Triumph Street Triple 675

Test Yazar: Sinan Özgen

Triumph Street Triple 675

Triumph Street Triple 675’i Türkiye’de son dönemde politikada adı çokça geçen Isle of Man’da kullanma şansı bulmuştuk. Bu yazıda hem ada ve üzerinde yapılan sokak yarışlarıyla ilgili bilgi vereceğiz, hem de Triumph Street Triple’ın kullanım özelliklerine bakacağız.

Isle of Man, yani Man Adası, İngiltere’nin batısında, İrlanda ile İngiltere arasında bulunuyor. En uzun yeri 52 kilometre, genişliği de 22 kilometre kadar olan adanın nüfusu 85.000 kişi. İçişlerinde bağımsız bir hükümeti olsa da, ada aslında Birleşik Krallık’a bağlı olarak idaresini sürdürüyor. Ada’da hayvancılık, çiftçilik gibi geçim kaynakları olsa da, asıl geçimlerini motosikletçilerin yarattığı turizm faaliyetinden sağlıyorlar. Ada’nın en turistik aktivitesi olan “Turist Trofisi” (TT) yarışları, FIM’in kontrolünde düzenlenen MotoGP’nin de bir sınıfı olan yarışların başında geliyor. Bu yarışların en büyük özelliği sokakta yapılması. 37 mil (yaklaşık 60 kilometre) uzunluğundaki bir parkurda gerçekleştirilen yarışlar bildiğiniz evlerin arasındaki sivil sokaklarda geçiyor. En önemli aktivitelerden birisi de motorla adaya gelip bu parkurda sürüş yapmak. Ada’yı tanıtan kitapçıklarda başlıca bilgi olarak “Isle Of Man’daki yollarda sanılanın aksine hız limitleri vardır ve yoğun kontroller yapılır” demişler.

Triumph Street Triple 675 1. İçerik Fotoğrafı

TT Yarışlarından tam bir gün önce adadaydık ve Arai Lansmanı’na katılmıştık. Arai bizim kaskları test edebilmemiz için motosiklet ayarlamış ve bunların da büyük çoğunluğu ilk nesil ve ikinci nesil Street Triple’lardan oluşuyordu. İkinci nesil 675’e hem TT Pisti olan ada yollarında, hem de Ada’nın kapalı parkuru Jurby pistinde binme olanağı bulduk, adeta aşık olarak indik. İlk nesil, yani yuvarlak farlı 675 ile karşılaştırdığımızda köşeli çift fara sahip ikinci nesil gerçekten daha ileri bir motosiklet. Belki donanımı aynı ama sürüş hissiyatı ikinci nesilde kesinlikle daha iyi. Bu nedenle, ikinci el olrak alacağımız motorlarda ikinci nesli kovalayabiliriz.

Triumph Street Triple 675 2. İçerik Fotoğrafı

Jurby Pisti’nde İzlenimler Jurby, adanın kuzey batısında yer alan bir kasaba. Burada eski bir havalimanının iki pistinin birleştirilmesi ile oluşan Jurby Pisti var. Pistin uzunluğu 3,2 kilometre kadar, burada pek çok TT takımı antrenman yapıyormuş. Arai bizler için motosiklet kiralayan bir şirketten motor ayarlamış. Birinci nesil ST675 ile piste çıkıyoruz. Gri rengi ve çift farları ile güzel bir motosiklet. Üzerine aksesuar olarak takılmış Arrow egzoz yüzünden olsa gerek, sesi biraz çok çıkıyor ve düşük devir çekişi daha sonra bineceğimiz ikinci nesil 675’e göre daha zayıf.

Triumph Street Triple 675 3. İçerik Fotoğrafı

İkinci seansa çıktığımızda altımızda ikini nesil 675 var. Gerçekten sürüş kalitesi daha iyi. Motor daha performanslı, gazı açınca gidiş daha keskin. Süspansiyon konforu da daha iyi. Göstergeleri hemen hemen aynı, gazlayıp pistte tur atıyoruz. Triumph gerçekten de Japon rakipleri ile yarışabilecek motor ve sürüş özelliklerine sahip bir alet yapmış.

Triumph Street Triple 675 4. İçerik Fotoğrafı


İkinci El Fiyatları Şu an için piyasadaki ikinci elleri sahibinden.com’dan takip ettik. Her 675’in her türlü modeli özellikle İstanbul genelinde oldukça fazla satılmasına rağmen ikinci eldeki ilan sayısı çok az. Mayıs 2018’in başı itibarı ile yuvarlak çift farlı ilk nesile ikinci elde rastlayamadık. İkinci nesil köşeli farlı 675’lerin fiyatları ise 32 bin ile 43 bin lira arasında değişiyor. İzmir’de bulduğumuz sıfır kilometre 2016 675’in 8.600 euroluk fiyatı bizce oldukça uygun.

