikametimi değiştirme fırsatını yakalayınca Fatih Sultan Mehmet Köprüsüne giden yola saptım. Dolu yağışı bitmiş miydi artık devam mı ediyordu hiç hatırlamıyorum bile, yolu seçebilmek, her şeyi görebilmek ve maksimum dikkatimi sağlamaya çalışırken acıktığımı fark ettim. Evde pişirdiğim zeytinyağlı nefis yaprak sarmalarım uçuştu gözlerimin önünde, nasıl canım çekti anlatamam. Tane tane döne döne gördüm onları ve kokusu bile geldi burnuma. Halbuki berbat bir koku vardı o pis çamurlu sular yüzünden. Can derdindeyken yemek mi düşünülür? Bu hiç normal değil, kaskın altında sırıtmaya başlamıştım, hem de fena titriyordum aslında, çünkü sırılsıklam ıslandığım için fırtınadan dolayı da buz kesildiğim için titremeye başlamıştım.

 

Yağmur şiddetini kaybettiğinde suların içinden geçmek alışkanlık olmuş gibi, hiç bir anormallik yokmuş gibi gözüme kestirdiğim yerlerden akıcı şekilde yavaşlamadan geçtim. Derin ve uzun süren dere sürüşleri eğlenceye dönüştü. Sular boyumdan çok daha yükseklere sıçrıyordu, off road hallerindeydim, resmen eğlenmeye başlamıştım artık. Çamur banyosuyla gençleşerek yeni yaşıma girdim adeta, çünkü birkaç gün sonra doğumgünüm.

 

Afetle yaşadığım sürüş bana bir doğumgünü hediyesi verdi, yeni hayat tecrübeleri armağanım oldu.  

 

Bulduğum ilk benzin istasyonunda durdum, hem benzin aldım hem motorumu kontrol ettim. Yürürken ayakkabılarımdan etrafa sular fışkırıyordu, her tarafımdan çamurlu sular akıyordu. Kendimi çok süper hissettim açıkçası, halimle gurur duydum, manyak mutluydum, zafer bayrağını kapmıştım. Bu sırılsıklam halimle bir saat daha sürüş yaptım o akşam.

 

Motorumu da tebrik etmek istiyorum, büyük bir başarıya beraber imza attık. Zaten gezilerimden dolayı enduro moduna alışmıştı ve bugün yaşadıklarımız bunu daha da pekiştirdi.

 

Genel olarak o gün trafikte arabalardan bire bir hiçbir tehlikeli durum yaşamadım. Suyla dolan yolda arabaların arasından ve yanlarından geçerken kimse tarafından zorluk yaşamadım, bu çok dikkatimi çekti açıkçası ve teşekkür etmek isterim. Sadece bir kez uzun ve derin bir su birikintisinden geçerken bodoslama tam yanımdan geçen bir araç tehlike yarattı. Üzerime ve önümü komple kapatacak kadar çok su sıçrattığı için ve suyu bana doğru şiddetle dalgalandırdığı için onu kornaya basarak uyardım. Gülümseyerek “Görmedim, pardon” işareti yaptı ve cep telefonunu gösterdi aracın içinden.

Ne diyebilirim ki… yine bencil ve sorumsuz bir insan davranışı, afet zamanında bile…

 

Zaten yaşadığımız bu sıkıntılara ve doğanın intikamına kendi çıkarlar peşinde olan böyle sorumsuz insanlar neden olmadı mı…


Doğa Afet Sırasında Motosiklet Sürebilir miyiz?  Neler yaşadığımı anlatmak istiyorum…

 

YORUMLAR