Menu
in

Panik Duygusu İle Başa Çıkabilmek

Paniklemek insanın doğasında olan, zihinsel olarak aniden karşılaşılan tehlikeli durumlarda kontrolümüzden çıkan duygularımızın aklımızın kontrolünü içgüdülerimize devretmesidir. Hepimizin zamanla içine düştüğümüz bu durum motosiklet sürücülüğünde birçok kazanın sebebidir.

 

 

Beklenmedik tehlikeler karşısında kasılıp yanlış davranışlarda bulunduğumuz bu psikolojik durumu nasıl bertaraf edebileceğimize bakalım.

 

 

Öncelikle paniklemeyi neyin tetiklediğini bilmemiz gerekir. Takiben bu kasılmayı yaratan durumlardan önceden kaçınabilmemiz, bu duruma düşmekten bir şekilde sakınmamız gerekir. Paniklemeyi tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişir ama genellikle zamanla, hızla ve sürprizin stresine bağlıdır. Bu ikisi birbirine bir şekilde bağlıdır. Tetikleyici unsurlardan sakınmanın en baş kuralı sürücünün görsel farkındalığının genişlemesi ve uzamasıdır diyebiliriz. Olabildiğince ileri bakmakla ve periferik görüş yeteneğimizi kullanmakla bu amaç elde edilir. Görsel farkındalığa hız unsuru bağlıdır; ne kadar hızlı iseniz, sizin baktığınız mesafe de o kadar ileride olmak durumundadır. Doğal olarak da motosiklet sürüş teknikleri konusundaki fiili beceriniz, kâğıt üzerinde kalanlar değil, bu hızı kontrol edebilecek seviyede olmalıdırlar. Sürüş yaptığınız gerçek hızın gerektirdiği yönlendirme ve frenleme becerilerine sahip olmanız gerekir. Sadece teoride bilmek ama el/beden alışkanlığını henüz kazanmamış olmak bu beceriye sahipsiniz anlamına gelmez. Gereklilik aniden doğduğunda derhal ve otomatik olarak beklenmedik ve uygun olmayan şartlarda dahi ilgili teknikleri devreye sokmanız şarttır.

 

 

Paniklemeyi bertaraf edebilmek için o sırada verilen reaksiyonları iyi tanıyıp en iyi şekilde karşı hareketi yaparak sorunun üstesinden gelebilecek bilgilere sahip olmamız gerekir. Gittiğiniz yöne bakın deriz daima, komik geliyor kulağa aslında. İnsan başka nereye bakar ki zaten diyebilirsiniz. Ama bir panik halinde bu durum yapılması en zor hareket halini alır. Çünkü çoğunlukla panik durumunda bakışlarımız tehlikenin kendisine kilitlenir ve doğru onun üzerine doğru gideriz hâlbuki tehlikenin kendisine değil ondan kaçış yoluna veya güvenli bir bölgeye, olmamız gerek hatta odaklanmamız gerekir.

 

 

Hedefe kilitlenmek, bakışlarımızın tehlikeye odaklanması daha doğrusu bakışlarımızın 2 saniyeden fazla bir objeye kilitlenmesi sakıncalıdır. Önümüzde kaymaya başlayan aracın fren lambalarına, karşı yönden yaklaşmakta olan sağ dönemecin dış tarafındaki hendeğe odaklanmak yanlışını yapabiliriz ama esas olan, güvenli olan sürüş hattımıza ya da bir tehlike veya engel varsa ondan kaçış yoluna bakmamızdır. Netice de motorumuz baktığımız yöne doğru gider. Bu sebeple bakışlarımızı doğru kullanmamız çok önemlidir. Bu süreç içinde bakışlarımızın yan alanlarını daraltacak her etken içinde bulunduğumuz tehlikenin savuşturulmasında olumsuz bir durum yaratır.

 

 

Bakışlarımızın bir yere 2 saniyeden fazla kilitlenmesi hız değişimindeki doğal algılama kabiliyetimizi kötüleştirir. Sürati algılama yeteneğimiz görme ve diğer duyularımıza bağlıdır. Tecrübeli bir sürücüde bu hız değişimini algılama yeteneği 3-4 km/saat hız farkına kadar inebilir. Bir pist yarışçısında bu çok daha hassas değerlere iner. Bir tur süresinde meydana gelen 1 saniyelik değişme çok büyük bir değişmedir. Normal olarak saniyenin 1/10 normal, kabul edilebilir bir durumdur. Lastik, yarış trafiği ve hava şartları hariç bunun üzerinde değişimler sürücü açısından normal kabul edilmezler.

 

 

Toplu sürüşlerde grubun lideri dönüşlerde sürat değiştirme konusunda çok dikkatli olmalıdır. Bazen 4-5 km lik bir hız değişimi grup içindeki bir sürücünün paniklemesine yetebilir. 60 km/ saat hızı bir sürücüye çok hızlı hissettirenin son 7-8 km/saati olması ihtimali kuvvetlidir. İnsan beyni doğuştan en fazla bedeninin koşma hızına uyarlıdır. Bir süper spor motora uyarlanması uzun zaman ve talimlerle olabilir. Panik, kavrama yeteneğimizi o kadar engeller ki direk olarak yoldan dışarı yâda karşı yönden gelen araca doğru gideriz hâlbuki paniklemesek bu durumlarla kolaylıkla baş edebilirdik. Burada panik duygunuzu kontrol altında tutup, etkisizleştirerek bakışlarla tehlikeye odaklanmamak, hızınızı olabildiğince düşürerek kaçış hattınıza odaklanarak normal sürüş yapıyormuşsunuz gibi soğukkanlı davranabilmek gerekir.

 

 

Paniklemeyi sürüş yaşamımızdan tamamıyla çıkaramayız ama temel bilgilere sahip olarak ve temel becerileri kazanmış olarak panikleyeceğimizi önceden hissedebilir ve bu duygu devreye girmeye başladığında bu durumu fark edip onu derhal etkisizleştirmeye çalışabiliriz. Tabi birde tehlikeleri önceden görüp, önlem almakla bu durumlara hiç düşmemeye çalışmak en doğrusudur. Bu sebeple caddelerde daima bir stratejiyle sürüş yapılması tavsiye edilmektedir.

 

 

Aklınız aktif olarak sürüşte ve sürüş çevrenizde olsun. Seyirci gibi bakmayın ve hayatınıza seyirci kalmayın.

 

 

 

 

 

 

 

Cevap bırakın