Menu
in

Honda NM4 Vultus

 

Belki de en büyük olduğundan, böylece sıra dışılığın sınırlarını
ceplerinin derin olması sebebiyle zorlamayı başararak yeni şeyler
yaratma ve geliştirmek için yeterli bütçeyi elinde bulunduruyor.

Ancak Honda’nın tarihinde her zaman kalıpların dışında düşünmek vardı. Yalnızca teknik anlamda değil (oval pistonlar, V5 yarış motoru, monokok şasi, DTC şanzıman vb.), aynı zamanda DN-01, Valkyrie Rune, Pacific Coast PC800, her şeyin en başı Honda Super Cub C50 ve son modeli CTX700/1300 ikilisi gibi motosikletler yaratmak gibi…

 

 

Honda yalnızca şov motosikletleri yaratmıyor, onları üretime sokuyor ve ardından pazarın bunları arzulayıp arzulamayacağını görmek için bekliyor, genellikle de beğeniliyor. Marka bu konudaki son atılımını geçen yılın Mart ayında ilk olarak Osaka Show’da ve dünyanın geri kalan pazarlarına sunulmadan hemen önce de, dünyaca ünlü Londra ComicCon Çizgi Roman Fuarı’nda tanıtarak duyurdu. Honda NM4 Vultus, Japon manga kitapları veya anime filmlerinden fırlamış çığır açıcı bir tasarıma sahip olmakla birlikte, alışılmış iki tekerlek parametrelerinin dışında, kesinlikle bambaşka bir sürüş deneyimi sunmak üzere hayata geçirilmişti. Vultus Latin dilinde yüz veya ifade anlamına geliyor ve tasarımcısı Taro Nishimoto sağolsun, NM4 (New Motorcycle olabilir mi? Honda bir açıklama yapmıyor) bu yüz kalabalığın içinde hemen ayırt edilebiliyor. Bu, parmakları Playstation kumandasına kilitlenmiş ve video oyunlarla büyümüş iPod neslinin sürücülerine göre yaratılmış değişik tarzda bir araç… Onlar scooter’ların havalı olduğu kadar pratik de olduğunu düşünüyorlar, Vultus ayrıca daha da fazla performans sunuyor.

 

 

“21.yüzyıldan bazen ‘Asyalı Asır’ olarak bahsediliyor.” diyor Avustralyalı yorumcu Mike Hanion. Kendisi dünyanın lider endüstriyel tasarım uzmanlarından birisi ve her türlü fark yaratan yeni ürünlerin incelendiği gizmag.com sitesinin de sahibi. “Asya’nın refahının gelişmesi dünyayı değiştiriyor, her yerdeki insanların üzerinde ciddi şekilde etki yaratıyor, buna ulaşım şekli de dahil. Dünya nüfusunun üçte ikisi Asya’da yaşıyor ve bu kişiler scooter’ların gerçekten aile arabası olduğu bir çevrede büyüyorlar. Yani Vultus’un potansiyel ilk büyük pazarı, genç tarzdan hoşlanılan, fütüristik manga tasarımının kabul gördüğü, scooter’ların başlıca ulaşım aracı olarak görüldüğü, boy ortalamasının kısa olduğu ve batı toplumlarının aksine motosiklet kullanmanın cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kabul edildiği Asya ülkeleri… Ancak NM4 şüphesiz, motosiklet tutkunu olmayan sürücülere de yönelen, kullanımı kolay, büyük hacimli ve kült fütüristik Japon tasarımına sahip bir araç olarak, batı ülkelerinde kendisine yeni müşteriler de bulabilir.” diyor.

 

 

Her neyse, Vultus’u yaratmak için Mikura ve adamları geçen yıl tanıtılan neo-cruiser CTX700’de olduğu gibi, çığır açan NC700›de de kullanılan ve daha sonra biraz daha şişirilerek piston çapının 4mm arttırılmasıyla 670cc’den 745cc’ye çıkartılan sekiz valfli paralel-ikiz sıvı-soğutmalı motoru kullanmışlar. Motorda yapılan bu değişiklik sonucunda eski versiyona göre 3 beygirlik bir artış elde edilmiş. 10.7:1 sıkıştırma oranı ile 6,250devir/ dk’da 54 beygir ve yalnızca 4,750devir/dk’da 68Nm tork sunuluyor. Vibrasyonu önlemek için ise, Yamaha’nın 20 yıl önce önderlik ederek geliştirdiği ve 90 derecelik V-Twin karakteristiğinin ve torkunun, tıpkı seyahat endurosu Super Ténéré’de ve sportif TRX’te kullandığı gibi, daha kompakt bir paralel ikiz motordan elde edilmesini sağlayan 270 derecelik krank miline yerleştirdiği karşı dengeleyiciler kullanılmış.

