in

Milenyum Kuşağı Sürücüleri

Yazar:

Yeni bir yıla girerken geleceğe ilişkin temennilerde bulunmak yetmiyor, insan gelecekte nelerle karşılaşacağını da öğrenmek istiyor. Gerek bölgemizdeki, gerekse ülkemizdeki siyasal, sosyal ve ekonomik çalkantıların yarattığı kaotik ortamda “n’oluyor” diyemeden “nasıl geçti koca yıl anlamadık” diye hayıflandığımız yılın şu ilk günleri, geleceğe göz ucuyla bakmak için ideal zaman.

Cem Batırbaygil

Motoron Dergisi Editörü

Geleceği görmek için şüphesiz medyum olmanıza gerek yok; mevcut verilere dikkatli baktığınızda önünüzü görmeniz olası! Satış patlaması yapan modeller, yeni trendler, yok satanlar ve elde patlayanlar, rakibin yaptığı hamleler… tüm bunlar, bir kaç yıllık gelecek planları için işe yarar! Ancak büyük resmi görmemize yetmez. Dünyanın değişimine odaklanmamız gerekir. Bunu gerçekleştirdiğinizde ise motosiklet sektörünü gelecekte çokça ilgilendirecek ve hatta başını ağrıtacak Milenyum Kuşağı’nın kapıya dayandığını ve motosiklet sahibi olmaya başladıklarını göreceksiniz.
 
90’lardan itibaren dünyaya gelen ve artık birer yetişkin olarak aramızda olan Milenyum Kuşağı, sadece motosiklet sektörünü değil tüm dünyayı değiştirecek bir dinamizme sahip. Ama konumuz motosiklet olduğuna göre biz yine kendi sınırlarımız içinde kalalım. Bugün 20-25 yaşları arasında olan, özgürlüğüne düşkün, teknoloji tutkunu, hız seven ve kalıplara sığmayan bu kuşağın en önemli özelliği kendilerine duydukları güven.
 
Ne kuşaklar geldi geçti şu memleketten neden Milenyum Kuşağı? Çünkü Türkiye’de bu kuşağın temsilcilerinin sayısı diğer ülkelere oranla çok daha yüksek. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkemizde 20-24 yaş arasında ortalama 7 milyon kişi var. Ve çok daha önemlisi bu kuşak, aslında önceki hiçbir kuşağa benzemiyor. İletişime önem veren, seçici, otoriteden hoşlanmayan, rutin işlerden sıkılan, yaratıcı farklılıklardan etkilenen bu kuşağın ele avuca sığmaz oluşu, geleneksel markalar için tehdit oluşturuyor. Onlar anne babaları gibi ömür boyu çalışmak, şirkete bağlılık gibi kavramları takmadıkları gibi markalara da körü körüne aşık olmuyorlar. Dahası internet ortamında doğdukları için her konuda internete başvuruyorlar. Motosiklet hakkında her bilgiye internetten erişiyorlar, beğenmedikleri bir konu söz konusu ise hiç üşenmeden internette şikayetlerini dile getirip yayılmasını sağlıyorlar. Çok güçlü bir sosyal ağları var, günün her anı iletişim halindeler. Ne, nerede, kim, ne yapıyor takip ediyorlar. Geleneksel pazarlama yöntemlerinden daha ziyate sosyal yönden desteklenen, onları ana aktör kabul eden interaktif etkinliklerden etkileniyorlar.
 
Geldik zurnanın zırt dediği yere “ne olacak”? Olacağı şu, her geçen yıl büyüyen bu dinamik kuşağın motosikletle tanıştığı yıllardayız, onları nasıl etkileyeceğinizi, onlara nasıl davranılması gerektiğini şimdi öğrenemezseniz, yarın çok geç olacak. Çünkü bu kuşağın sabrı yok; arkasına takılan, onlardan ilham alan 10’lu yaşlardaki Z kuşağının ise hiç sabrı yok. Herşeyi anında istiyorlar.
Şimdi, şu kritik soruyu kendinize sorun! Milenyum Kuşağı, kendilerinden en az iki üç nesil öncekileri etkileyen “Geleneksel Motosiklet Fuarı”mızdan etkilenir mi? Bu soruya vereceğiniz doğru yanıt, geleceği görmenizi sağlayacak.
 
Motorunuzun ve yaşam sevincinizin hep “on” olması dileğiyle…

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Mıcırlı, Kumlu Dik Yokuşu Motosikletle İnmek

MOTED için Karar Anı.

REKLAM