Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü

Gezi Yazar: Pervin Ozulu

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü

Ege - Akdeniz sahilinden devam eden gezide akşam üstü Antalya varışım rüzgar eşliğindeydi, hatta o rüzgar “daha da şiddetlenirim” sözü veriyordu.

Gezi boyunca güneşli günlerin tam aksine Kaş’tan ayrıldıktan sonra havanın hızlıca bozması hiç iyi bir işaret değildi, o gün istikametim Antalya idi. Ilımlı hava Kemer’e yaklaşırken çaktırmadan kaybolmaya başlıyordu. Olacak artık o kadar, Ekim sonları olunca havanın değişmesi normal. Sürüş esnasında karanlık bulutları uzaktan görmeye başlıyordum, ilerledikçe onlara doğru yaklaşıyordum. Puslu havayı severim, farklı bir gizem ve doğa olayıdır benim için. Finike’den sonra yol sahilden ayrılıyor, dağlık manzaralardan yol devam etti. Havanın bulutlanması manzaraya özel bir nüans katmıştı, Tekirova mevkisinde iyice bozmaya başladı. Kemer civarı Beydağları manzarasında motor kullanmak keyifliydi, karanlığa doğru sürmek bana tatlı bir heyecan verdi. Çoğu kişinin pek sevmediği bu tarz kasvetli havalar benim hoşuma gider, çünkü doğayı ve doğanın gücünü çok daha yakından hissederim, aynı zamanda motorumla daha da çok bütünleşirim. İyi havada motor kullanmak elbette daha rahat ve daha risksiz, ancak bozulan hava şartlardaki sürüş farklı bir macera lezzetindedir.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 1. İçerik Fotoğrafı

Motorcu her şeye hazırlıklı olmalı.

Antalya’ya vardığımda güneş yeni batmıştı, gökyüzü muhteşem bir parlament mavisi rengindeydi, km’lerce uzun sahil şeridi harika görünüyordu. Sıra sıra devasal palmiyeler sahili süslüyor. Bu harika görüntüyle varış yapmıştım, gözlerim gökyüzündeki mavi rengiyle bayram yaptı resmen. Manzaranın karşısında motoru park edip illaki fotoğraf çekme isteği sanırım tedavisi olmayan bir hastalık oldu. Bıkmış olmam lazım artık, o kadar fotoğraf da çekilmez ki, ama o fotoğraf çekilecekti yine de. Bıkamıyorum, bıkmak istiyorum ama olmuyor. Nereden o enerji besleniyor onu da bilmiyorum. Motordan inince sert rüzgar beni sağ sola vurdu ilk başta. Sarsıldım, o kadarını beklememiştim, demek ki motor üzerinde daha güvendeydim. “Böyle havalarda motora binilmez” diyenlere karşı söz söylemiş gibi olduysam kusura bakmayın. O akşam yarın ki havanın nasıl olacağını hiç mi hiç düşünmedim, ertesi gün istikametim Isparta üzerinden Ankara olacaktı. Motorcu, en çok gezi esnasında herşeye hazırlıklı olmalı. Yolculuklarımda özellikle hava konusunda “Ne olacak, nasıl olacak?” diye fazla düşünmem, hava şartları gezinin ayrılmaz bir parçasıdır.” Antalya’da bir yerleri gezmek yerine bu sefer başka bir hedefim vardı. Antalya’da arkadaşım Meral yaşıyor, seneler sonra onunla tekrar görüşme sevincim vardı “Onu görmeden gitmem” dedim. Meral sosyal medya üzerinden yıllar evvel bana ulaşmıştı, motosiklet hakkındaki yazdıklarımı ve tek başıma gittiğim maceralı gezilerimi takip ediyordu, yazdıklarımı okudukça ona cesaret ve ilham verdiğim için hem sıkı takipçim olmuştu hem de cesaret aşıladığım için benimle iletişime geçip teşekkür etmişti. Cesaret gerektiren geziler yapan ve tek başına yola çıkan o dönemlerde başka bir kadın örneği henüz olmadığından öncü olmak ve taktir görmek gurur verici, aslında hiç bu şekilde geri bildirimler alacağımı tahmin etmemiştim, öyle bir hedefim de yoktu. Tamamen kendime ait dünyamla yola çıkarım. İnsan yaptığı şeyin doğru olduğuna tamamen inanırsa ve zorluklara kitlenmeden cesaretini sorgulamazsa, yapamayacağı şey yoktur. Toplumumuzda “Bir kadının özgürce bir şeylere cesaret edip tek başına yapması mümkün değildir” algısı  maalesef hala var.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 2. İçerik Fotoğrafı

