Menu
in

Honda X-ADV

Yazar: Alişan Fidan

Honda uzunca bir süredir adından söz ettirecek füturistik bir motosiklet ile bizlere gelmemişti. Tasarımı bugüne kadar Honda’nın ürettiği hiçbir şeye benzemeyen X-ADVENTURE’ı sizler için test ettik.

Öncelikle motorundan başlayalım. Integra, NC750x ve S modelinde kullanılan 745CC hacimli paralel iki silindirli aynı blok burada da kullanılmış. 53 beygire ve 68 NM torka sahip. Motorun az devir çeviren fakat rakamlardan da anlayabileceğiniz gibi yüksek tork eğrisi ile hareket eden bir karakteristiği var. 180-200 bin KM gibi rakamları devirmiş NC750X gördüğüm için motorun sağlamlığı konusunda hiçbir şüphem yok. Ara hızlanmalar ise torkun da etkisiyle alt devirden itibaren müthiş bir kararlılık ve güç hissi ile geliyor. Adeta tren gibi çekiyor. Yapısı itibariyle düşük devirde gitmeyi seven motor, 6000 devir gibi kesiciye giriyor ve bu gerçekten az. Aslında günlük kullanırken oldukça yeterli fakat biraz biberli kullanıma geçtiğinizde alışık olduğunuz motor sesine göre vites artırmak gibi bir düşünceniz varsa farkında olmadan sürekli kesiciye geliyorsunuz. Sanki böyle tam motor güç vereceği devire gelirken bir şey onu kopup gitmekten alıkoyuyormuş gibi oluyor. Biraz buna alışmanız gerek. Vites atmak demişken Honda’nın yaptığı en iyi işlerden biri olan DCT şanzımanını da anlatmadan geçmeyelim.

Japon üreticinin diğer modellerinde de kullandığı bu şanzımanı birkaç motorunda daha denemiştim. DCT şanzımanı çok beğenmiştim fakat bir uzun yol motosikleti bana göre otomatik vitesli olmamalıydı. İşin içinde biraz alışılmış değerlere gelen tutuculuk var diyebilirdik. Fakat DCT şanzımanın bu scooter’a çok iyi uyduğunu düşünüyorum. Normal bir scooterda kullanılan CVT şanzımanlar gücü hem daha geç ve yavaş hem de DCT’ye kıyasla daha fazla yakıt tüketimi ile sağlıyordu. Hem vitesli bir motosikletin gecikmesiz kavrama, anında gelen güç, düşük yakıt tüketimi ve sürüş hissine sahipken hem de otomatik vitesin rahatlığına sahibiz. Daha ne isteyebilirdim ki! Hatta bana göre artık tüm scooterlar DCT türü bir şanzımana sahip olmalı. Çünkü çok zevkli!

DCT şanzımanı D moduna aldığınızda gayet sakin ve erken vites atmayı seven bir karakteri var. Canınız sakin gitmek istediğinde D modundaki şanzıman buna gayet iyi cevap verecek şekilde ayarlanmış. Pırrrrrr *TIK* Pırrrrrr *TIK* sesleri eşliğinde yol almak rahatlatıcı ve sakinleştirici bir etkiye sahip. S moduna aldığınızda kesiciye çok daha yakın devirlerde vites atıyor ve gaz tepkisinin ise biraz daha sertleştiğini anlayabiliyorsunuz. Benim en sevdiğim mod ise Manual modu oldu. Sağ elcikten manual ve otomatik modu arasında geçiş yapabildiğiniz bir tuş vasıtasıyla iki mod arasında giderken ve dururken geçiş sağlayabiliyorsunuz. Modu değiştirdikten sonra ekrandaki S veya D modunda olduğumuzu söyleyen gösterge kısmı deaktif oluyor. Vitesler siz istediğiniz zaman sol elcikte bulunan + ve – tuşlarından yönlendiriliyor. Açıkçası vitesin geçme hızını bile anlamıyorsunuz. Tek anlayabildiğiniz şey her vites atışında değişen ses ve bir tren gibi hızlanan X-ADV. Zincirli aktarım sisteminin de yardımı ile anında tepki veren scooterı spor tarzda kullanmak müthiş bir haz. Çekiş kontrol sisteminin olmaması kimine göre korkutucu olabilir ama bence müthiş zevkli. Düşük hızlarda bir vites küçültüp gazı açıp yanlayarak kontrollü şekilde çıkmanın hazzını burada 10 sayfa yazsam anlatamam. Hızlanması çok güzel, gazı çok kolay dozajlanır şekilde ve acemi kullanıcı için bile müthiş rahat.

