Menu
in

Anlamıyorum, Algılayamıyorum

Basit bir insan olduğuma hükmettim. Aciz ve son derece basit. Cahil hatta. Yüzeysel oldukça.Çünkü beni sevmediğim bir motosiklete bile iki gün kimse bindiremezken memlekette binlerce insanın neredeyse tüm hayatı boyunca hiç olmadığı biriymiş gibi davranıp hayal ettikleri bir ütopyaya kavuşmak için hareket ettiği ortaya çıktı.

Allah, iman, gurur, namus, vatan, bayrak sevgisinin, anlayışının aslında ne kadar sündürülebileceğini gördüm ben. Bu konudaki dirayet ve kararlılığa şahit oldum.

 

Kim kimi kandırdı bilmiyorum. Aklım karışık. Bana GS’in aslında iyi viraj almadığını söylemişlerdi, bu yüzden Triumph almıştım o da çok ısınıyormuş meğer pişmanım… Ben etrafımda bunu söylesem motorcu arkadaşlarım bana totosuyla güler. Ama belediye başkanı üç harflilerle kandırdılar dediğinde herkes bir bakıyor öyle. Adam bunu canlı yayında arkadaşım Hakan Çelik’e söyledi. Kayış kopmak üzere.

 

Şimdi motosiklet yazmak istiyorum aslında politikadan uzak. Floransa Roma arasındaki o muhteşem dağ yollarını anlatmak, Alpler için donmaya gerek kalmadan müthiş bir 130 km,lik parkurdan bahsetmek. Daha öncesinde aslında Slovenya’nın da ne muhteşem bir ülke olduğunu tarif etmek. Buralara gitmek için çok paralara gerek olmadan da mütevazı bütçelerle müthiş zamanlar yaşanıp, virajlar alınabileceğini ispatlamak. UnRoRo’nun adamına göre uyguladığı fiyat tarifesini eleştirmek, bunu da gruplara yapılan indirim kılıfına uydurup hakkaniyetsiz davrandığını söylemek. Hatta, Dünyanın en iyi dondurmasının nerede yenebileceğini ifşa etmek. Ama anlatasım yok kusura bakmayın.

 

Yarım asrı geçtiğim bu aylarda bir arkadaşım siyasetle niye ilgilenmediğimi sormuştu. Ona sorsan harcandığımı düşünüyor ve iyiliğim için beni onore ediyordu aslında. Cevap vermedim ama düşündüm. Yahu ben hayatında topu topu birkaç kişiyi kandırdığını kendi içinde bilen biri olarak bile vicdanıyla hesaplaşamazken bu kadar kanmış ve kandırılmışlık beyanı içerisindeki gerçek fotoğrafı gördükten sonra nasıl bir politikacı olabilirim. Nasıl bu kadar kanmaca kandırmaca herkesi aldatmaca tekerlemelerinin gerçekliğiyle yaşayabilirim.

 

Basit bir insanım ben, saf hatta. Sizin gibi. Motosiklete binen, etrafına insanlık ve hakkaniyetle bakmaya çalışan, sevdiklerini kollayıp doğadaki her canlıya hürmet eden. Bu sırada ömrünü tüketirken motosiklet, deniz, havacılık, doğa, hayvanlar gibi olguların etrafında yaşamını şekillendiren basit biriyim.

 

Bu kadar kanan ve kandırılan bir düzenin figüranı olmak istemiyorum. Bezginim. Ölseler öldürseler olamam. Sevmediğim bir naked’a binemezken ben adam tüm ömrü boyunca inanmasına rağmen ramazanda içki içip gözüyle namaz kılmış arkadaş. Peki ben oruç tutarken nefsim kayınca niye mutsuz oldum. Bir sigarayı bile bırakırken ben bu kadar debelenirken; memleketi bırakmış generaller, hakimler, profesörler bir Humeyni’nin peşinden gitme uğruna. Neyin eksikti kardeşim! Bu nasıl bir şizofrenidir?

 

15 Temmuz oğlumun doğum günü ve bu yıl reşit oldu. İkimiz 3.500 km,lik uzun bir motosiklet maratonundan dönerken öğrendik Akdenizin ortasında neler olduğunu. İhtilal oluyor dedim, o ne demek dedi, anlattım. Sinirlendi. Kim yapmış dedi, Allah’a inandığını söyleyip hoşgörü sahibi gözüken sözde müslümanlar yapmış diyemedim. Hiç bir şey söyleyemedim.

 

Faydasını bilimsel anlatamadığımız için dişini bile fırçalatmakta zorlanırken nasıl anlatacağız çocuklarımıza gerçek müslüman olduğuna inanan sözde müslümanların gerçek müslümanlık adına yapmaya çalıştığı bir devrime asıl gerçek müslümanlar engel oldu, bu sırada sözde müslümanlar gerçek müslümanları kandırmıştı, hatta bu sırada bir sürü müslümanın hakkı yendi ama merak etme biz sözde degil gerçek müslümanız diye. Güzel ve yalın dinimi bu kadar kavram kargaşasında nasıl anlatacagım ben…

 

Tüm küfürlerimi kırık gönlüme gömdüm.?

Cevap bırakın