Tarzımla ve motosikletimle toplum duvarlarının dışına çıkan bir örnek olmuştum Meral için. Meral gibi birçok genç kadın cesaret alarak sürüşe başladı, bunu bizzat bana söyleyenlerden biliyorum. Hatta motosiklet kullanmayı bırakan yaşça büyük bir çift beni izledikçe tekrardan motosiklet tutkularının canlandığını ve tekrar motor alarak sürüşe yeniden başladıklarını bana ilettiklerinde çok duygulanmıştım. Böyle güzellikleri bana aktarıp paylaştığınız için teşekkür ederim. Sevincim, örnek alınmış olmak değil, cesarete ihtiyacı olanların yolunu açmış olmak, bir kıvılcım vermiş olmak ve hayatlarına bir güzellik katmış olmak beni mutlu ediyor. Yıllar evvel Meral bir gün İstanbul’a geldiğinde ilk defa o zaman görüşmüştük. İlk görüşme olduğu halde eski dostlar gibi sarılmıştık, ortak merakımız “motosiklet” idi ve o merak bir arkadaşlığın başlangıcıydı. Aramızdaki frekans fena tutmuştu, o nedenle yıllar sonra Antalya’ya geldiğimde onu mutlaka tekrar görmek istiyordum. Ancak ilk olarak konaklama yerimi ayarlamam gerekliydi.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 3. İçerik Fotoğrafı

Öğretmenevini kolay bulmak için navigasyon sistemimi açıp hem ekrana bakarak, hem çevreye, trafiğe de bakarak yol tarifini dinliyordum. Istanbul trafiğini aratmayan bir yoğunluk vardı. “200 mt sonra sağdan 2. çıkıştan çıkın” diyordu yol tarifini veren ses, tam o sırada önemli bir telefon geldi ve navigasyonun sesi doğal olarak sustu. Nasıl olsa nereden çıkacağımı duymuştum, ayrıca “Öğretmenevi” tabelasını da görmüştüm, hatta az ileride öğretmenevini dahi görmüştüm, her şey yolundaydı. Trafik karışık ve yoğundu, hava iyice kararmıştı, buraların yabancısı olduğum için meraktan da çevreyi inceliyordum, levhaları okuyordum ve hala telefonda konuşuyordum. Doğru çıkıştan çıktım, yola devam ediyordum ve gideceğim yeri daha da yakından görümeye başlamıştım, ancak tuhaf bir şekilde hep dönüyordum, doğrudur diyerek dönerek devam ettim bende, aynı zamanda da itina ile konuşmakla kendimi meşgul ettim. Ne zaman neyi nerede kaçırdığımı bilmiyorum, gitmem gereken binadan uzaklaşmaya başlıyordum. Yolu kaçırmışım belli, yine de çok keyifliydim. Bir sonraki çıkışı kaçırmışsam da ne kadar önemli olabilir ki, döner bulurum yine yeniden, sonuçta bütün yollar bizim. Öğretmenevine vardığımda içerideki şık hava beni biraz şaşırtmadı değil, lobideki dev kristal avizeler ve yerdeki ışıl ışıl parlayan mermer gözümü doldurdu, birden lüks içindeydim. Motorum için güvenli park yerinin olması beni mutlu etmeye yetiyordu zaten. Kaliteli resepsiyon hizmeti tebrik edilecek tarzdaydı. Tozumla toprağımla etrafı kirletmeden bir an evvel odama çıkmak istiyordum. Hemen Meral’i aradım, ”Geldim, vardım Meral’cim.” “Harika, hoşgeldin canım. Nerede kalıyorsun?” “Öğretmenevindeyim Meral’cim, çok şık bir yermiş burası, yenilenmiş galiba.” “Süper o zaman, yarın sabah orada olacağım, görüşürüz orada.” ”Harika, saat 10 diyelim mi? 1-2 saat otururuz sohbet ederiz sonra 12 civarı en geç yola çıkarım.” ”Tamam, süper olur, çok sevinçliyim..” diye bu şekilde ertesi sabah için sözleşmiştik. Gezdiğim yerlerde genelde tek bir öğretmenevi oluyor, Antalya büyük bir şehir ve birkaç tane öğretmenevinin olduğunu ikimiz da atlamıştık. Navigasyon sistemine adres tarifini yazarken birkaç seçenek vermişmiydi vermemişmiydi farkında bile değildim. Nedense ikimiz de tek bir öğretmenevi var diye düşünmüşüz, farklı yerlerden bahsettiğimizi ancak ertesi gün buluşamayınca anlamıştık.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 4. İçerik Fotoğrafı

