Menu
in

Sezon Başı Ortalık Manzaraları

Geçen ay oğlumun çalınan ikinci motosikletiyle ilgili olarak elimdeki kamera görüntülerini Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğü’nün cd formatında olmadığı gerekçesiyle almadığını anlatmıştım. “İstanbul Emniyet Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği’ne” diye başlayarak “İstanbul Valisi Sayın Vasip Şahin ve İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Dr Mustafa Çalışkan nezdinde Küçükçekmece Emniyet Müdürü Sayın Uğur Özdoğanoğlu ve İstanbul Oto Hırsızlık Masası Amirliği’ne” başlıklı dilekçemden sonra olanları merak ediyorsunuzdur.

Öncelikle kendisinin rütbeli bir polis olduğunu ifade eden bir görevlinin beni araması, sonrasında görüntülerin benden alınarak polisin işini yapmış olmam ve yaşanan karışıklık nedeniyle özür dilenmesi, akabinde birkaç gün sonra motosikletimizin bulunduğu haberiyle birlikte hırsızlardan birkaçının yakalanarak çetenin çökertildiği bilgisi gelmeliydi değil mi? Unut, yok öyle bir şey. Ne arayan ne soran oldu. Hırsızların görüntülerinin olduğu usb bellek ile gezip duruyorum. Motosiklet ortada yok haliyle. Yorumu siz yapın; geçiyorum.

Çalınan motosikletin çalınmadan önce KTM yetkili servisi Moto X’de başına gelenleri yazmıştım. Aradan makul üzeri bir süre geçtikten sonra servisin sahibi Şakir Şenkalaycı aradı. Yazdıklarımın tamamının doğru olduğunu, söylenecek söz olmadığını, bunu nasıl telafi edeceğini bilemediğini ama gerekli önlemleri aldığını söyleyerek özür diledi. Eleştirilerden ders çıkartmak yerine bana kızmayı seçen servis, distribütör, vs,ye alışık olduğum için bu normal durum beni şaşırttı açıkçası.

Scooter üzerinde olunduğunda büyük motosikletleri geçmek için çabalamanın nasıl bir ruh halinden türediğini anlamak için bu yaz bir scooter almayı planlıyorum. Yoksa bu tuhaf durumu aradan geçen bunca yıla rağmen anlamam mümkün değil. Ama bu arkadaşların kendilerini geliştirdiklerini de söylemeliyim. Kısa ve dar mesafelerde aldıkları gereksiz risklerle öne geçtikten sonra trafiğin açıldığı durumlarda normal olarak geride kalacak olduklarını bildikleri için son eylem olarak ellerini bırakıp hafiften arkalarına yaslanıyorlar. Bir eliyle ayağını kaşıyan modeller olurdu eskiden. Bu hareketin anlamı; “Motora binmesini bilmiyorsun. Altındaki motosikletin büyük ve güçlü olması seni iyi motorcu yapmıyor. Hatta berbat bir motorcusun. Al bak geçtim işte. Aaa şimdi gazlayabirsin ama seninle işim bitti. Bak ayağımı kaşıyorum yarışmıyorum, hatta ellerimi bırakıp geriniyorum. Ne halin varsa gör” Arkadaş, hepsinde haklısın. Ama niye kısacık mesafede bu kadar risk alıp kendini zor durumlara sokuyorsun. Hatta buradan ilanen söylüyorum ki scooter kullanıcılarının büyük çoğunluğu kesinlikle benden iyi motosiklet kullanıyor. En azından gördüklerimin ve beni geçenlerin büyük çoğunluğu diyebilirim. Ama çok rica ediyorum biraz yavaş lütfen. Hey siz; dana kadar motosiklete binenler. Çekilin scooter geçecek. Abartmayın, uzatmayın. O kadar.

Her Mayıs yazısında olduğu gibi tekrarlıyorum. Viraja biraz daha yavaş girmekten hiçbir şey olmaz. Evet korumalar biraz bunaltıyor olabilir ama sana bir kez lazım olacak, unutma. Trafikte kimseyle yarışılmaz, özellikle kendinle. Bu tehlikeli hobiyi daha da riskli hale getirmenin alemi yok. Ve bugüne kadar çok bahsetmediğimi fark ettiğim bir tavsiye; korumalar sıralamasında kasktan sonra ikinci sırada gelen yegane parça kulaklıktır. Kulak tıkacı olmadan kesinlikle sürmemenizi öneririm. Bunun faydaları ve dış sesi almak için hangilerinin kullanılacağını gelecek ay detaylandırırım. Güzel bir bahar olsun inşallah. Selametle.

Cevap bırakın