Tasarımı ise Honda’nın bugüne kadar yaptığı hiçbir şeye benzemiyor. Bana NASA’nın Mars ve Ay görevlerinde kullandığı araçları son derece anımsattı. Kullandığım beyaz rengin diğer renkler ile harmanlanması ise müthiş olmuş. Eğer uzay filmleri ve NASA’nın ekipmanlarına aşinaysanız bu dediğim şeylerin detaylarını scooterın heryerinde fark edebilirsiniz.

Selenin dokusu ve kesim şekli, kadran, ön tarafın hafif basık olması, plastik parçaların kesim şekilleri, egzozun şekli, stoplar, artçı pegleri ve kullanılan krom parçalar gibi şeyler hep işin füturist kısmına kaçar vaziyette. Hatta artçı peglerini açtığınızda kauçuk parçanın içindeki çizgilerin bile bundan nasibini aldığını net şekilde görüyorsunuz. Hiçbir parçada kalitesizliğin emaresi bile yok. Herşey çok özenilerek tasarlanmış ve üretilmiş.

Kadranda her şey mevcut. Herşey yerli yerinde ve okunabilir vaziyette. En sevdiğim özelliği ise tarih kısmı oldu. Saat göstergesine ek olarak bir de tarih göstergesi eklemişler ve bunu tam olarak “Geleceğe Dönüş” filmindeki o meşhur DeLorean’ın içindeki zaman bilgisayarının ekranındaki gibi yapmışlar. Kadranı ilk gördüğümde istemsiz bir “Vaaaay” dedim. Böylesine bir detay görmek hem sevindirici hem de aletle olan bağınızı artıran bir etken. Kullanılan geniş gidon sayesinde de motora oldukça hakim bir pozisyondasınız. Elcik korumalar rüzgardan gerçekten koruyor ve kışın çok işe yarayacağını düşünüyorum. Keşke bir de ısıtmalı elcik opsiyonu olsaydı ama sorun değil onu da biz takarız artık…

Selede kullanılan malzeme sert ama rahat ve çok kaliteli. Artçının oturacağı kısımda farklı bir malzeme kullanılmış. Sürücü için çukur yapı muazzam güzellikte rahatlık sağlıyor. Bu rahatlığa ayakların koyulduğu yerde topuğu sabitlediğimiz minik bir çıkıntı da büyük oranda yardımcı oluyor. Sele altı bagajı ise ben pek beğenmedim. Öncelikle seleyi açtığımızda çok dar bir açıyla içeriye göz atabiliyoruz. Keşke biraz daha yukarı kalksaydı. Ayrıca içine baktığımızda gittikte sivrileşerek derinleşen bir tasarım söz konusu ve bu sivrileşen kısma toz ve ufak parçaların birikeceği kesin. Onun dışında bir kaskı alan bagajın başka bir özelliği yok. Daha pratik bir tasarım uygulaması yapılabilirmiş diye düşünüyorum.

Depo kapağının açılışı ise çok güzel ve kaliteli (tuşa basınca yavaşça yukarı kalkıyor) olmasına karşın dış kapağın altındaki esas kapak açtıktan sonra elde kalan tarzda. Yani bu kadar geleceğe dönüş tarzı bir tasarım yaparken bunun unutulması bence kötü ve yanlış olmuş.

