Menu
in

Euro Be, Kim Tutar Seni!

Motosiklet pazarının ritmini belirleyen Euro bölgesi, motosiklet dünyasının kalbi olarak adlandırılır. Amerika Birleşik Devletleri’nin iki katı büyüklüğünde satış rakamlarına sahip olan bu bölge, motosikletin geleceğini de şekillendirmektedir. Bu gerçeğe, Euro 4 emisyon/güvenlik standartlarının hayata geçirilmesi sürecinde yakından tanık oluyoruz.

Milano’daki EICMA 2016 Fuarı’nda etkilerini açık seçik gördüğümüz Euro 4’ün ne getirip ne götürecek tartışması, yıl boyunca çok su kaldıracaktır.
Dışarıdan baktığımızda Euro 4 standartları, insan sağlığını ve güvenliğini ön plana çeken bir kurallar manzumesi gibi gözüküyor. Peki işin aslı öyle mi? Pek sayılmaz. Şüphesiz Euro 4 insanın doğa ve çevre ilişkisini gözeterek daha sağlıklı ve güvenli yaşayacağı ortamı kurma yolunda bir adım. Ancak, Avrupa Birliği insan odaklı gözükse de aslında ekonomik güç birliğidir. Euro 4’u bu gerçeği göz ardı etmeden değerlendirmek gerekir.1 Ocak 2017 tarihinden itibaren Euro 4 standartlarını karşılamayan motosikletler, Avrupa Birliği ülkelerinde satılamayacak. Bu kural, yüksek teknolojiye sahip üreticilerin pazarı kontrol altında tutabilmesinin yegane yoludur. Teknolojiyi üret, kullanımı mecbur kıl; tehdidi bertaraf et!Burada şu soruyu sorabiliriz kendimize. Peki ama tehdit nereden geliyor? Tehdit, hızla gelişen ve büyüyen üçüncü dünya ülkelerinden geliyor. Yakın geçmişte Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan’da en yaygın ulaşım aracı bisikletti ve hatta çekçeklerdi. Bugün artan refah seviyesiyle insan gücüne dayalı ulaşım araçlarının yerini motosiklet aldı.  Hindistan’da neredeyse herkesin bir motosikleti var. Çin, hızla mobilize olma yolunda. Tüm Avrupa ülkelerinde satılan motosiklet adedi 1 milyon civarındayken sadece Endonezya yılda 7 milyonu aşkın motosiklet satılıyor. Buna Afrika ve Güney Amerika ülkelerini de dahil ettiğinizde alt segmentte pazarın gerçekten büyüdüğünü, bu büyümenin sonucunda bu pazarlarda sektörün geliştiğini, üretim kapasitelerinin özellikle Avrupalı üreticiler için tehdit haline geldiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Çok üretip çok daha ekonomik fiyatlarla rekabet alanı yaratabiliyorlar. Buna karşın sektörün öncü markaları iki yola başvuruyor, birincisi teknolojilerini sürekli yenileyip daha konforlu ve güvenli motosikletler üretirken Euro 4 gibi kurallarla egemenlik alanlarını koruyorlar. Diğer yandan da söz konusu ülkelerde üretim yaparak büyüyen bu pazarlardan olabildiğince yararlanmaya çalışıyorlar. İkinci yönteme erken uyanan Honda, Yamaha, Suzuki, Kawasaki gibi Japon markalarının küçük cc’li motosikletlerin üretim ve pazarlama hub’ı olarak değerlendirdikleri Hindistan’a önce Duke ile KTM, şimdi ise G310R için TVS Group ile ortaklık anlaşması yapan BMW girdi.Motosiklet dünyasının devleri ileriye dönük bu hamleleri yaparken Türkiye’de ne oluyor? Kur tehdidi ile Euro 4’un getirip götürecekleri arasına sıkışan motosiklet sektörümüz, pazar paylarını artırmak, en kötü olasılıkla da mevcut paylarını korumak için 2017 planlarını yapmaya çalışıyorlar. Planları hakkında tam fikir sahibi olabilmek için ise Şubat sonundaki İstanbul Motobike Motosiklet Fuarı’nı beklemek gerekecek.  Motorunuzun ve yaşam sevincinizin hep “on” olması dileğiyle…

Cevap bırakın