Triumph Street Triple 675 5. İçerik Fotoğrafı

Street Triple 675 ile TT Pisti’nde bir Tur Grand Stand’den başlıyoruz tura. İlk viraj hemen aşağıda Quarterbridge’de. Tabii yarıştaki gibi 180 mil/s ve üzeri hızlar mümkün değil. Üstelik ışıklarda 30 motosiklet bekliyoruz. Trafik tersten akıyor. Güneş var. Street Triple’ın tersten akan trafikte insanın aklını karıştırmayan mükemmel kontrolleri, eski bir dosta kavuşmuş gibi hissettiriyor bana.

otuHemen sonra efsane yarışçı Joey Dunlop’ın adına kurulan vakfın olduğu kilise virajına geliyoruz. Bu adam 26 kere TT’yi kazanarak efsaneleşmiş, içine kapanık, bir o kadar sevilen bir yarışçı. Yaşlandığında spor olsun diye Estonya’da bir sokak yarışında daha önce hep kazandığı 125cc ile yarışırken, ne olmuşsa motorun kontrolünü kaybetmiş, orada ağaçlara çarpıp ölmüş. Alçakgönüllülüğü hiç unutulmamış. Hemen o noktada sola virajda yolun dış kenarındaki bordürler eğik yapılmış. Buraya kadar tapagaz gelip motorun ön tekerleğini bordürlere vurup dönüyormuş. Dunlop bunu bir Fransız gazeteciye demeç verirken en alçak gönüllü sesiyle anlatıyormuş, sunucu “Mösyö, bizim memlekette sizin gibi insanlar için yapılmış özel hastaneler var” demiş, akıl hastanesini kastederek. Kilise bahçesi eğimli, ahşap tribünler hazırlamışlar. Buraya kiliseye yardım yaparak girip oturabiliyormuşsunuz.

olBallacrane’e kadar yol hemen hemen düz. İşte Bee Gees’in evi. Sonrasında Guy Martin’in çarptığı duvar, yuvarlandığı trafik ışığı. Doran’ın Virajı, Sarah’nın klübesi, 11. Mil Taşı, buralar hep virajlı. Önde mihmandarımız olan bir hakem-sürücü var, R6 ile gazlıyor. Hemen arkasından yetişiyorum. Yer yer polis var, elinde radar tabancası, hakem abi buraları biliyor olmalı, gaz kestiği yerde kesiyorum, açtığı yerde yardırıyorum. Kirk Michael’den Ballaugh Köprüsü’ne kadar yol full gazlamalı. Önde R6, ben arkada Street Triple, habire gaz açıyoruz. En son 132 milde gaz kesiyorum. Street Triple’ın son hızı bu seviyede bir yerde, 210-220 km/s arası olmalı

Triumph Street Triple 675 6. İçerik Fotoğrafı

.

Ballaugh Köprüsü’ne yaklaşıyoruz. Köprü bir efsane, buraya kadar 200 mil ile gelen yarışçı bu yolun sola doğru döndüğü küçük köprünün üzerinde hopluyor ve diğer tarafa uçarak konuyor. Biz böyle şeyler yapmıyoruz elbette. Yarışçıların uçuş yönü sağdan sola doğru, yani sağından girip, köprüyü çapraz geçip soluna konuyorsunuz. Dümdüz uçarsanız hemen karşıdaki evin duvarına giriyorsunuz. 2014 yılında zavallı Bob Price’ın bir anlık dalgınlık ile uçup evin duvarında ölmesi bunun üzücü bir örneği. Ramsey virajına kadar yol çeşitli yerleşimlerden geçiyor. Yol tek gidiş geliş, arabalar parketmiş. 3 saat sonra buradan 300’le geçecekler, evlerin kapıları dahi açılmayacak, dışarı çıkılmayacak. Ramsey virajını dönünce dağa sarmaya başlıyoruz, Waterworks denilen baraj göletinden sonra yarış dönemine özel olarak yol tek yönlü düzenlenmiş ve hız sınırı yok. Efsanevi Mountain Course’ta gazlamanın tadını kelimelerle anlatmak pek mümkün değil. Street Triple 675 burada gerçekten insana kendisini harika hissettiren, mükemmel yol tutuşu ve viraj kabiliyeti olan bir araç olduğunu ispatlıyor. Dağ etabını hız sınırları olmadan geçmek çoğu motorcunun unutamayacağı bir deneyim. Yolun tek yönlülüğü Creg-ny-Baa isimli barda son buluyor. Buradan sonra bir süre daha normal trafik kurallarına uygun sürüp start finiş düzlüğünde turu tamamlıyoruz. Triumph sayesinde mükemmel bir tur attık.

YORUMLAR