200 Km Mesafeye Uzun Yol Demeyin

Pervin Ozulu

200 Km Mesafeye Uzun Yol Demeyin

Pervin Ozulu

Motoron Dergisi Yazarı

Ne yazık ki 200 km gibi mesafelere bile artık “Uzun yola gidiyorum”diyenler var.  Abartma sevdası ve poh pohlanmak için olduğumuzdan farklı görünme arzusu gibi nedenlerle çarpıtmalar çoğalmaktadır. Reklamı ve şak şakı seven bir milletiz, yapacak bir şey yok, keşke yine de bazı dengeleri muhafaza etmeyi bilsek.Kısa sürüşlere uzun yol dersek, 1.000 km, 2.000 km ve üzeri gezilere ne diyeceğiz? “Ultra uzun yol” mu diyeceğiz? Hangi km hangi tip gezidir diye belirten bir skala veya bir veri tablosu yok tabii ki, gerek de yok, ama bunun bir dengesi olmalı bence. Nabız yoklamak için yakın zamanda 2.600 km lik gezimden bahsederken “2.600 km lik kısa gezim” diyerek mahsus “kısa gezi” olarak belirttim, beklediğim yadırgama tepkisini de aldım. Bunun tek nedeni 200 km lik gibi gezilerin artık uzun yol kategorisine konmuş olmasıdır, o bakış açısıyla tabii ki benim gezi ultra uzun ötesi. Ancak 2.600 kmlik yolbir gezgin motosikletçi için orta ayarda normal bir yoldur, uzun gezi diyebiliriz, şart da değil. Belki de benim bakış açımda bir sorun vardır, 20 yıl zarfında yaptığım total km’nin haddi hesabı yok ve yollar bana büsbütün kısa geliyor belki.

Yoksa sadece motora sahip olmak yeterli mi motorcu olmak için? O zaman tabii ki hiç sürüş yapmayan biri için 200 km lik bir mesafeye uzun yol olarak görmesi gayet normal, yadırgamamak lazım, kusuruma bakmayın.

Motora başladığım o eski dönemleri özlediğimi fark ettim, kadın motosiklet montu bulamadığım o zamanlarda her şey çok daha sade idi. Aşırı reklam ve aşırı şak şak yüzünden yorucu ortamlar yoktu. İstanbul zaten çok gergin bir şehir, son dönem hatta insanlar ve trafik fark edilir şekilde daha da acımasızlaştı. Bir agresiflik var ki anlatılamaz, sadece trafik değil, insanlar trafiğin dışında da gittikçe kötüye doğru değişiyor. Anadolu Hisarındaydım, hava güzeldi, Ebru adında çok değerli bir kız arkadaşımla buluşmuştum, motorumu park ettim, yürüyüş yaptık. Önümüzde kaldırıma bir gelin arabası çıktı, içinden bağra bağra bir gelin fırladı, öyle geçimsiz bir hali vardı ki, aileye üzüldük, tabii ki bize yorum yapmak düşmez. Damat “Ne bağrıyon lan!” diye geri bağırdığında tablonun rengi değişmişti...Trafik ağır ağır akıyordu,hatta duruyordu. Bir araba park yerinden çıkmak istiyordu, yolun ilerisi de tıkalı olduğu halde uzun süre ısrarla kimse yol vermedi. Yürüyerek de ilerleyemedik, park halindeki araç çıkamadığı için kaldırım kitlenmişti. Trafiği izledim, inat gibi hiç bir araç yol vermedi, insanlar neyin peşinde diye yüzlerce kez sorduysam da yine sordum ve yine cevabı bulamadım.Yol tıkalı, bir arabanın çıkmasına müsaade etmeyince nereye kadar gidebileceksin ki? Daha fazla dayanamadım, yol vermeyen bir aracın önünü kestim, durması için elimi kaldırdım, motosikletçi kıyafetim nedeniyle belki polis sandı, hemen durdu. Sürücü bir kadındı, durduğu için teşekkür etmeye çalıştım, ama anlamsız tribe girdi, bana bakmamak için elinden geleni yaptı. Park halindeki araca çıkması için işaret ettim, sonra duran arabaya sürücü bana bakmıyorsa da teşekkür edip önünden çekildim, yolu açtım. Teşekkür adrese gitmezse bile güzellik bende kalsın dedim. Bu olay çok sıradan çok ufak bir olaydı, çok daha vahim yüzlerce hikayeler var.En basitiyle bile başlasak adım atmış oluruz. Herkes bir yerden tutsa keşke,insanlığımıza sahip çıkalım, en ufak olaylarda bile güzellik var. Her konuda doğru olalım ve doğruları konuşalım.Özellikle motor sürücüleri doğru ve olumlu davrandığında çok daha etkili oluyor, fazlasıyla saygı kazanır manevi yollardan bile başarıyla geçmiş oluruz. 

YORUMLAR