 

Geliştirilen bu Honda motorunda, her parça mümkün olduğu sürece birden fazla görev üstleniyor. Örneğin; kam mili aynı zamanda su pompasını, denge şaftları yağ pompasını çalıştırıyor. PGM-FI yakıt enjeksiyonu 36mm’lik Keihin gaz gövdesine egzozda bulunan oksijen sensörü sayesinde optimum düzeyde yakıtla besliyor. Açıklanan yakıt tüketimine göre, Vultus’un motoru standart olarak sahip olduğu DCT/Dual Clutch Transmission ile bir litre benzinle 28.4 km mesafe gidebiliyor. Bu da 11.6 litrelik yakıt deposuyla 300 km menzil demek… Tıpkı diğer modellerde olduğu gibi DCT, varlığı ile debriyaj manetinin yokluğu anlamına geliyor ve sürücüye ya tam otomatik – gazla ve git – D modu (Drive),ya S modu (Sport) veya 6 vitesten birisini gidonun üzerinde bulunan düğmeyi oyun konsolu kumandasını sarmaya alışık sol baş parmak ile seçme şansı tanıyan MT (Manuel) modu sunuyor.

 

 

Tehditkar manga görünüşünün altında ön tarafa doğru eğilerek ağırlık merkezinin alçaltılmasına yardımcı olan paralel ikiz motorun yerleştirildiği, CTX700’de kullanılan temel çelik tüplü elmas şasi yer alıyor. Geleneksel 43 mm’lik Showa çatal ayarlanamıyor ve 125mm sönümleme mesafesine sahip. 33 derece açıyla yerleştirilmesi sayesinde tekerlekler arası mesafe 1.645mm’ye çıkmış, bu da kararlı ve rahat bir sürüş anlamına geliyor. Alüminyum arka salıncak üzerinde görev alan, benzer şekilde ayarlanamayan Showa amortisör 100 mm tekerlek hareketine müsaade ediyor. Sebebi ise, aracın yere oldukça yakın ve 650mm yüksekliğindeki selesiyle yeterince alçak oluşu ki, bu Vultus’u erkeklere olduğu kadar kadınlara da uygun bir unisex araç haline getiriyor. Yani Batman’den çok Kedi Kadın değil mi? 10 kollu alaşım jantlar üzerlerinde Dunlop Sportmax D423 lastikleri taşıyor. 18’’lik ön lastiğin boyutu 120/70 iken, 17’’lik arka jantı saran 200/50 ölçüsündeki lastik 54 beygirlik motor için biraz sorun anlamına geliyor. Ön tarafta çift piston Nissin kaliperin ısırdığı 320 mm’lik dalgalı disk, arkada tek piston kaliperli tek diskten oluşan fren yer alıyor. Aracın deposu tam doluyken kantarın ibresi 245 kg’yi gösteriyor, ağırlık dengesi ise %49/51 şeklinde. İki kanallı ABS standart olarak bulunuyor.

 

İki ayna arasındaki 933mm.’lik mesafe ile Batman tarzı gövde yapısı, Vultus’u geniş ve keskin hatlara sahip bir araç yapıyor. Manga ve anime etkisi her tarafına yansıyan Vultus’un keskin kıvrımları, özellikle de kemikli suratı pek de dikkatlerden kaçabilecek gibi değil. Aydınlatmanın tamamı LED. Sinyaller ve aynalar gövdeye gömülmüş. Mavi renkte çerçeveye sahip küçük ön far oldukça iyi iş çıkartıyor. Saklama hazneleri ön taraftaki gövde panelinde bulunuyor. Sol gidonun arkasında bir litre hacme sahip kilitlenebilir hazne, kontak anahtarı ile açılabiliyor ve içerisinde de 12V’luk bir çakmak bulunuyor. Sağ tarafta bulunan daha geniş bölüm ise, üç litrelik bir alan sunuyor ve üçgen şeklindeki düğmeye basılarak açılıyor. Yağmurluğunuzu koymak için bile yeterli bir alan sunuyor. Daha fazla eşya taşımak için gereken yan çantalar, daha yüksek ön cam, ısıtmalı elcikler gibi parçalar opsiyon listesinde mevcut. Çok hoş özelliklerden biri de, kullanılmadığı zamanlarda yolcu selesinin doğrultularak sırt dayaması haline getirilebiliyor olması. Üç farklı açıyla kaldırılıp 25mm ileri-geri dört kademe hareket ettirilerek ayarlanabiliyor. İnanın bana, sırtınızla ilgili herhangi bir şikayetiniz varsa bu motosiklet tam size göre… Ciddiyim! Vultus’un alçak selesi sebebiyle kısa boylu kullanıcılar için de yerleşmesi kolay kokpitini karşınıza aldığınızda, bir uçak kokpitine geçmiş gibi oluyorsunuz.