Motorcu herşeye hazırlıklı olmalı derken bu sırf hava durumu için geçerli değil, farklı durumları da kapsıyor, hesap çarşıya uymadığında çözüm odaklı olmak avantajlıdır. Her ikimiz ayrı yerlerde aynı saatte birbirimizi bekledik, şu an geriye dönüp bakınca gülümsüyorum halimize. “Nerede kaldın?” hesap sorar gibi olmasın diye ikimiz de birbirimizi hemen aramadık. Yola çıkmam gerektiği için kısıtlı zamanım vardı ve onun neden gelmediğini artık merak etmeye başlamıştım, aradığımda olayın gerçek yüzü ortaya çıkmıştı. Arasında epey mesafesi olan iki ayrı yerdeydik, şaşırdık kaldık ve hüzünlendik. Vakit az, programımız şaşmıştı, rahatça buluşmamız zor göründü “Ne yapalım, kısmet değilmiş” deyip üzülerek vazgeçtik. Ancak içim rahat etmedi, bir dakika geçmeden onu tekrar aradım “Meral’cim, altımda motor var, bu her şeye çare buluruz demek ve her yere gelebilirim. İkimiz için başka bir yer yok mu buluşmak için ikimizin gidebileceği bir yer?”

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 5. İçerik Fotoğrafı

“Ay harika olur… doğru diyorsun, nasıl yapsak acaba? Sahile gelebilir misin? Ben de bir şekilde sahile ineyim hemen.” dedi, “Elbette, kolay, deniz kokusuna doğru yolu bulurum.” dedim. Yer belirlemeden sonu görünmeyen o uzun sahilde bakalım birbirimizi nasıl bulacağız? Denizi gördüğümde onu aradım, intercom’um açıktı, motoru sürmeye devam ettim ve bulunduğum yeri tarif ettim ona, o da inmişti sahil kenarına ve bana gideceğim yolu tarif etti. Meral’im canlı bir navigasyon sistemi oluverdi, mükemmel bir motor sürüşü olmuştu ve ikimiz çok eğlendik. Konyaaltı’nda buluşmuştuk, kavuşmamız muhteşem olmuştu. Motoru tam gözümüzün önüne park ettik, “Gelsin şimdi kahveler, pastalar…” Yolca çıkma saatimin aksaması zerre kadar umurumda değildi, zaten çok öyle olmuyor mu gezilerimde?

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 6. İçerik Fotoğrafı

Niye şaşırıyorum ki... Plan dışı gelişenleri hep daha çok sevmişimdir, farklı bir güzelliği ve esrarı vardır. Sohbeti seven ve birbirini özleyen iki kadın buluşunca saatler havada uçup gitti. Antalya’dan ayrılırken denizdeki devasal dalgalara gözüm takılmıştı, eyvah eyvah olmadım değil hani… bu hiç iyi görünmüyordu… Hayırlısı deyip yoluma devam ettim. Antalya çıkış yolunda kenarda meyve satan köylüler vardı, birinde durdum ve bir poşet mandalina aldım, Antalya’nın mandalinası çok lezzetlidir. Satıcı motoruma hayran kalmıştı, ben mandalinalara o da motora bakakaldı. Isparta istikametini takip ettim, yol çok rahat, geniş ve çabuk akıp gidiliyor. Bugünlük güzergah Antalya’dan Isparta – Eğridir Gölü - Bolvadin - Polatlı, bozkır bölgeler üzerinden Ankara idi, minimum 520 km lik bir yolculuğun başındaydım. Isparta’yı geçince Eğridir Gölüne vardım, gördüğüm manzaraların içinde en güzel manzaralardan birisi idi. Bu yol epey bir süre göl kıyısından devam ediyor, ilk gördüğüm yerden göl kıyısına indim, mıcırlı bir yoldan aşağıya indim. Mıcırlı yollar aşağı inişlerde daha tehlikelidir, aman dikkat.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 7. İçerik Fotoğrafı

