Motosiklet Kültürü Dergisi

ABONELİK KAMPANYALARI

Mıcırlı, Kumlu Dik Yokuşu Motosikletle İnmek

Pervin Ozulu

 548 görüntülenme #4185 yorumlar

Mıcırlı, Kumlu Dik Yokuşu Motosikletle İnmek

Pervin Ozulu

Motoron Dergisi Yazarı

Hem çakıllı hem un gibi ince ve bol kumlu, zemini görünmeyen, kısmi topraklı ve çukurlarla, tümseklerle gevşek gevşek ve kendiliğinden bile aşağıya kayan taşlarla dolu böyle bir yokuşu inmek çok zorlu bir sürüş şeklidir ve tehlikelidir, hele bir enduroda kullanmıyorsanız. Böyle bir inişi görmek benim bile hiç hoşuma gitmez. Lastiklerinin temas edebileceği ve tutunabileceği zemini görmemek tehlike çanlarının çaldığı andır. Özellikle yokuş aşağı kayma tehlikesi yüksektir. Böyle bir durum ile karşı karşıya kalınca ya yolu değiştirmek gerek ya da tecrübelerinize ve becerilerinize güvenerek, panik olmadan soğukkanlılığınızı konuşturmalısınız.

Benim başıma geldiğinde soğukkanlı olmayı seçtim, kendimi de motorumu da tecrübelerime teslim ettim. Bu tarz bir yokuş nerede karşımıza çıkar ki? Pek kolay kolay çıkmaz, ya çok aramanız lazım ya da benim gibi bir inşaat alanına girmeniz lazım. Dağ eteklerinde yamaçlarda yeni sitelerin yapıldığı dev bir inşaat alanına girmiştim, yollar yoldeğildi. O inşaat alanında işim neydi diye sorarsanız, babamı ziyaret etmeye gitmiştim. Eee... babamın ne işi var orada? İstanbul’daki evi kentsel dönüşümden dolayı yıkılıyor, buraya taşındı, bu ev de inşaattan yeni çıktı. Sitede sadece evler bitmişti, asansör bile henüz devreye girmedi, tüm çevre ve diğer siteler de inşaat alanı içinde. Babam arabayla bile inip çıkmakta büyük sıkıntı çekiyor.Bana yolların kötü olduğunu söylemişti, ama bu kadar kötü beklemiyordum. Kamyonlar zemini perişan etmiş, yarılmış ve çökmüş bölümler vardı, bolca taş, parça parça toprak da olsakumlu alan her yere hakimdi. En zorlu kısım dik iniştir. İlerlerken ilk başlarda oyun oynadım,“Hangi çukurun yanından, hangi taşın kenarından geçsem” oyunuydu bu, eğleniyordum. Engebeli arazide off-road yapıyordum. Kısa inişli ve rampalıydı, problem yoktu, taa ki o uzun ve dik inişin başına gelinceye kadar.Aşağıya kadar kumlu ve yolun karman çorman halini görünce “Al sana oyun oynuyordun, ne olacak şimdi? Şimdi hapı yuttun işte” dedim. Yol hiç mi hiç hoşuma gitmemişti, aşağıda tam keskin sağ dönüşle iniş viraj ile devam ediyordu, tam köşede geçici bir istinat duvarı vardı.Acaba yokuşta hızını alamayanlar bu duvara çarpıp durabilsin diye mi yapmışlar, bilemedim. Sağ virajdan sonra iniş bitmiyordu, aynen kumlu haliyle devam ediyordu. Her şeyi daha tepedeyken görmek nabzımı yükseltmişti, beynimden film şeridi gibi her senaryo geçti, fazla vakit kaybetmeden olaya daldım. Zor şartları seviyorum derim ya hep, ama bu kadarına da gerek yoktu. İnerken çok yavaş inmek gerek, 1.vitesteydim, arka fren ile hızımı iyice yavaşlattım, dengeli olarak ön freni de kullanarak çok güzel yavaşça iniyordum, her şey mükemmeldi, her şey olması gerektiği gibiydi. Böyle bir sürüşte sadece ön freni sıkmak çok tehlikelidir, kaymak için birebir bir hamle olur.Kum çok tuhaftı, un gibiydi ve beyaz beyaz havalanıyordu. İlk bölümden sonra kum çoğaldı, motor zemine tutunamaz oldu, hızım arttı ve kaymaya başladım. Bu gidişle o istinat duvarıyla yakından mı tanışacaktım? En güvendiğim arka fren bile işe yaramaz oldu, zeminden o un gibi o tuhaf kum havalanıyordu sürekli, sanki yolun hiç zemini yokmuş gibiydi. Bacaklarım her yanım beyazlarla kaplandı. Motoru mutlaka bir şekilde yavaşlatmalıydım, freni patlamış kamyon gibi hissettim kendimi, kumdan kurtulmalıydım. Yolun en kenarına sürdüm, orada bir sürü taşlar vardı, hem fren tuttu hem de yeniden bir zemine kavuştum. Ancak aşağıya kadar o taşların üzerinden gidemeyeceğim için sağ bulunduğum yol kenarından diğer kenara geçtim, slalom yaparak yolda zig zak çizerek kumlu kısımdan kısa kısa geçerek hem yokuşun dikliğini azalttım hem hızımı sabit tuttum. Köşeyi de rahatlıkla döndüm. Kum azaldığında iniş sırasında hiçbir sıkıntı kalmamıştı. Üstüm başım ve motorum bembeyaz olmuştu, terden sırılsıklam olan yüzüme kum yapışmıştı, göz kapaklarıma ve kirpiklerime kadar, resmen kum adam gibiydim. Böyle bir olayı bu şekilde daha önce hiç yaşamamıştım.  

“Motorcu dediğin yolun olmadığı yerden de gidebilmeli” diyebilir miyiz?  

YORUMLAR