Kuş Beyinli

Rauf Gerz

Kuş Beyinli

Çoğunluğun öküz gibi davrandığı (gerçek öküzlerden özür diliyorum) bir genellemeye alışmışken...

Rauf Gerz

Motoron Dergisi Yazarı

Geçtiğimiz ay yaşadım aslında bunu.

1 Temmuz sabahı işe giderken İkitelli köprüsünden otobana çıkacak tek şeritlik kavşakta önümde İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait bir otobüs dörtlü ikaz sinyallerini yakıp durdu. Otobüsün hemen arkasında ve sağında kaldım. Zorlayarak aradan geçilebilecek bir alan var aslında. Ama “Koskoca otobüs durduysa bir bildiği vardır” doğal mantığıyla ben de beklemeye başladım. Nispeten otobüsün sağında kaldığım için de o geçişi tıkayan kişi benmişim gibi ülkem gerçeğine doğal gelen bir tespit oluştu.

 

Otobüsün şoförü sağ ön kapıyı açıp aşağıya atladı. Acele hareketlerle otobüsün önüne gitti ve birkaç saniye sonra elinde bir güvercinle geri döndü. Yine birkaç saniye kuşu ne yapacağını bilemedi. Belli ki güvercin bir şekilde uçamıyor ve otobüsün önünde yolda kalmıştı. Genellikle yollardaki yaralı hayvanların üzerinden geçmeye ve bunu umursamamaya alışık toplum çoğunluk sürücülerimiz için bu tuhaf bir durumdu. Asfalta yapışmış hayvan leşlerini görmeye alışık kitle olarak bir güvercinin ezilmesi çok da umursanacak bir durum gibi gözükmüyor tabi. Yani o otobüs şoförünün yerinde olacak büyük kitlenin frene dokunmak yerine “Hay Allah” nidasından sonra hafif vicdan rahatlatmasıyla yoluna devam etmesi malumunuz çok doğal bir süreçtir. Otobüs şoförü, elinde kuş, refüjün yanına gelip banket aşağısında kaldığı için göremediğim birilerine doğru seslenerek elindeki kuşu göstererek yardım istedi. Sonrasında da kuşu bir taksi şoförüne vererek hızlı hareketlerle otobüse atladı ve yola devam etti.

 

Bu sırada benim de arkamda bulunan birtakım kuş beyinliler ise (gerçek kuşlardan özür dilerim) kornaya aralıksız basarak yolun açılmasını talep etmekteydi. İçlerinde şoförün yaptığını gören de var görmeyen de. Yani “Lan bırak kuşu at gitsin. 20 saniyeme maloluyorsun” diyen de var, “Orda ne halt ettiğini bilmiyorum ama her ne yapıyorsan benim 20 saniyemden daha değerli olamaz” diye düşünen de. Bir saygımetre ve tahammülmetre olsa. Şöyle burnuna doğru tutup bip deyince adamın bu iki duygudan yoksun olup olmadığını anlasak. Sonra onları alıp birarada birbirlerini yiyecekleri bir bölgeye götürüp bıraksak nasıl olur? Çok mu faşistçe bir düşünce oldu bilmiyorum ama trafikte genellikle hissettiğim bu aslında.

 

Çoğunluğun öküz gibi davrandığı (gerçek öküzlerden özür diliyorum) bir genellemeye alışmışken, aslında normal davranış sergileyen 34TP2410 plaka ve 2012-605 numaralı otobüsün bu şoförüne teşekkür etmek istiyorum. Arkadaş sağolasın be. Normal olan bir şey yaptın ama benzer davranışı görmeyeli çok uzun zaman olmuş, duygulandım inan.

YORUMLAR