 

 

Ayaklarınızı uzatarak dayadığınız küçük ama fonksiyonel ayaklıklar ise, bir scooter’dan çok motosiklet gibi hissettiriyor. Dik oturuş pozisyonu sayesinde sürüş moduna göre değişkenlik gösteren renkleriyle sizi büyüleyen dijital gösterge paneli, her zaman görüş alanınızda yer alıyor. Vultus, D modundayken panel beyaz, S modunda pembe, MT modundaysa kırmızı rengi alıyor. Buna alternatif olarak 5 farklı ton arasından (toplamda 25 renk var ) dilediğinizi de seçebilirsiniz. Ben mor olanı beğendim veya yıldızların altında yapılan akşam sürüşünde de gece mavisi bence iyi gidiyor. Panel oldukça şık ve bilgilendirici… Dijital ekranın ortasında genişçe bir hız, etrafında ise kilometre sayacı, çift tripmetre, yakıt menzili, yakıt göstergesi, devir göstergesi, dış ortam sıcaklığı ve evet, vites göstergesi var. Ana ekranın iki yanında kalan bölgelerde ise diğer uyarı ışıkları bulunuyor. İşte tüm bunlar hep Playstation nesline yönelik tasarlanan bir motosiklet olmanın sonucu! Sele öyle güzel bir yapıya sahip ki, uzun bir yolculuğun ardından bile uyuşuk bir popoya razı kalmak durumda değilsiniz. Bir gün benzin için durmak zorunda kalana kadar 150 mil yol gittim ve ne kadar konforlu olduğuna inanamadım. Bunun sebebi; muhtemelen dizlerimin kırık şekilde değil, oldukça esnek ve gevşek şekilde durması ve elbette sırt dayamasının sağladığı destek olmalı. Hızlanma oldukça etkileyici, özellikle de full-auto modunda… Vites geçişleri o kadar fark ettirmeden ve doğrusal şekilde oluyor ki, insana akışkan bir performans hissi veriyor. Yine de dilediğinizde MT moduna alıp, parmağınızla motoru devirlendirebilirsiniz.

 

 

Bunu yapmadığınız takdirde D modunda, sizin yapmaya hazır olacağınızdan daha önce vitesi yükseltme riskini almış oluyorsunuz. Sport modu daha iyi, ancak burada bile kimi zaman, özellikle virajlı tepeleri tırmanırken istemsiz olarak vitesi erken yükseltme girişimde bulunuyor. Ama genel olarak motor 2000devir/dk’da bile sorunsuz çekiş sağlayarak ilerleyebiliyor. Vultus üzerinde bulunan DCT’ye alışmak çok kolay oluyor. Sahip olduğu iki debriyajın biri ilk kavrama, 1., 3. ve 5. viteslerden sorumluyken, diğeri ise 2., 4. ve 6. vites ile ortak çalışıyor. Kompakt olmaları için bu debriyajların milleri biri diğerinin içinde olacak şekilde tasarlanmış. Bu şanzıman sistemi sonucunda vites geçişleri yalnızca pürüzsüz olmakla kalmıyor, çift kavramaya sahip oluşuyla vites geçişleri sırasında meydana gelen kesinti daha az olduğundan dişlilerin üzerine binen şok en aza indiriliyor. Böylece yumuşak geçişlerin yanında vites kaçırma gibi bir durum söz konusu olmadığı için (Bu motosikleti yeni sürücüler için ideal yapan bir başka yarar daha), zarar görmesi neredeyse imkansız dişliler, çok daha sağlam kalıp uzun ömürlü oluyor. İki otomatik moddan bir olan D, şehir ve otoyol sürüşleri için daha uygun. Ayrıca optimum yakıt verimliliği de sağlıyor. S modu ise, biraz daha sportif ve daha yüksek performans için vites yükseltmeden önce motorun biraz daha devirlenmesine ses çıkarmıyor. Sistem aynı zamanda frenleme esnasında normalden daha erken vites düşürerek ekstra motor freni sağlıyor. İşin güzeli hem D hem de S modundayken DCT, anında vites kutusuna müdahale etme şansını sunuyor. Yalnızca yapmanız gereken; gidon üzerinde bulunan artı veya eksi tuşlarına basmak. Benzer şekilde bir virajdan düşük devirde çıkarken gaz kolunu hızlıca köklediğinizde bu işlem (bu durumda vites küçülterek devri yükseltmek) otomatik olarak gerçekleşiyor ve istenilen ekstra güç tekerleğe iletiliyor. Dahası, D modunda DCT; sürücünün tepkilerinden kalabalık şehir sokakları veya dağ yolları gibi nasıl bir çevrede olunduğunu anlayıp, vites değiştirme düzenini buna göre ayarlayarak, sürüşü olabilecek en uyumlu şekle sokmaya çalışıyor.

