Menu
in

Restorasyon dizisi bölüm III

 

Vespa’yı Birleştiriyoruz

Özet:

3 adet Vespa PX’i satın aldık. Baştan ayağa soyup, elden geçirip, askeri bir temaya sahip olması için uğraşacaktık. Soyduk, birincisinin altyapısını hazır ettik. 3 Vespa için gerekli parçaların bir kısmını Tünel’deki Skuter Servis Davut Temur’dan, bir kısmını da yurtdışı seyahatlerimiz esnasında oralardaki Davut’lardan temin ettik. Madrid seyahatim esnasında satın aldığım parçalarla beraber İstanbul’a döndüğümde, Apo, motorun şasisini boyacıdan almış, büyük bir hızla motoru üzerine yerleştirmiş, benim parçalarla geri dönmemi bekliyordu. Motorun rengi beklediğimden çok daha güzel olmuştu.

 

 


 

 

 

Motorun şasi ve bütün kapakları aynı bej renge boyandı. Yan kapak ve öndeki bazı parçalara kamuflaj kaplatmayı planlamıştık. Lakin bundan sıkılırsak kolayca sökelim ve de ruhsatta renk değişikliği olmasın diye her şeyi önce ana gövde rengine boyattık. Apo, boyacıdan gelen şasinin üzerine, daha önceden topladığımız ve paket ettiğimiz motoru oturtmuş, çürüyen orta park ayağının yenisini alıp takmış, orta ayak ve arka tekerlek üzerinde beklerken buldum Çöl Tilkisi’ni. Rengin ilham kaynağı, 2. Dünya Savaşı’nın Afrika Çölleri’nin tozunu attıran Alman komutan Erwin Rommel’in ordusunun araçları olmuştu benim için. Düşmanlarının bile büyük bir saygı ile andığı Rommel, o kadar hızlıydı ki, bazen üst komuta kademesi bile, onun tam olarak nerede olduğunu bilemiyordu. Çölün yıpratıcı etkisi ve güneşin kavurduğu Alman askerlerinin kullandıkları araçların yaklaşık renkleri, hemen hemen böyle bir şey olsa gerekti… Ya da siyah beyaz fotoğraflarda bu rengi andırıyordu.

 

Motorun ön maşası için Apo beni beklemişti. Ön maşa ve ön jant göbeği de daha doğru olduğunu düşündüğümüz için gövde ile aynı renge boyattık. Apo’nun beni beklemesinin sebebi SİP Scootershop’tan alarak yanımda getirdiğim ayarlı ön süspansiyonun motora takılacak olmasıydı. Motorun yan kapakları ile ön çamurluğunu film kaplamacısına verdik. Onlar da 1-2 gün içinde hazır olacaktı. Ön süspansiyonun yay sertliği, üzerindeki sonsuz bir vida sayesinde mesafesi yettiği kadarıyla yumuşağa veya serte ayarlanabiliyordu. Bunu ön düzene takarak, maşayı yerine oturttuk. O gece hızımızı alamayarak motorun neredeyse tamamını toplar gibi yaptık, en azından genel hatları ile neye benzeyeceği belli olmuştu.

 

 

Donanım

 

Motorun standart donanımını “standart” bıraktık. Yani motoru açıp her şeyini yeniledik ama büyük silindir, büyük karbüratör, daha geniş karbüratör memeleri gibi herhangi bir modifikasyondan şimdilik kaçındık. Özellikle benim motoru çalışmadan aldığımız için, ilk etapta ne denli sağlıklı çalışacağını görmek bizim için daha önemliydi. Motorun bütün telleri yenilenerek şasinin içindeki yerlerine konulmuştu. Vespa’nın önemli özelliklerinden bir tanesini de motoru çıplak görünce anladım. Ortalıktan, görünür hiçbir yerden hiçbir kablo geçmiyordu. Elektrik ve mekanik tellerin tamamı şasinin ortasındaki tünelden geçerek arkada motora, önde de direksiyon kolonunun içinden gidona çıkıyordu. Sinyallerin çoğunda kırıklar veya eksikler vardı, bunlar Skuter Servis’ten alındı. Askeri motora uygun görünmesi için plastik sinyal korumalar SİP Scootershop’tan alınmıştı. Madrid’ten aldığım stop lambası camı da motorun mevcut stobu ile birlikte yerine takıldı. Yine İspanya’dan getirmiş olduğum ikinci el, kırmızı dekorlu Vespa kilometre göstergesi, motora çok yakıştı ve değişik bir hava kattı. Yan kapaklar da kaplamacıdan gelince motorun üzerine taktık. İlk turlar biraz azap vericiydi; yeni debriyaj balatalarının birbirine alışmasına çalıştık, bu sebeple yaptığımız git-geller sonrasında debriyaj telleri yeniden ayarlandı. Diğer iki motorun sahibi Cem ve Apo, motorlarının tek koltuklu olmasını istiyorlardı. Ortaya çıkacak boşluğa da yedek lastik, benzin bidonu, yangın söndürücü gibi ekipmanlar koyacaklardı. Özellikle Cem, “ne olur ne olmaz, çöle gidersek, 2. Yedek lastik şart” biçiminde ısrar ediyordu.

