Motosiklet Kültürü Dergisi

ABONELİK KAMPANYALARI

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği' Ne

Rauf Gerz

 2331 görüntülenme #3705 yorumlar

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği' Ne

Rauf Gerz

Motoron Dergisi Yazarı

istanbul Valisi Sayın Vasip Şahin ve İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Dr Mustafa Çalışkan nezdinde Küçükçekmece Emniyet Müdürü Sayın Uğur Özdoğanoğlu ve İstanbul Oto Hırsızlık Masası Amirliği'ne.

22 Mart 2017 tarihinde oğlumun kullandığı şirketim adına kayıtlı KTM RC390 model motosikletimiz Halkalı Polis Lojmanları bölgesi olan Halkalı Atakent 1. etap'taki evimizin önünde bulunan açık otoparktan dün (21 Mart) akşam saatlerinde üzerinde bulunan harici disk kilidi de kırılarak çalınmıştır.

Geçen yıl tam olarak aynı yerden bir önceki motosikletimiz de çalınmış ve sonrasında bulunamamıştır. Geçen yıldan olan deneyimimle motosikletin çalındığını anladıktan sonra şehirlerarası seyahatimi tüm randevularımla birlikte akşam saatine erteleyerek sabah saat 10.00 sıralarında tutanak tutturmak amacıyla bölgemize bakan Şehit Ahmet Zehir polis merkezine gittim. Şirket yetkilisi ben olduğum için zabtı da benim tutturmam gerekiyordu. İçeride karşılama bankosunda bulunan polis memuruna durumu bir cümleyle anlattım. Kendisi bana bakmadan ve cevap vermeden bir süre başını salladıktan sonra telefonuyla ilgilenmeye devam etti. Bana tek kelime etmediği için oturmam mı yoksa ayakta mı beklemem ya da cümlemi tekrarlamam mı gerektiği ile ilgili karar vermeye çalışırken bir süre sonra içeriye bir yere seslenerek beni bir odaya yönlendirdi.

Odaya girdiğimde bir başka polis memuru tarafından karşılandım. Durumu aynı cümleyle kendisine ilettim. Oturmamı söyledi. Oturdum. Orada değil, dışarıda oturmamı söyledi. Dışarıda oturdum. Bir süre sonra içeriye çağırıldım. Kendisi güzel kokulu bir Türk kahvesi içerken ben durumumu anlattım, o yazdı.


Kayıtlara geçirmek için olay yerini gören kamera olup olmadığını sordu. Geçen yıl aynı yerden çalınan motosikletimiz için inceleme yaptığımda kameranın o bölgeyi görmediğini bildiğim için olmadığını söyledim. Kayıtlara bu şekilde geçti. Eve döndüm. Sonrasında o bölgeyi gören yeni kameralar olduğunu anlayınca apartman görevlileriyle yaptığımız uzun çalışma sonrasında motosikleti, yaklaşık 10-12 kişiden oluşan bir çetenin akşam saat 22.10'dan başlayıp yarım saatlik bir süre içerisinde güle oynaya çaldığını hayret ve dehşetle izledim. İkişer kişi sokak başını tutmuş, birkaç tanesi otoparka yayılmış, iki tanesi motosikletin başında çalışıyor, birkaçı sigara içiyor. Kameralara bakıyorlar, yüzleri gözüküyor. Birbirleriyle sohbet ederken ceplerindeki birşeyleri ceplerinden çıkartmadan birbirlerine gösterip şakalaşıyorlar. İçlerinde çocuk denecek yaşta olanlar da var.

Toplam 8 dosyadan oluşan 36 gb büyüklüğündeki dosyayı bir usb belleğe kaydederek akşam saatlerinde mesai bitmeden aynı karakola tekrar gittim. Neticede motosikletim kaskolu olsa ve onu satma kararı almış olsak da toplumun kemirgeni hırsızlarla mücadele anlamında bu somut görsel belgeler oldukça işe yarayabilirdi. Çünkü aynı sokakta sık aralıklarla otomobillerin de çalındığını duyuyorduk. Ayrıca 12 kişinin birden bir motosikleti akşam insan vaktinde çalmaya gelmesinin muhtemel müdahaleye karşılık yoğun bir kalabalıkla cevap vermek adına olduğu da çok belliydi. Dolayısıyla ben, oğlum veya bir komşum bunlara müdahale ettiğinde öyle kaçıp gidecek gibi bir hallerinin olmadığı da umarsız tavırlarından anlaşılıyordu.


Aynı bankoda aynı memurla tekrar karşılaştım. Tutanağı tutan diğer görevlinin olmadığını öğrendim, kendisine durumu özetleyip usb belleği göstererek ne yapmam gerektiğini sordum. O da bana gidip o usb belleği bir cd'ye kaydettirmemi söyledi. Uçağımın kalkmasına 1,5 saat kadar kalmıştı. İşlem yaptırmak için top kağıt almamın istendiği yılları hatırladım. Savcının bunu bu şekilde kabul etmediğini söyledi. Ben de zaten kendilerine ait olan bir işi benim yaptığımı söyleyerek hafıza belleğini kabul etmesinde ısrarcı oldum. O ise cd olarak vermeyeceksem belleği almayacağını tekrarladı. Kulağımın duyduğu ama aklımın almadığı bu durumda ne yapmam gerektiğini bilemedim. "Ne yapayım yani karakol yerine tv,lere mi vereyim" diye son hamlemi yaptım. Yemedi tabi. Sinirlenmişti zaten. "Karakolda cd kaydedici yok arrrrkadaşım" diye kükrediğinde onun da ne kadar çaresiz olduğunu anladım. Üzüldüm.


Değerli yetkililerim, saygıdeğer İstanbul yöneticilerimiz.

An itibariyle tüm hırsızların görüntüsü elimde duruyor. Bu yazı baskıya girdiği anda da İstanbul sınırlarında olamayacağımdan görüntüleri kime ve nasıl ulaştıracağımın kayıtlarda bulunan telefon numaramdan bana söylenmesi halinde vatandaşlık görevimi yapmakta ısrarcı olacağımı söylemek isterim. Ama maalesef ofisimde ve yakınımda bir cd kaydedicisi olan bilgisayar bulamadım. Bu formatta ısrarcı olunacaksa bir adet satın almak ve haddimi aşmayacaksam eğer sonrasında da bu karakolumuza bağış yapmak arzusundayım.

Yönlendirilmem ve bilgilendirilmem hususlarında bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

YORUMLAR