Kenarda terk edilmiş harabe bir tesis vardı. Camları kırık, kapıları sopalarla kilitlenmiş bu harabe bu tenha yerde beni ürküttü, yalnız olunca her şeyin etkisi çok daha fazla oluyor. Yalnızken en zor şeylerden birisidir, korkuyla baş etmek, benim için hayatın önemli bir parçasıdır ve bana enerji veriyor, korkmaktan korkmam. Bu tenha yerde o harabe içim ürperttiyse de fazla odaklanmadım, çünkü hayal gücümüz çokça oyun oynar bize böyle durumlarda ve gereksiz endişeleri yaşatabilir, çünkü çeşitli senaryolar üretiriz hemen. Buradaki muhteşem manzarayı görünce gerçekten mest olmuştum. Uğramasaydım çok pişman olurdum, içime düşen anlık tedirginliği hemen unutuverdim. Havanın gittikçe tuhaf şekilde kararması esrarengiz bir atmosfer katmıştı gezime. Sürüşe devam ettikçe o karanlık bulutlar iyice aşağıya çöktü, rüzgar gittikçe şiddetleniyordu. Gökyüzü siyahlaştı, rüzgar çok şiddetli bir fırtınaya dönüşmüştü. Ağaçların dalları yana yatıyordu, rüzgar ne var ne yok etrafta kopartıp atıyordu. Plastik muşambadan yapılmış dev kalın bir reklam afişi tüy gibi hafifmiş gibi yere paralel şekilde rüzgardan havalanmış ve kopacakmış gibi fırtınadan çekiştiriliyordu, yere yatay duruyordu havada.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 8. İçerik Fotoğrafı

Motordan inince ayakta durmakta zorlandım, hava sıcaklığı aniden çok düşmüştü. Üşümeye başlamıştım, bir benzin istasyonuna geldiğimde kışlık pantolonu ve içliklerimi giydim. Benzin de aldım ve o görevliden başka kimse de yoktu, ondan bir tane fotoğrafımı çekmesini rica ettim, o halbuki aceleyle tekrar kuytu kapalı yerine içeriye geçmek istiyordu. Yola sert fırtınada devam etmek yorucuydu, zorlu bir sürüş başlamıştı ve daha çok yolum vardı. Henüz yüksek bölgelere ve bozkır tenha yerlere gelmemiştim. Afyon Şuhut – Isparta yol ayırımı arasında, Bozdurmuş Beli geçidini rakım: 1440 den geçtiğimde manzaranın ıssızlığı etkileyiciydi. Sivrihisar’a geldiğimde Eskişehir istikameti ve Ankara istikameti ayrımı vardı, Ankara istikametinde hava yağmura dönecekti ve akşam yaklaşmıştı, acaba daha rahat olan Eskişehir Bursa üzerinden giden yoldan mı devam etsem ve direkt eve mi gitsem? Yoksa Ankara’ya mı devam etsem, fırtınaya ve yağmura doğru? O yol ayırımında Ankara istikametindeki kapkara bulutlara bakıp aydınlık görünen Eskişehir istikametine bakıp karar vermeye çalıştım. Sivrihisar - Eskişehir – Bursa güzergahını yeni geçmiştim, ayrıca Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret etmek istiyordum bu sefer. Simsiyah gökyüzüne doğru giden Polatlı yolunu seçtim.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 9. İçerik Fotoğrafı

Macera mı çekiyor beni nedir, ama aydınlık ve iyi havanın olduğu istikamet Eskişehir Bursa üzerinden gitmek istemedim, zaten plan Ankara idi, “Aynen devam” dedim, karanlığa doğru giden yolu seçtim. Bozkır bölgelerde sonu görünmeyen boşluklarda sürüş yapmak her motorcunun yaşaması gereken bir olay bence, sonsuz düzlüklere bakmak ve tepelerde olmak acaip güzel bir duygu. Bitmeyen mesafeleri karşımda görmek sonsuzluğa bakmak gibiydi. Bu bölge derin bir ıssızlık ve kaybolmuş duygusu yaşattı bana, sanki dünyayı insanlar tamamen terk etmiş gibiydi. Böyle yerlerden geçmek hayata çok farklı bir değer ve yeni olumlu bakış açıları katıyor. Cesaret şart, azim ve gururla yola devam etmek önemli, at üzerindeki bir Kızılderili gibi oluyorsunuz. Siz, atınız ve doğa, o kadar. Yolun devamında başlayan yağmur sürpriz olmamıştı. Yağmurun gelmesiyle fırtınanın şiddeti azalmaya başlamıştı ve motor sürüşüm rahatladı, ancak yağmurla beraber gece karanlığı bastırdı, günün bitmesi çabuklaşmıştı. İlerledikçe arabalar çoğalmaya başladı, uzun zamandan beri o gün tek başıma geçen yollarda artık araba, kamyonlar ve otobüsler görmeye başlamıştım. Ancak keşke yine hiç araç olmamış olsaydı, tek gidiş geliş yolda karşı araçların far ışığı yağmurda daha da gözümü alıyordu, özellikle yolların çok bozuk olması yeni bir sıkıntıydı.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 10. İçerik Fotoğrafı

