Motosiklet Kültürü Dergisi

ABONELİK KAMPANYALARI

Sürüş Esnasında Arı Sokması

Pervin Ozulu

 830 görüntülenme #4039 yorumlar

 Sürüş Esnasında Arı Sokması

Eminim çoğumuzun, özellikle şehir dışında doğada sürüş yapanların böcek, sinek ve arılarla ilgili anlatacak çok anıları vardır.

Pervin Ozulu

Motoron Dergisi Yazarı

Motosiklet hayatımın daha ilk günlerinde ilk sineği canlı canlı yutmuştum. Üzerinden çok seneler geçtiği halde çok iyi hatırlıyorum, ilk canlı proteinimdi. Motosiklet kullanımında daha acemiydim, kendi kendime öğreniyordum ve mutluluktan sürüş esnasında sürekli gülüyordum. Motor sürerken sürekli ağızı açık gülersem olacakları düşünememiştim.

Her şey öyle çabuk geçti ki, iki saniyede bitti, ama yaşadığım duygular hiç çabuk geçmedi. Sürüş esnasında ağızının mutlaka kapalı olması gerektiği o an öğrenmiştim, aynı anda ne kadar çok soğukkanlı olduğumu da gördüm, bu önemli. Yoldayken ani bir refleksle mesela tiksinerek panik yapabilirdim, motor tecrübem yoktu, çok yeniydim.

Canlı protein tüketiminin detayına inelim biraz, ağızıma hızlıca girip damağıma acıtarak sertçe vuran sineği istem dışı hemen yutmuştum. Etli butluydu sanırım, yoksa o kadar çok hissetmezdim bence ve neyi yuttuğumun da farkındaydım, tadı sinek gibiydi (sineğin tadı nasıl oluyorsa?), lezzetli değildi diyelim. Hiç bir şey olmamış gibi “Hay aksi” deyip sürüşüme devam ettim. Sonraki olaylar arı sokmaları oldu. Anneme çiftliğe gidiyordum, yaz günüydü. Açık vizörle sürüş yapmayı çok severim, rüzgarı hissetmek çok güzel.

Yolda gözümün üzerinde bir şeyler oldu, canım biraz yandı, ne olduğunu pek anlayamadım. Anneme geldiğimde unutmuştum, oturduk sohbet ettik ve ertesi sabah oradan İstanbul’a işe gidecektim. Ancak sabah uyandığımda gözlerimi açamadım, herhalde uykumu alamadım dedim, aslında erkenciyimdir ve sabah mahmurluğum olmaz, yine de biraz daha uzandım.

Yarım saat uzandım ama hala gözlerimi açamıyordum, meğer yolda göz kapağımdan arı sokmuş ve yüzümde alerjik reaksiyona neden olmuş. İki göz kapağım şişmişti, ince bir aralık vardı, dünyayı o ince çizgiden görüyordum. İşe gitmem lazımdı, kafam işe takılmıştı, o şekilde İstanbul’a 120 km mesafeyi kenardan yavaşça sürer giderim dedim, ama saçmalamıştım tabii ki, olması gerektiği gibi hastaneye acile gittik.

Oraya geldiğimizde artık gözlerim tamamen kapanmıştı. Göz kapağı, nefes borusu, ağız içi dil sokmaları gibi böyle kritik bölgelerde ve kişinin alerjik durumunda bir hassasiyet olduğu zaman tehlikeli boyutlara ulaşabilir, hafife almamak lazım. Arının soktuğu yeri kaşıyıp kurcalamaktan kaçınmamız gerekiyor, bu hareket zehrin yayılmasına yol açıyor.

İğnesi kaldıysa öncelikle onu çıkartmamız gerekiyor. Arı sokmalarında herhangi bir tedavi uygulamadan önce bölgeyi sabun ve bol suyla yıkamak önemli, bu sayede enfeksiyona neden olabilecek bakterileri uzaklaştırabiliriz. Yaranın şişmesini önlemek ve alerjik reaksiyonun önüne geçmek için buz uygulaması yapmak gerekir. Benim vakamda acilde iğne yapıldı ve çok kısa sürede şişkinlik inmeye başlamıştı. Başka bir gezimde Anadolu taraflarında sürüş yapıyordum, çok sıcaktı, İstanbul’a dönüyordum. Vizör kapalıydı, ama montun kollarında bileklerdeki fermuarları açmıştım.

Mis gibi doğal klima dedik, ama montun içine hem rüzgar hem arı girmişti. Otoyoldaydım, sol şeritten gidiyordum ve süratliydim. Bir anda kolumun altından o arı tüm performansıyla soktu, tüm hırsını toplamış ve canımı kopartırcasına. “Keyfine bak sen, canımı yakmaya devam edebilirsin” dedim resmen, rahatlığım inanılır gibi değildi. En ufak bir irkilme dahi olmadı, aynı hızımda sakince sürüşe devam ettim, hemen duracak müsait yer yoktu, emniyet şeridi dahi yoktu. Bu sefer canımın epey yandığını itiraf etmeliyim. İlk müsait yeri gördüğümde sanki sıradan bir mola verir gibi uygun bir yerde durdum.

Kolum şişmişti bile, montun o kol tarafını zor çıkarttım, çok ağrım vardı. Montu silkeleyip durdum, ısrarla beni neyin ısırdığını görmek istedim, kesin haşmetli bir arıydı, ama onu bulamadım. En son olay 1ay önce oldu. Bu sefer vizör ve montun kollarındaki fermuarlar kapalıydı, ama montun ön fermuarı tam yukarıya kadar çekili değildi.

Bu sefer arı boğazımdan soktu. “Yine mi? Yeter bea…”dedim. “Gülü seviyorsan, dikenine katlanacaksın” misali o kadar çok gezersen 3 defa arı sokmuş ne ki, olacak artık o kadar” Hava sıcak da olsa korunmamız şart, fakat ben her şeye rağmen rüzgarın yüzüme vurmasını çok seviyorum…

Bir de son olarak bir şey daha var, kaskınızı çimenlerin üzerine bırakmadan önce iyi düşünün derim, ev sahipliği yapmak isteyen başka başka canlılar tatsız sürprizler yapabilir size. Sağlıklı sürüşler dilerim. 

YORUMLAR