 

Ön camın ayarlanamıyor olması gerçekten iyi olmamış, buna opsiyonel yan saptırıcılar yardımcı olabilir. Çünkü kalender motor performansına rağmen, Vultus yüksek hızlarda seyredebiliyor. Otoyolda yanından geçerek arkamda bıraktığım araba sayısını unuttum ki, bu arabaların sürücüleri yol boyunca bana doğru yanaşıp Vultus’u uzun uzun kestiler. Vultus ile birlikte alışmanız gereken bir durum da, şehrin herhangi bir yerine park ettikten sonra döndüğünüzde, etrafında ona bakan insanların olması. Sanıyorum Vultus, şimdiye kadar kullandığım en göze çarpan motosiklet! Yol tutuşu; uzun aks mesafesine ve ayarlanamayan süspansiyonlara rağmen, engebeli yollarda dahi oldukça iyi.Bbunda düşük ağırlık merkezine sahip olmasının da rolü büyük elbette… Aslında ön tarafta bulunan Showa’ların uyumu harika, yönlendirmesi de öyle… Ancak arka amortisör; arka tekerleğe 100mm’lik hareket mesafesi sunmasıyla öne göre çok daha sert kalıyor.

 

 

Basit olarak anlatacak olursak, ön ne kadar iyiyse arka da o kadar kötü! Ve arkadaki 200’lük lastik, sadece moda uğruna orada duruyor. Ön lastiğin köşesine kadar yatırsanız bile, arka Dunlop’ların kenarlarında iki adet 10mm’lik kullanılmayan alan kalıyor. Frenler de biraz yumuşak hissettiriyor. Öndeki tek diskte umduğum kadar güçlü bir ısırma yoktu. Markaların, gerçekten zorunlu kalmadıkları sürece, ön tarafta çift disk kullanmamaları konusunda destekçileriyim. Ancak bence, Honda burada kullanmalıydı. Hangi hızda olursanız olun iyi durabilmek için, arka freni biraz sert kullanmanız gerekiyor. Honda’nın C-ABS kombine fren sistemini, müşteri profili genellikle büyük (daha büyük) motosiklete geçiş yapmış ve bu sistemden memnun kalacak kişilerden oluşacak bir motosiklette kullanmamış olması ise şaşırtıcı…

 

Her şeye rağmen Honda; ilk olarak Vultus gibi sıra dışı ve kaçık bir motosikleti, küresel satışlar için seri üretime sokarak saygıyı hak ediyor. Şüphesiz Vultus, satın alma güçleri yeni keşfedilmiş Asyalı müşterilerin istekleri doğrultusunda galerilere yerleşen son çılgın model olmayacak. Evet gerçekten, dünya değişiyor.

 

 

TEKNİK ÖZELLİKLER
Motor: Sıvı-soğutmalı, 4-zamanlı, 8 valfli paralel ikiz motor.
Motor Hacmi: 745cc (77mm x x80mm)
Sıkıştırma Oranı: 10.7:1
Maksimum Güç: 40.3kW @ 6,250 devir/dk
Maksimum Tork: 68Nm @ 4,750devir/dk
Yağ Kapasitesi: 3.9 litre
Besleme: PGM-FI elektronik yakıt enjeksiyonu
Depo: 11.6 litre
Yakıt Tüketimi: 28.4km/l (D modunda)
Çalıştırma: Elektrik
Akü Kapasitesi: 12V/11.2AH
Debriyaj Tipi: Islak tip, çok diskli, hidrolik 2 debriyaj
Aktarma Tipi: 6 vites, ikili debriyaj
Son Aktarma: Zincir
Şasi: Elmas tip çelik boru
Uzunluk: 2380mm
Genişlik: 993mm
Yükseklik: 1170mm
Aks mesafesi: 1645mm
Sele Yüksekliği: 650mm
Yere en yakın nokta:130mm
Ağırlık (ıslak): 245 kg
Ön süspansiyon: 43m teleskobik çatal, 125 mm sönümleme
Arka süspansiyon: Monoşok, Pro-Link Salıncak, 100mm sönümleme
Ön tekerlek: Çok kollu alaşım, 18M/C x MT3.50, 120/70 ZR18
Arka tekerlek: Çok kollu alaşım, 17M/C x MT6.25, 200/50 ZR17
ABS Tipi: 2 kanallı ABS
Ön fren: 320mm dalgalı tek disk, çift piston kaliperli
Arka fren: 240mm dalgalı tek disk, tek piston kaliperli
Distribütör: Honda Motor
www.honda.com.tr

Cevap bırakın