Hudut Önceliği

Rauf Gerz

Hudut Önceliği

Rauf Gerz

Motoron Dergisi Yazarı


Park etmiş araçlarının içerisinde püfür püfür klimasını açmış, müziğini dinleyerek bekleyenlerin arasından 32 derece sıcakta astronot gibi giyindiğin kıyafetlerinle ilerlemeye çalışırken haliyle sucuk gibi terliyorsun. Yetmiyor, motorun fanı açınca aşağıdan bir fön makinesi gibi elbise üzerinden tütsüleniyorsun. Adı bende kalsın, bir sınır kapımızdan bahsediyorum. Sonra gümrük muhafaza ablamız “Ayıp olmuyor mu bu kadar insana, herkesin önüne geçiyorsun” diyor.

İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri hariç neredeyse hepsinin birçok sınır kapısından geçmişimdir. Ayağı yere basacak oranda sallıyorum ama sanırım 300-400 kez bu geçişi yaşamışımdır. Bir kez Montenegro’ya Adriyatik tarafından girerken bariz gıcıklıkla karşılaştım bir kez de Hırvatistan’a. O da kulak tıkacım nedeniyle söylenenleri anlamamamdan kaynaklanmıştı. Bunların haricinde her defasında motosikletimle kuyruğun en önüne geçmiş ve hem kuyrukta bekleyenlerden hem de görevlilerden sempati görmüşümdür.

Elbette sınır kapısına 30 motosiklet yığılıp herkesin önüne geçip saatlerce ortalığı bloke etmekten bahsetmiyorum. O zaman da birer birer aralara serpişip geçildiğine şahit olmuşumdur. Hatta bizzat görevliler tarafından bu şekilde yönlendirildiğim grup gezilerimi hatırlıyorum.

Elbette kimsenin hakkının yenmesini, saygısızlık edilmesini istemem. Ama motosikletlerin geçiş önceliği hele bu gibi durumlarda her zaman vardır. Kimsenin aracından inmeden tıkır tıkır geçiş yapması gereken yerde insanları öbek olarak ellerinde pasaportlarıyla o bankoda kabul ediyorsan geçmiş olsun. Önce oradaki düzensizliği gidermen gerekir.

Kışın sıcakta, yazın serinde, müziğini dinleyip rüzgar sesi duymadan gitmenin konforuyla; kendi başına ayakta duramayacak, doğal şartlarla birebir bütünleşen bir araçtan bahsediyoruz burada. Kısacası bir araç kuyruğu varsa motosikletler otomobillerin önüne geçer, nokta. Bu durum; ister sınır kapısında olsun ister vapur kuyruğunda, ister otoyol gişesinde olsun ister otopark girişinde öncelik motosikletindir.

Bunun için bir genelge olması, kanun maddesi yazılması gerekmez. Bu, medeniyet ve empatiyle gelişen bir ikram biçimidir. İkramlar ihtiyaca binaen düzenlenir. Elinde bisküvisi olmayana bir tane ikram edersin. Ayakta olana boş koltuğu sunarsın. Sulandırmak istemiyorum ama buradaki ihtiyaç bir anlamda acizlikle, yetersizlikle de ilgilidir.  Neredeyse her durumunda motosiklet ve sürücüleri avantajlıyken konu beklemek olduğunda doğal olarak korunmasız olmaları nedeniyle üzeri kapalı araçlara göre daha savunmasızdır. Burada sadece bir konfor eksikliğinden bahsetmiyorum. Öyle olsaydı yazın klimasız araçların klimalıların önüne geçmesi gerektiği gibi daha da detaylara girebilirdik.

Bunu sadece kişilerin araç tercihi olarak değerlendirip; “Bana mı sordu motosiklete binerken, beklesin dingil” diyen kitlenin bu yaklaşımının bize mahsus yeni bir kültür ürünü olduğunu düşünüyorum. Çünkü birinin bize göre daha avantajlı duruma geçmesinin hazmedilemediği ve tüm ayrıcalıkların sadece bize sunulması gerektiği yanlış algısının altında gizleniyor her şey.

Bu yüzden havalimanı kuyruklarında bebekli çocuklu aileleri kenardan çağırır görevli. Acizlik, ihtiyaç, ikram üçgeni tam olarak aynı gerekçeyle girer devreye. Ama ne var ki tüm bu sıralamaları yapmak için öncelikle gerçekten hak, hukuk, hakkaniyet, adil olma gibi içsel evrimlerin tamamlanmış olması gerekir.

Zor tabi haliyle.

YORUMLAR