Çokça kötü hatta eksik uyarı tabelası bulunan yol inşaatları başlayınca sıkıntılar çoğalmıştı. Sağanak bir dakika için bile olsa şiddetini kaybetmedi, durmadan yağmur devam etti. Yolda aydınlatma yoktu, uzun süreli olarak tek gidiş geliş bir yoldu, inşaat çalışmaları peş peşe karşıma çıktı, bir iki üç derken hep devam etti yol boyunca. Bazı kısımlar kapatılmıştı ve daraltılmış geçitlerden geçiş sağlanmıştı. Çalışmaların olmadığı kısımlarda da yol bozuktu, o yüzden yol inşaatının verdiği dert ile yolun kendi bozuk hali eşdeğerdeydi. Etrafa çamur balçık, çakıl mıcır yayılmıştı, karşı yönden gelen araçların farı nedeniyle görüş hem yağmurdan ve karanlıktan çok kısıtlanıyordu. Trafiğin yoğunlaştığı yerlerde tekrar bir inşaat alanına yaklaştığımın habercisiydi bazen, işime yaradı açıkçası. Tenha yerlerde sürüşlerimde korkularımın en azını yaşarım, tatlı bir tedirginlik olur sadece o kadar, ancak bu yoldaki insan hatalarından kaynaklı sorunlar, trafik uyarı levhaların eksikliği ve yolların kapatılmış olması tehlikeliydi.

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 11. İçerik Fotoğrafı

Bu şartlarda bunların hepsi tuzak kadar risklidir. İnsan faktörü esas korkumdur, birçok ihmal ve fuzuli tehlikeler vardı yolda. Böyle bir sürüşte ne kadar dikkat etsem kesinlikle yeterli olmadığını biliyordum. Gözün görmediği yerlerden geçerken ne kadar dikkatli olabilir ki insan? Tecrübe, sakinlik ve hayal gücü yardım eder bu tarz riskli sürüşlerde, tabii ki de bir büyük tutam cesaret olmalı çorbada. Bir dinlenme tesisi görünce durdum, acıkmıştım. Karnım gurul gurul homurdanıyordu, motorun sesini bile geçmişti. Neredeyse iki kişilik bol etli yemeklerle tepsimi doldurmuştum. Gözüm dönmüş gibiydim, hepsini de sildim süpürdüm yedim bitirdim. Ankara’da kısmet olursa Serpil Kalaycı ile buluşacaktım, ancak yolculuğum Antalya dan zaten planladığımdan geç başladığı için ve üstüne hava şartlarından dolayı da sürüşüm yavaşladığı için Ankara varışım daha da geç olacaktı. Serpil ile haberleştik, “Akşam buluşmamız zor gibi görünüyor, hiç zorlamayalım dedik, hatta Serpil’im sağ olsun yolda ara ara aradı beni, sürüş şartlarından tedirgin olmuştu. Çok tehlikeli olduğundan yola devam etmemeyi ve oralarda bir otel bulup kalmamı önermişti. Midem yeni enerji ile dolduktan sonra devam ettim. Ankara varışım beni çok etkilemişti, başkente gelmek manevi bir değer taşıyordu. Işıklı kocaman bir girişten geçtim, çok beğendim. Sağım ve solum ışıklandırılmış büyük binalarla doluydu, başkent havasını yaşadım hemen. Pek trafik yoktu, biraz turladıktan sonra öğretmenevinin yolunun tuttum. Öğretmenevinde birçok kişinin merak konusu oldum, uzaktan bakarak beni çözmeye çalışanlar vardı, bakıp bakıp inceleyenler vardı, uzaklaşanlar bile vardı. Öğretmenevinde şaşkınlığın olması normal aslında, her gün bu havada yolculuk yapmış bir motorcu kadın gelmiyordur buraya. Yorgun bir savaşçı gibi odama yerleştim, mutluydum hem de çok… bilir misiniz başarmanın sevinciyle yorgunluğun mutluluğu ile günü bitirmenin lezzetini? Atını bağlayıp çadırına geçmiş bir Kızılderili gibi bir maceralı yolculuğu arkamda bırakmıştım

Beklenmedik Fırtınada Antalya – Ankara Sürüşü 12. İçerik Fotoğrafı


YORUMLAR