 

 

İlk aşamada bitecek olan Çöl Tilkisi’ndeki standart dışı en önemli değişiklik ön ve arka jantın tubeless lastik takılabilecek çemberlerle değiştirilmiş olmasıydı. Bunların fiyatları bir hayli pahalı olsa da, yürüyen aksamın güvenli olması bakımından bunların takılmasını istedim. Motorun mevcut selesinin Cem ve Apo’nunki gibi tekli olmasını istemedim. Bunun yerine, orijinal selemi biraz değiştirerek kullanmaya karar vermiştim. Sele için doğal deri kaplama aradım, konuştuğum herkes doğal derinin kullanımının çok zor olacağını söyleyince mecburen vazgeçtim. Motorun rengine çok uyacağını düşündüğüm renkte bir kaplama bularak, kendi mobilyacıma gittim. Çizgi Mobilya; kendi deyimleriyle ahşaptan bir tek canlı insan yapamıyorlar. Kendi bünyelerinde döşeme atölyesi de var. Atölye’den Eyüp adeta bir sanatkâr. Orijinal seleyi aldık, daha önce tadilat gördüğünü düşündüğümüz selenin döşemesini söküp attık. Altı fena durumda değildi. Arka kısmının spor görünmesi için ek bir parça koyduk, selenin yüzeyini yeniden şekillendirdik. Eyüp ve ekibi süper bir işçilik çıkartarak sele kaplamasını tamamladılar. Böylece motorun eksiklerinden birisi daha tamamlanmıştı.

 

3 motorun üzerine takılacak ekipmanları taşıyabilecek, borudan bükebileceğimiz bir koruma ekipmanı yapmayı planladık. Yağmurlu bir günde Cem, Apo ve ben Karaköy Perşembe Pazarı’na giderek pratik bir boru bükme makinesi ve ham boru alarak dükkâna döndük. Akşamın o saatinde Ali ve Apo uğraşarak benim PX’e yan koruma donanımını sıfırdan tasarlayarak büktüler. Ortaya çıkan iş inanılmaz kaliteliydi. Motorun tubeless lastikleri için Türk lastik firması ANLAŞ sponsor oldu. Daha o hafta üretilmiş bir çift IRC lastiği bize gönderdi. Jantlara bunları taktık, görünüm tahminimizden daha iyi oldu. Bu esnada motoru atölye çevresinde kullanarak yeni değişen ve birbirine alışması için zaman gereken motor parçalarının daha sağlıklı çalışmasını sağladık. Motorun önü için büktüğümüz koruma demirini güçlendirerek üzerine yangın tüpünü monte ettik. Bu konuda çok çeşitli görüşler var, kimileri “yangın tüpü kırmızı olur, doğru yapmışsınız” derken, kimileri de bu tüpün motor rengine boyanması gerektiğini düşünüyor. Ben yangın tüpünün kırmızı kalması gerektiğine inananlardan olduğum için, şimdilik böyle kırmızı devam ediyoruz.

 

 

Muayene

 

Anadolu’da kullanılan eski modelli motorların en büyük problemi yapılmamış olan muayeneleri. Oralarda pek kontrol falan olmadığı, ya da olsa da küçük yerde bu kontrol biraz zayıf tutulduğundan mıdır nedir, bu şekilde hayatını sürdüren pek çok motor bulmak mümkün. Bizim motor 1994’te satın alındıktan sonra kullanılmış ve hiç muayeneye gitmemiş. Dolayısıyla Tüvtürk’e baktığımızda 2005’te başlayan muayene gecikme zammı 500 liraya ulaşmış, muayene ücreti ile birleştiğinde 570 lira gibi bir masraf çıkıyordu. Muayeneye gidebilmek için bir donanıma daha ihtiyaç vardı; bizim motorda olmayan ayna. Çok aradık ettik, motorun yanına takılabilecek aynalar olmasına rağmen, sol tarafta yeri olduğu için gidon üzerine orijinal sol ayna takarak bu problemi de hallettik. Maslak Oto Sanayi Sitesi’ndeki Tüvtürk’e giderek motor için renk tespiti yaptırdık. Renk değişikliğinde değişik bir şeyler denemiş iseniz, belirsizliğin içine düşüyorsunuz. Muayene istasyonu önemli olan konunun motora kesilmiş renk faturası ile emniyete gitmek olduğunu söyledi. Motorun renk tespiti olarak “bej” yazmak istemelerine karşın, bej renk menüde kahverengi ana renginin altında olduğu için kahverengi, kamuflaj yazmak istemedikleri için de kamuflajın yeşile dönük rengine bağlı olarak da yeşil olması gerektiğine karar verdiler. Dolayısıyla renk tespitine “yeşil-kahverengi yazıldı”, ki sizlerinde fotoğrafta göreceği üzere rengi yeşilkahverengi ile hiçbir alakası yok!

 

 

Muayene o anda yapılmıyor. Bir başka tespit de şasi numarası değişikliği. Eski Vespa’lardaki şasi numaraları önce 4-5 harf, sonrada bir seri numaradan oluşuyor. O dönemde her nedense kayıtta sadece bu numaralar şasi numarası olarak yazılmış. Şimdi ise model kodunun belirtildiği VSX1T’ye benzeyen başının da ruhsatta olmasını istiyorlar. Dolayısıyla bunun da tespiti yapıldı. Bu evraklar ve Apo’nun renk faturası ile Sarıyer Emniyeti’ne gittim. Burada gereken değişiklikler yapıldı, yenilenmiş ruhsatla tekrar muayene istasyonuna giderek muayeneyi onaylattım. Sonunda her şey tamamlanmıştı, Vespa yeniden yollara dönmeye hazırdı…

Cevap bırakın