Ayarlı ön cam ise oldukça başarılı. İlk ayarlamaya çalıştığınızda “ee şimdi neresi n’oluyor?” diyorsunuz ama öğrendikten sonra ayarlaması çok basit. Soldaki kilit mekanizmasını açın ve yuvarlak manivelası ile ayarlayıp yola devam edin…

Tamamen ayarlanabilen süspansiyonları kilonuza ve istediğiniz sertlik ayarına göre ayarlayabilirsiniz. Orijinal gelen ayarı ile 70 KG olan bendeniz şehir içindeki ani manevralarda, hızlı ve yavaş virajlarda, hafif arazi sürüşü ve çukurlarda oldukça rahat bir şekilde yolculuk ettim. Şasi’nin oldukça rijit olması özellikle yüksek hızlı girdiğiniz virajlarda müthiş bir güven duygusu sağlıyor. Sanki bir scooter değil gerçekten büyük bir motosiklet kullanıyormuşsunuz hissi yaşatıyor size. Çukurlarda ise telli ama tubeless olan jantların da esneme etkisiyle pek bir şey hissetmiyorsunuz. Yerden yüksekliği ise arazi sürüşlerinde ayrıca bir artı fakat bu artısını eksiye dönüştürmemek için 238KG’luk ağırlığını Honda gayet alçak konumlandırmış. Bu sayede elde etmeye çalıştıkları kolay kullanım hissini yakalamışlar.

Nissin tarafından üretilen frenler oldukça iyi ve güzel bir ısırma hissiyatı var. ABS oldukça iyi çalışıyor ve gereksiz anlarda devreye giriyormuş gibi değil. Ayrıca arka diski tutan bir de el freni var. Bu el frenini sağ ayağınızı koyduğunuz yerin hemen üzerinden çekebilirsiniz. Lastiklerin tutuşunu ise pek beğenmedim. Daha iyi tutan lastikler ile değiştirmeniz gerekebilir.


Sonuç olarak Honda X-ADV, Japon üreticinin diğer motosikletlerinde kendini kanıtlamış motoru ve şanzımanı, ileride kesinlikle klasik olacağını düşündüğüm hiçbir şeye benzemeyen tasarımı ile özel bir scooter. E tabii olarak böyle bir durumda fiyatı da ona göre oluyor. 52 bin liralık fiyatını ilk duyduğunuzda “Bir scooter için çok değil mi?” diyorsunuz fakat üzerine oturup detaylarını gördüğünüzde ve sürüşünü tecrübe ettiğinizde bu parayı hak ettiğini anlıyorsunuz. Çünkü üzerindeki tasarımla ilgili malzemelerin %90’ı daha önce Honda’nın başka motosikletlerinde kullandığı parçalar değil ve sadece bu scootera özel üretilmiş. Yani aslında sadece 53 beygire, 745CC hacme ve DCT şanzımana sahip şekilli bir scootera değil, Honda’nın bundan 20 hatta 30-40 yıl sonra bile hatırlanacak özel bir scooterın ruhsatına adınızı kazıyacaksınız. Eğer siz de kendinizi özel hissetmek, her gittiğiniz yerde ilgi çekmek, ileride klasik olacak bir scootera binmek ve bolca soruya maruz kalmayı seviyorsanız X-ADV tam size göre.

 

Teknik Özellikler

Motor Tipi:

Sıvı soğutmalı, Paralel Twin 2 silindirli
motor, SOHC 8-valf

Motor Hacmi (cc):

745 cc

Silindir çapı x strok (mm):

77mm x 80 mm

Sıkıştırma Oranı:

10.7: 1

Yakıt Sistemi:

PGM-FI electronic fuel injection

Maks. Güç:

54 bg @ 6,250 devir/dak.

Maks. Tork:

68Nm @ 4,750 devir/dak.

Ateşleme:

Elektronik ateşleme

Çalıştırma:

Elektrikli

Şanzıman:

6 vites, slak multiplate Hidrolik / ıslak
multiplate Hidrolik Çift kavramalı (DCT)

Güç Aktarımı:

Zincirli

Boyutlar (UxGxY) (mm):

2245 mm x 910 mm x 1375 mm

Tekerlekler arası mesafe (mm):

1590 mm

Sele yüksekliği (mm):

820 mm

Yerden açıklık (mm):

162 mm

Yakıt kapasitesi (lt):

21 lt.

Ağırlık (kg):

238 kg

Distribütör:

Honda Motor

https://www.honda.com.tr/

 

Cevap bırakın